Yeşil pasaport, yani hususi pasaport, Türkiye’de yıllardır belirli meslek gruplarına tanınan bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Ancak bu sistem, her geçen gün daha fazla tartışma yaratıyor. Çünkü kriterler arasında mesleklerin toplumsal etkisi, sahada karşılaşılan zorluklar ve kamu yararı dengesi her zaman eşit şekilde değerlendirilmiyor.
Bugün kamuoyunda en çok dikkat çeken çelişkilerden biri şudur: Öğretmenler belirli şartlarda yeşil pasaport hakkına sahipken, aynı toplum için kritik bir görev üstlenen gazeteciler bu kapsama tam olarak dahil değildir.
Oysa öğretmenlik ve gazetecilik, toplumun iki temel direğidir. Biri eğitimi, diğeri ise bilgiyi ve gerçeği taşır. Birisi geleceği inşa eder, diğeri bugünü görünür kılar.
GAZETECİLİK MESLEĞİNİN GERÇEKLERİ
Gazetecilik artık masa başında yapılan bir iş değildir. Sahada çalışan, olay yerinden haber geçiren, risk alan, çoğu zaman güvencesiz çalışan binlerce basın emekçisi vardır. Özellikle sözleşmesiz çalışanlar, sigortasız ya da düşük ücretle çalışan muhabirler ve sürekli basın kartı olmayan freelance gazeteciler bu sistemin dışında kalmaktadır.
BASIN KARTI YETERLİ Mİ?
Mevcut sistemde yeşil pasaport için basın kartı tek başına yeterli görülmemektedir. Ancak basın kartı almak bile yıllar süren bir süreçtir ve herkes için erişilebilir değildir. Dolayısıyla gazetecilerin büyük bir bölümü bu hak mekanizmasının dışında kalmaktadır.
EŞİTLİK TARTIŞMASI
Öğretmenlerin yeşil pasaport hakkı olması elbette tartışma konusu değildir; çünkü kamu görevlisi statüsündedirler. Ancak aynı toplumsal faydayı sağlayan gazetecilerin dışarıda bırakılması, mesleki eşitlik ilkesini sorgulatmaktadır.
Bir öğretmen eğitimle toplumu şekillendirirken, bir gazeteci de bilgiyle toplumu bilinçlendirir. Bu iki meslek arasında haklar açısından bu kadar büyük bir fark olması kamu vicdanında soru işaretleri yaratmaktadır.
SONUÇ
Bugün gelinen noktada tartışılması gereken şey, kimin ne kadar ayrıcalık aldığı değil; bu ayrıcalıkların hangi adalet ölçüsüne göre dağıtıldığıdır.
Gazeteciliğin giderek güvencesizleştiği, basın emekçisinin görünmez hale geldiği bir dönemde, yeşil pasaport gibi sembolik ama önemli bir hakkın yeniden değerlendirilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.