$ DOLAR → Alış: 5,37 / Satış: 5,39
€ EURO → Alış: 6,07 / Satış: 6,10

SON DAKİKA:

OKULA YENİ BAŞLAYAN MİNİKLERE NASIL DAVRANALIM?

Mustafa BEŞDERE
Mustafa BEŞDERE
  • 02.10.2018
  • 209 kez okundu

Sevgili Yeniçağrı Gazetesi okuyucuları, bu makalemden de istifade etmeniz ümidiyle siz öğrenci velileri ile bilgi paylaşımına devam ediyorum.
Henüz 7 yaşında okula başlama durumunda olan yavrumuz, kalabalık, çok hareketli ve değişik bir çevre içine girdi. Sakin bir aile ortamından, koridorlarında ve bahçesinde yüzlerce talebenin koşuştuğu bir okula adım atan çocuk şaşıracak, hatta korkacaktır.
Evde çok canlı ve hatta yaramaz olan çocuğumuzun, okula başladıktan sonra durulduğu, pasif, korkak bir hâle geldiği sıkça görülür. Bunun sebebi içine yeni girmiş olduğu ortama intibak zorluğudur. Bu durumda çocuğumuzun okul hayatına intibakını sağlamak için ona yardımcı olalım.
1. Okula yeni başlayan yavrunuzun davranışlarına karşı anlayışlı ve yumuşak olunuz. Okul ve dersler hakkında konuşmaya başlayarak ona yardımcı olabilirsiniz. Okulda öğrendiği bir oyunu size öğretmesini veya en çok sevdiği bir ders kitabını beraberce incelemeyi teklif edebilirsiniz.
2. Çok önemli bir trafik meselesi yoksa çocuğu kendi akranları ile okula gönderin, siz götürüp getirmeyin. Arkadaşıyla okula giden çocuk, okul ile ilgili bazı endişeleri duymayacaktır. Bu durum çocuktaki gerginlik ve heyecanı yatıştıracaktır.
3. Birçok aile çocuğun beslenmesini göz ardı edip eline sıkıştırdıkları bir miktar tost parası ile okula kahvaltı yaptırmadan göndermektedirler. Bu yaşlarda çocuklar, sınıf, bahçe ve okul dışında sürekli hareket halindedirler. Harcadıkları enerjinin karşılığını mutlaka almalıdırlar. Çocuğunuza mutlaka kahvaltı yaptırın ve dengeli beslenmesini sağlayın.
4. Çocuk ilk günlerin verdiği endişe ve sıkıntı ile tuvalete daha çok çıkma ihtiyacı hisseder. Okul düzenine alışma, ders ve teneffüs gibi sınırlandırılmış zamanlara uymakta zorlanır. Bu durumu anlayışla karşılayıp ona biraz daha zaman tanımak lâzımdır.
5. Çocuklar, okula her gün gitmeleri gerektiğinin farkına vardıkları zaman sıkılmaya başlamaktadırlar. Böyle bir problemle karşılaştığınızda, çocuğunuzu onun anlayacağı bir dille okulda geçecek zaman konusunda bilgilendirin.
Mesela; haftada iki gün tatil olduğunu, altı hafta sonra sömestr tatili olduğunu, bayram tatil günlerini ve nihayet yaz tatiline gireceğini takvim üzerinde işaretleyerek gösterin. Okulda arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle beraber çok tatlı saatler geçireceğini anlatın.
6. Okuldan döner dönmez derslerinin başına oturması için zorlamayınız. Bu davranış zararlıdır. Dinlenip, kendisine gelmesi, heyecanının yatışması ve ihtiyaçlarını giderebilmesi için kendisine zaman tanıyınız. En iyisi ilk günden başlayarak onu planlı çalışmaya sevk etmek, o farkına varmasa da yavaş yavaş günlük bir çalışma programı içine sokabilmektir. Yalnız bu planın sık sık aksayabileceği göz ardı edilmemeli ve bekçi gibi çocuğun başında beklememeli. Bu yaşta çocuğun ilgi süresi çok kısadır. Derhâl ilgi duyduğu alana yönlendirilmeli. O anda hangi meşgale veya oyun ilgisini çekiyorsa o alana yönelmeli. Sonra teşvik edici müdahalelerimizle tekrar ders çalışma atmosferine dönebilmeli. Oluşturacağımız çalışma planı, çocuğun bu özelliğinden dolayı, çok elastiki ve çocuğun ilgi alanları içinde olmalı. Ne kadar anlayışlı olursak olalım sonuç olarak bir sonraki güne ödevlerini yapmadan geçmemeli, çalışması gereken derslerini mutlaka tamamlamalıdır.
7. Anlamasanız bile çocuğun dersleri ile ilgilenmelisiniz. Akşam karşınıza alıp “Bugün okulda neler öğrendin? Hele bir anlat bakalım.” deyin. Hiç olmazsa kitaptan takip edilebilir dersleri ile ilgilenildiğini gören çocuk hâliyle işi biraz daha ciddiye alacaktır.
8. Çocuğunuz gerek okuldaki çalışma ve imtihanlarda gerekse sizinle evde çalışırken başarılı oldukça, kendisine alınacak olan küçük bir hediye, söylenecek bir aferin sözcüğü veya küçük bir tebessüm bile onun için başarı azmini kamçılayan teşvik unsuru olacaktır.
9. Okula yeni başlayan çocuğunuzu kesinlikle başka bir çocukla mukayese etmeyiniz. Bu çocuğunuzu inatla tembelliğe iter. Tarihimizde mevcut olan büyük ve rehber insanların hayatlarından misaller vererek gıpta etmesini sağlayınız. Eğer bir derste başarısız olmuş ise sebebini ona sorarak hatasını kendisinin bulmasını sağlayınız.
10. Derslerinde başarısız olduğu zaman, kesinlikle kendisine hakaret etmeyiniz ve geri zekâlı olduğunu söylemeyiniz. Çocuğunuzu başarısızlıklarından dolayı aşağılamayınız. Çocuğunuz çok güçlü bir ferdî izzet-i nefis duygusuna sahiptir. O, henüz sizin yetişkin bakış açınıza sahip değildir. Şahsi bir incinmeyi silip atamaz, onu çözümleyemez, ya da kendi kendine bunun açıklamasını yapamaz. Bu tür saldırıları, kendisinin bir insan olarak kabul edilmediği şeklinde değerlendirir. Çocuklar arasında ilgi, kabiliyet ve gelişim farkları vardır. Her çocuk gelişimini farklı zamanlarda tamamlar. Bunun için sabırla beklemesini bilmeliyiz.
11. Çocuğunuzu evde öğretmenin istediğinden fazla ödev yapmaya zorlamayınız. Okumayı yeni öğrenmekte olan çocuğunuza okulda öğretilenin dışında başka metotlarla öğretmeye kalkışmayınız. Çocuk iki metot arasında sıkışıp bunalıma düşer. Yapılacak iş, öğretmenin metodunu kavrayarak ona yardımcı olmaktır.

width="492"
“Çocuklarımıza nasıl bir sevgiyle eğitip, mutlulukla büyüteceğimizi Sn. Seyfettin Mızrak, yanda resmi olan, “Sevgiyle Eğitelim, Mutlulukla Büyütelim-Çocuk Eğitiminin Şifreleri” adlı kitabında konuyu derinliğine araştırıp, çok güzel anlatmış. Bütün anne, baba ve öğretmenlere tavsiye ederim.”

12. Okuldan gelen çocuk, her defasında bize çeşitli ihtiyaçlarını söyler. Bunların bir kısmı öğretmenin duyurduğu ihtiyaçlardır. Öğretiminin aksamaması için çocuğunuzun ihtiyaçlarını imkânlarınız dâhilinde olanları hemen karşılayınız. Aksi halde çocuk, dersleri takipte zorluk çekecek, sık sık arkadaşlarından yardım isteyecektir. Eğer yardım isteyemeyecek bir yapıda ise silik, korkak ve sessiz bir kişiliğe bürünecektir.
13. İlgi bilgiyi doğurur. Biz çocuklarımız ile ilgilenirsek onlar da dersleri ile ilgilenirler. Başarısız olan çocuğunuza kızmayınız, sebebini araştırınız. Kendiniz bulamazsanız, öğretmeni ile ve hatta arkadaşları ile görüşünüz. Başarısızlık sebebini mutlaka bulursunuz.
14. Evde çocuğa ders çalışırken gösterilen ilgi, teke tek olduğu için hem yeteri kadar tekrarlama hem istediği kadar soru sorma fırsatı verir. Çocuk rahat ve zihninin zorlanmadığı bir ortamda kendi ferdî kabiliyetine uygun olarak çalışmış olur.

15. Çocuk ders çalışırken öğrenmek durumunda olduğu konuyu küçük, anlam ifade eden paragraflara hatta cümlelere böldürüp onları dinlemek suretiyle, her paragrafı veya cümleyi tek tek öğrenmelerine yardımcı olabilirsiniz.
16. Çocuk dersi anlatırken siz kitaptan takip ederek, yanlış söylediklerinde hemen doğrusunu söyleyerek geri besleme yapabilirsiniz. Böylece çocuğun çalışması doğru istikamette gider.
17. Bunları yaparken çocuğu sabırla ve defalarca dinleyerek yeteri kadar tekrar yaptırdığınız gibi öğrenmede sabırlı olmak gerektiğini de öğretmiş ve alıştırmış olursunuz.
18. Çocuk umumiyetle kendisinde olmayan bazı şeylere büyük bir sahip olma isteği gösterir ve onlarsız ders yapamayacağına inanır. Hatta bunda ısrar eder. Bu durumda öğretmeninin yanında konuşularak mesele halledilir. Çünkü bu devrede öğretmen çocuğun inandığı, güvendiği, korktuğu ve sevdiği tek varlıktır. Ancak bir çocuğa kimse kendi anne ve babası kadar şefkat ve merhamet ile muhabbet besleyemez. İkinci derecede ise öğretmenler olmalıdır. Zira dinimiz şefkat ve merhamette zirvede oldukları için anne, baba ve hocanın eli öpülür diye hükmederek onlara gereken değeri vermiştir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
(……. ADNAN MENDERES  SUÇSUZ MUYDU?…….) 

Kapat