Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu unutulmaz sözü,bu toprağın ruhunu ve borcunu en saf haliyle özetler:
“Gaziler yaşayan anıtlardır.”
Ankara’nın sokaklarında günlerdir çok derin ve haklı bir inat yükseliyor. Ülkenin dört bir yanından, omuzlarında bu milletin en kutsal emanetini taşıyarak gelen er şehit yakınları ve er gaziler, eşit özlük hakları için meydanları doldurmuş durumda. Günlerdir süren yorucu bekleyişlerin ve kapı arkalarında "Haklısınız" denilip geçiştirilen sözlerin ardından, bu toprağın en saf evlatları hâlâ seslerini duyurmaya çalışıyor.
Halktan yana, emekten ve alın terinden yana olan o vicdani çizgiyle sormak gerekmiyor mu: Halkın rızası olmadan, bu ülkenin en kara günlerinde göğsünü siper edenlere bu yalnızlığı reva görmek hangi adalet anlayışına sığar?
Yıllar önce bu bayrak inmese, bu ezan susmasa diye canını, sağlığını, gençliğini bu toprağa adayanlar bugün kendi vatanlarında muhatap arıyor. Bir evladın babasız büyümesinin, bir eşin yarım kalan ömrünün, bir gazinin bedenindeki o sızının hesabı hangi bürokratik engelin, hangi idari duvarın arkasına saklanabilir? Onlar bu memleketin efendisidir; bu toprağın en hakiki, en gururlu sahipleridir.
Şehit aileleri ve gazilik meselesi hiçbir zaman günlük siyasetin, idari çekişmelerin ya da geçiştirilecek dosyaların konusu olamaz. Bu, bu milletin ortak namusu ve en temel insan hakları meselesidir. İşte bu yüzden, bu haklı çığlığın en üst düzeyde, doğrudan Cumhurbaşkanlığı çatısı altında kurulacak özel bir daire başkanlığıyla ele alınması talebi, insana verilen değerin ve hakça bir düzenin gereğidir. İnsan kendi vatanında hakkını ararken neden kapı kapı dolaşmak zorunda kalsın?
O kahramanlar alanlarda "Nefesimiz yetene kadar buradayız" derken sadece kendi özlük haklarını değil, bu ülkenin adaletini ve onurunu savunuyorlar. Hakça bir Türkiye, ancak bu toprağın canını veren evlatlarına sahip çıktığı ölçüde var olabilir. Bu feryada kulak vermek, o fedakâr insanların uzatılan ellerini sımsıkı tutmak ve bu meseleyi en kısa sürede adaletsizliğe yer bırakmadan çözüme ulaştırmak hepimizin boynunun borcudur.