Kimilerine göre iki, kimilerine göre de beş yılda rayına girer. Bu süreyi uzatanlar da vardır. Ancak bunlar hep sübjektif değerlendirmelerdir dostlarım. Müsaadenizle ben de sübjektif bir değerlendirme yapıyor ve diyorum ki; evlilik hiçbir zaman rayına girmez. Neden mi?

Çünkü insan denen mahlûk bir makine değil. Makinelerin bakımını yaparsın, aylarca sorunsuz çalışır. Fakat insan öyle değil ki… Bir dakikası bir dakikasına uymaz. Tabirimi lütfen mazur görün; eşref saati var, eşek saati var… Peki ne yapmalı?..

Her şeyden önce evlilik rutine bağlanmamalı. Her daim canlı tutulan, sadakat, saygı ve sevginin ihmal edilmediği bir evlilik, elbette rayında olur…

**

Çocuklar Nasıl Mutlu Olur?

Şimdi devir değişti. Ebeveynler hem az çocuk yapıyor hem de ‘ben görmedim, çocuğum görsün, ben yaşamadım bari çocuğum yaşasın.’ diyorlar. Tabi maddi durumlar da iyi olunca çocuk ne isterse alıyoruz. İstiyoruz ki hiçbir şeyi eksik olmasın, kimseden geri kalmasın ve tabi mutlu olsun.

Ancak çocuklara her istediklerini almakla onları mutlu edemeyiz. Gider bir oyuncağa dünyanın parasını verirsiniz; bir de bakarsınız ki bir iki oynayıp kenara atmış. İnanın böyle şeylere hiç gerek yok.

Çocuğun her daim mutlu olabilmesi ancak mutlu bir çevrede büyümesine bağlıdır. Düşünsenize çevrenizdeki herkes mutlu, herkes sevgi dolu, herkes herkese güveniyor… Böyle bir çevrede yetişen çocuk, mutsuz olabilir mi?.. Bizden evvelkileri bilmem ama seksenler kuşağı yani bizim nesil, çok şanslıydı…

**

Huzurevleri Huzurlu mudur?

Huzurevleri huzurludur elbette. En azından isminde huzur var. Az şey mi?..

Evimiz Darülaceze’ye çok yakın olduğu için bazen gidip oradakileri ziyaret ediyorum. Haberlere de konu oldu; buralarda kalanlardan bazılarının çocukları, okumuş yazmış takımındanmış. Eğer öyleyse sizce de garip değil mi?..

Demek ki bir yerlerde yanlış yapıyoruz. Belki çocuklarımıza istedikleri her şeyi verirken sevgi, saygı ve merhamet gibi asli duyguları es geçiyoruz. Belki daha bebeklik çağında onları ana kucağından mahrum bırakıyoruz. Belki de ne yaparsak yapalım, bazı şeyler kaderdir ve herkes kaderini yaşıyor…

**

Bir Kitabın Değerini Ne Belirler?

Özgür doğuyoruz fakat özgür yaşadığımız söylenemez. Ne yiyeceğimize ne giyeceğimize ne izleyeceğimize ne okuyacağımıza hep başkaları karar veriyor hatta dayatıyor.

Kitap mesela. Daha piyasaya çıkmadan reklamı yapılıp zihinler hazır hale getiriliyor. Elbette çok güçlü ve saygın kalemler vardır. Onlara lafım yok fakat piyasa denen bir olgu da var ve kitap sektörünü onlar yönlendiriyor maalesef.

Ancak unutulmamalıdır ki bir kitabın gerçek değerini piyasa veya yapılan reklamlar değil, üzerinden geçen yıllar belirler. Sabahattin Ali kitaplarının şimdilerde çok satması gibi…

**

Değerli Olduğumuzu Nasıl Anlarız?

Günümüzde birçok insan değer göremediğinden ve yeterince takdir edilmediğinden şikâyetçi. Sırf bu yüzden psikolojisi bozulup tedavi görenler bile var.

Âcizane tavsiyem şudur dostlarım; her şeyden önce siz kendinizi değerli görün. Bunu yaptıktan sonra inanın gerisi hiç önemli değil. Ancak sizin için çevrenizdekilerin değer verip vermemesi çok önemliyse değerli olduğunuzu şu şekilde anlayabilirsiniz.

Diyelim ki çok zengin çok başarılı ve de çok popülersiniz. Herkes etrafınızda pervane olmuş, dört dönüyor. Yetmiyor, kalkıp bir tur daha dönüyor. Fakat dünya da dönüyor dostlarım ve gün geliyor ki sahip olduğunuz her şeyinizi kaybediyorsunuz.

Şimdi sıkı durun; eğer hala etrafınızda hatırı sayılır bir kalabalık varsa bilin ki değerlisiniz. Eğer yoksa bilin ki yine değerlisiniz. Fakat anlayın ki çevrenizdekilerin değer olarak gördükleri şeyler başka, bambaşka şeylermiş..

**

Kediler Nankör müdür?

Kediler elbette nankör değildir. Hele bazı insanlarla kıyaslarsanız hiç değiller. Sadece köpeklerle kıyaslandıkları için böyle biliniyorlar. Köpeklerin insanlarla beraberliğinin uzun yıllara dayanıyor olması, onları daha uysal yapmıştır, o kadar.

Kediler ise henüz tam evcilleşemediler ve doğaları gereği hala vahşiler. Ancak dikkatinizi çekti mi bilmiyorum; kediler çocuklarla daha iyi anlaşıyorlar. Çocukların masumiyetini hissediyorlar belki de…

***

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.