Bir çocuğa kitap okumayı sevdirmek, ona yalnızca bir alışkanlık kazandırmak değildir. Aslında ona hayal kurmayı, düşünmeyi, sorgulamayı ve dünyayı farklı pencerelerden görmeyi öğretmektir. Ancak günümüzde çocukların dikkatini kitaba yöneltmek hiç de kolay değil. Telefonlar, tabletler, bilgisayarlar, oyunlar ve kısa videolar çocukların zamanının büyük bölümünü kaplıyor.
Peki çocuklara kitap okumayı nasıl sevdirebiliriz?
Bunun aslında çok daha erken yaşlarda başlaması gerektiğini düşünüyorum. Çocuk daha okumayı öğrenmeden, hatta harfleri tanımadan önce kitapla tanışmalıdır. Çocukluk döneminde farklı oyuncaklarla dolu bir oda hazırlamak yerine, onun yaşına uygun renkli resimli kitaplara, boyama kitaplarına ve görsel açıdan ilgi çekici çocuk kitaplarına da yer vermek çok önemlidir.
Çünkü çocuk, küçük yaşlarda kitabı ne kadar doğal bir şekilde hayatının parçası olarak görürse, ilerleyen yaşlarda kitaba karşı ilgisinin oluşması da o kadar kolay olur. Renkli sayfalar, resimler, karakterler ve hikâyeler çocuğun merak duygusunu harekete geçirir. Henüz okuyamıyor olsa bile kitabın sayfalarını çevirmek, resimlere bakmak ve gördükleri hakkında konuşmak onun için önemli bir öğrenme sürecidir.
Daha da önemlisi, çocuklara küçük yaşlardan itibaren kitaplardan masallar okumaktır. Anne veya babanın çocuğuna uyumadan önce bir masal anlatması yalnızca güzel bir aile anısı oluşturmaz. Aynı zamanda çocuğun zihninde kitapla ilgili olumlu bir bağ kurar. Çocuk zamanla kitabı sevgi, merak, huzur ve güzel hikâyelerle ilişkilendirmeye başlar.
Belki çocuk o yaşlarda henüz okuyamaz. Fakat annesinin veya babasının elindeki kitabı, dinlediği masalı ve o masalın içindeki kahramanları hatırlar. İşte kitap sevgisinin ilk tohumları çoğu zaman bu dönemde atılır.
Her şeyden önce çocuğa “Kitap oku!” demek yerine, ona kitabı sevdirmek gerekir. Çünkü zorunluluk olarak görülen bir kitap, çocuk için keyifli bir yolculuk olmaktan çıkar. Çocuk kitabı bir görev olarak değil, merak ettiği bir dünyanın kapısı olarak görmelidir.
Burada aileye büyük görev düşüyor. Evde anne ve baba kitap okuyorsa çocuk da doğal olarak bundan etkilenir. Çocuğumuza “Kitap oku” deyip elimizden telefonu düşürmüyorsak, ondan beklediğimiz davranışı anlatmak oldukça zor olur. Çocuklar çoğu zaman söylediklerimizden çok, yaptıklarımızı örnek alırlar.
Bir başka önemli nokta ise doğru kitabı seçmektir. Her çocuğun ilgi alanı aynı değildir. Kimi çocuk macera hikâyelerini sever, kimi hayvanları, kimi bilim ve uzayı, kimi masalları, kimi ise komik öyküleri... Çocuğun ilgisini çekmeyen bir kitabı zorla okutmak, onda kitaplara karşı olumsuz bir düşünce oluşturabilir.
Bu nedenle çocuklara kitap seçme özgürlüğü vermeliyiz. Kitapçıya veya kütüphaneye gittiğimizde, “Bunu oku” demek yerine “Hangisini okumak istersin?” diye sormalıyız. Çocuğun kendi seçtiği kitap, onun için çok daha değerli olabilir.
Ayrıca kitap okumayı bir yarışa dönüştürmemeliyiz. “Ayda kaç kitap okudun?”, “Arkadaşın senden daha fazla kitap okuyor” gibi kıyaslamalar, çocuğun kitapla kurduğu güzel ilişkiyi bozabilir. Önemli olan kaç kitap okuduğu değil, okuduğu kitaptan ne kadar keyif aldığı ve ne öğrendiğidir.
Bazen çocuğumuzla birlikte kitap okumak da çok etkili olabilir. Aynı hikâyeyi okuyup karakterler hakkında konuşmak, “Sence burada ne olacak?”, “Sen olsaydın ne yapardın?” gibi sorular sormak kitabı sıradan bir metin olmaktan çıkarıp aile içindeki güzel bir sohbete dönüştürür.
Okulların ve öğretmenlerin de bu konuda önemli bir sorumluluğu var. Kitap okuma saatleri yalnızca sessizce oturup sayfaları çevirmekten ibaret olmamalı. Çocukların okudukları kitapları anlatabilecekleri, karakterleri canlandırabilecekleri, resimlerini çizebilecekleri ve kendi hikâyelerini yazabilecekleri etkinlikler düzenlenmeli.
Unutmamalıyız ki kitap sevgisi bir günde oluşmaz. Bir çocuğun eline kitap verip ondan hemen okuma alışkanlığı kazanmasını beklemek doğru değildir. Sabır, doğru kitap, doğru ortam ve en önemlisi iyi bir örnek gerekir.
Belki de çocuklara verebileceğimiz en güzel hediyelerden biri, onlara kitap okumayı sevdirmektir. Çünkü kitap okuyan çocuk yalnızca kelimeleri öğrenmez, başka hayatları tanır, farklı düşünceleri keşfeder, hayal dünyasını genişletir ve zamanla kendi dünyasını kurmayı öğrenir.
Çocuklarımıza “Kitap oku” demekten önce, kitabın güzel bir arkadaş olduğunu onlara gösterebilmeliyiz. Bunun yolu ise çocukluk yıllarının ilk dönemlerinden geçer. Bir oyuncak bir süre sonra kenara bırakılabilir, fakat çocukken dinlenen bir masal, bakılan bir resimli kitap ve kitapla geçirilen güzel bir akşam, zihinde uzun yıllar yaşamaya devam eder.
Çünkü kitap sevgisi, çocuk okumayı öğrendiği gün değil. Kitapla ilk güzel karşılaşmasını yaşadığı gün başlar.