İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Maslak Kampüsü’nde düzenlenen 2. Sürdürülebilir Tesis Yönetimi Zirvesi, yalnızca bir sektörel buluşma değil, aynı zamanda geleceğe dair ortak bir vizyonun ifadesi oldu. TESYÖN ve UTTMD iş birliğinde, Odaklı Grup’un katkılarıyla gerçekleşen zirve; kamu, özel sektör ve akademi temsilcilerini bir araya getirerek sürdürülebilirliğin çevresel, yönetsel ve toplumsal boyutlarını tartışmaya açtı.

Açılışta konuşan TESYÖN Başkanı Dr. Aylin İlgen, tesis yönetiminin artık yalnızca teknik değil; sosyal sorumluluğu olan bir alan olduğunu vurguladı. Gençlerin sektöre kazandırılması amacıyla yüksek lisans programı müjdesi verirken, sürdürülebilirliğin bilgi ve bilinçle mümkün olabileceğinin de altını çizdi. İlgen’in liderliği, sadece söylemle değil, hayata geçirdiği yapıcı adımlarla da dikkat çekti.

2-110

Dijitalleşme ve Verimlilik Tesislerin Geleceğini Şekillendiriyor

 Zirvede konuşmacılar dijitalleşme, yapay zekâ destekli otomasyon sistemleri ve enerji verimliliği odaklı uygulamalarla sürdürülebilir yönetim anlayışını nasıl geliştirdiklerini paylaştı. WISERA Kurucusu Berfin Çeçen Şenol teknolojinin rolüne dikkat çekerken, PEMS Kurucusu İsmail Taşkıran ise sıfır atık ve tüketim kontrolü konularında uygulanabilir çözümler sundu.

Zirvenin diğer oturumlarında Kat Mülkiyeti Kanunu’nun güncellenmesi, lisanslama zorunluluğu ve enerji yönetimi gibi konular tartışıldı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Uğur Yozgat’ın çevre dostu yaklaşımların toplumsal etkileri üzerine yaptığı konuşma ise dikkat çekiciydi.

Kenan Apaydın’dan Sürdürülebilirlik ve Verimlilik Vurgusu

Çözüm odaklı yaklaşımlarıyla tanıdığım ve bazı ortak projelerde birlikte çalışma fırsatı bulduğum, bende olumlu bir iz bırakan değerli yöneticilerden Emlak Yönetim Genel Müdür Yardımcısı Kenan Apaydın, zirvede yaptığı konuşmada ortak yaşam alanlarının yönetimsel yapısına dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Apaydın, günümüz toplu yaşam alanlarında yönetim anlayışının yalnızca mali ve idari boyutta ele alınamayacağını, aynı zamanda enerji verimliliği, kaynak yönetimi ve sürdürülebilir çevre politikalarıyla entegre edilmesi gerektiğini vurguladı. Site ve tesis yönetimlerinin daha planlı, şeffaf ve denetlenebilir hale gelmesinin hem çevresel etkilerin azaltılması hem de sosyal yaşam kalitesinin yükseltilmesi açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti.

Yeşil Binalar ve Akıllı Sistemlerle Sürdürülebilir Gelecek

Emlak Konut Genel Müdür Danışmanı Metin Tekin ise yaptığı kapsamlı sunumda binaların çevresel etkilerini ele aldı. Özellikle enerji yönetiminin yalnızca bir tasarruf konusu değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğin temel unsuru olduğuna dikkat çeken Tekin, akıllı bina sistemleri, otomasyon teknolojileri ve yeşil bina sertifikasyonları gibi uygulamalarla sürdürülebilir yapılaşmanın desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Tekin’in sunumu, yapı sektörünün iklim kriziyle mücadelede üstlenmesi gereken sorumluluklara da ışık tuttu.

Site Sakinlerinin Hakları İçin Yeni Adımlar

Zirvede, uzun süredir kamuoyuna taşıdığım site yönetimlerinde yaşanan denetimsizlik, etik dışı uygulamalar ve hukuksuzluk sorunlarına dair önemli görüşmeler gerçekleştirdim. Bu kapsamda zirve yöneticileriyle yaptığım temaslarda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hazırlık aşamasındaki yeni mevzuatına katkı sunulabilmesi için; gazeteciler, akademisyenler ve tesis yöneticilerinin desteğinin ne kadar kritik olduğu vurgulandı.

Geleceği Ortak Akıl ve Sorumluluk Şekillendirecek

Zirvede atılan adımlar, sürdürülebilir tesis yönetimi anlayışının yalnızca binalara değil; insanların hayatına, ilişkilerine ve güvenlik duygusuna da temas etmesi gerektiğini ortaya koydu. Katılımcılar sadece bilgi değil, çözüm üretmeye dönük irade paylaştı.

Bu yönüyle 2. Sürdürülebilir Tesis Yönetimi Zirvesi, bir konuşma alanı değil, bir eylem platformu oldu. Ve en önemlisi; bu kez yalnızca konuşulmadı, harekete geçildi.