$ DOLAR → Alış: 6,26 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

KUZEY IRAK’TA REFERANDUM DURDURULMALIDIR

Barzani bölge ülkelerinin hep birlikte karşı çıkmalarına rağmen 25 Eylül’de bağımsızlık referandumunun yapılacağını, ikaz ve ihtarları önemsemediğini ifade edecek şekilde açıklamaya devam ediyor

Cumhur EVCİL
Cumhur EVCİL
  • 13.09.2017
  • 307 kez okundu

Barzani bölge ülkelerinin hep birlikte karşı çıkmalarına rağmen 25 Eylül’de bağımsızlık referandumunun yapılacağını, ikaz ve ihtarları önemsemediğini ifade edecek şekilde açıklamaya devam ediyor. Nitekim geçen hafta, bağmışız Kürdistan için ölmeye hazır olduğunu, Kerkük’te de referandum yapılacağını ve Kerkük için de savaşmaya hazır olduklarını açıkça ilan etti. Ayrıca ABD’nin “henüz referandum için zamanın uygun olmadığı, Türkiye’nin de “tarihi bir hata, pişman olunacak bir karar” gibi tepkilerinin de isim belirtmeden dikkate alınmayacağını açıklamayı da ihmal etmedi.
Malumları ABD Saddam’ı devirirken, Kuzey Irak’ta işbirliği yaptığı Kürtleri himayesine almış ve Bölgesel Kürt Yönetimi’nin kurulmasını temin etmişti. Ayrıca diğer Kürt aşiret lideri Celal Talabani’yi de Irak Cumhurbaşkanı koltuğuna oturtarak Irak’ı adeta Kürt azınlığa teslim etmişti.
Ortadoğu’da İran, Türkiye, Irak ve Suriye’de dağınık bir şekilde yaşamakta olan Kürtler, özellikle 19ncu yüzyıldan itibaren sömürgeci emperyalist devletlerin etkilerine açık ve hassas bir durumda idiler.
O tarihlerde bir kısmı İran’da çoğunlukla da Osmanlı topraklarında yaşayan Kürtlerin 19ncu yüzyılda ve 20nci yüzyılın başlarındaki isyanları Osmanlı tarafından bastırılmış, Birinci Dünya Harbi’nden sonra bir müstakil devlet kurma çabaları da siyasi platformlarda kalmıştı.
Cumhuriyetten bu yana da Türkiye’de PKK dahil, bazıları nüfuz ve çıkar amaçlı, 27 isyan akim kalmış, ne yazık ki bu isyanların pek çoğu İran, Irak ve Suriye tarafından da desteklenmiştir.
İran, Irak ve Suriye’de de Kürtçülük hareketleri aralıksız devam etmiştir. Hatta İkinci Dünya Harbi sonunda, İran’da 12 Aralık 1945’te, Urmiye Gölü güneyinde Mahabad’da bağmışız bir Kürt Cumhuriyeti kurulmuştu. Rusların bölgeden çekilmelerinin hemen ardından Mahabad Cumhuriyeti, İran tarafından ortadan kaldırılmıştır. Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani bu devletin kurulmasında önemli rol oynamış ve Tümgeneral rütbesi ile başkomutanlık görevini de yürütmüştür. Baba Barzani 1947’de Cumhuriyet ortadan kaldırılınca 500 peşmerge ile 11 yıl Rusya’da kalmış, 1958’de Irak’a dönmüştür.
Baba Barzani; Irak’ta Sovyet Rusya’nın sınırsız desteği ile Kürtlerin teşkilatlanmasına ve bağımsızlık faaliyetlerine hız vererek bütün Kürtlerin hamisi ve lideri olarak anılır olmuştu. Bilahare de Irak’ta 1963 ve 68 ihtilallerinden de yararlanarak 1970 yılında Kuzey Irak’ta Kürt muhtariyetini, Irak yönetimine kabul ettirmeyi başarmıştı.
Şimdi sıra bağımsız bir Kürt devleti kurmak ve bütün Kürtleri bir bayrak altında toplamakta idi.
Bu hedef içinde, sıcak denizlere Basra Körfezi yolu ile inmenin ve Irak petrollerini ele geçirmenin peşinde olan Sovyet Rusya, Barzani için doğal müttefikti.
Ancak İran, Türkiye ve Suriye ile bölgedeki Arap ülkeleri bağmışız bir Kürt devletine karşı idiler. Ve ayrıca Türkiye’deki PKK’da, Kürt liderliği konusunda Barzani’ye rakipti.
Sovyet Rusya’nın dağılmasından sonra 1nci Körfez Krizi sırasında Türkiye’nin yerine ABD’nin yanında yer alması, Barzani’ye yeni ufuklar açmış ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi artık Irak’ta anayasal bir kuruluş hüviyeti kazanmıştır. Ve artık şimdi ABD her ne kadar referandumu zamansız bulduğunu cılız bir şekilde ifade etse de Bağımsız Kürdistan’a sanki yeşil ışık yakıyor görüntüsü verdiği değerlendirilmektedir. ABD’nin bu yaklaşımında; Türk-ABD ve İran-ABD münasebetleri yanında Rusya’nın Irak’a sızmasının önlenmesi ve İsrail’in kuzeyden emniyetinin temini politikalarının varlığı yadsınamaz.
Türkiye’de; hem Irak hem de Suriye’nin toprak bütünlüğünün güvenlik ve istikrar açısından ve Türkmen kardeşlerimizin toprakları, hak ve hukukları bir milli politika olarak vurgulanagelmiştir.
Şimdi de Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin; bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracak, tarihten gelen haklarımızı, dost ve kardeşlik hukukumuzu yok sayacak, üç milyon Türkmen’i yerinden yurdundan edecek referandum dahil her türlü girişimi derhal durdurulmalıdır.
Değerli okurlarım, malumları İsrail kurulduğundan beri, Ortadoğu kan gölü halindedir.
Makarios da 1950’de Kıbrıs’ta önce bir referandum yapmış sonra da Ada’daki Türklerin hak ve hukuklarını gasp etmeye yönelmiş, güzelim Ada’yı kana bulamıştı.
Nerede ise 70 yıl oldu. Ne İsrail, ne de Kıbrıs’ta Rumlar başarılı olamadılar.
Olamayacaklar da.
Barzani de Ortadoğu yangınını, yeni bir taraftan körüklemeye çalışmaktadır.
Durdurulmalıdır.
Alınacak tüm önlemlerde Devletimizin yanında, güçlü bir şekilde yanında olmanın tam zamanıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
KIBRIS’TA BEŞ PARMAK DAĞLARINA ÇİZİLEN BAYRAĞIMIZIN GERÇEK HİKÂYESİ…

“Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:/Yeryüzünde yer beğen!/Nereye dikilmek istersen,/Söyle, seni oraya dikeyim!’’ (Arif Nihat Asya)

Kapat