Bu yıl Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunun 727. yılındayız.
Osmanlı Devleti’nin geleneksel kabul edilen kuruluş tarihi 1299 yılıdır.
İçinde bulunduğumuz 2026 yılından bu tarihi çıkardığımızda devletin kuruluşunun üzerinden tam 727 yıl geçmiş olduğunu görüyoruz.
Resmî olarak artık bir "Osmanlı kutlaması" yapılmasa da, tarihsel dönüm noktası olarak bu yıl 727. kuruluş yılına denk gelmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu, 1299 yılında Oğuz Türklerinin Kayı boyuna mensup olan Osman Gazi tarafından kurulan, 1922 yılına kadar varlığını sürdürmüş ve üç kıtaya yayılmış çok uluslu bir Türk-İslam devletidir.
600 yılı aşkın tarihi boyunca Akdeniz havzası, Orta Doğu, Balkanlar ve Kuzey Afrika üzerinde büyük bir hakimiyet kurmuştur.
Osmanlı tarihi, devletin geçirdiği siyasi ve askeri aşamalara göre geleneksel olarak 5 ana döneme ayrılır:
1. Kuruluş Dönemi (1299–1453):
Söğüt ve çevresinde küçük bir uç beyliği olarak başlayan devlet; Bursa, Edirne gibi önemli şehirleri alarak Rumeli'ye geçmiş ve sınırlarını hızla genişletmiştir.
2. Yükselme Dönemi (1453–1579):
Fatih Sultan Mehmed'in 1453 yılında İstanbul'u fethetmesiyle başlar. Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi ile halifelik Osmanlı hanedanına geçmiş, Kanuni Sultan Süleyman döneminde ise imparatorluk güç ve sınır olarak altın çağını yaşamıştır.
3. Duraklama Dönemi (1606–1699):
Merkezi otoritenin zayıflaması, iç isyanlar ve ordudaki bozulmalarla birlikte genişlemenin yavaşladığı dönemdir.
4. Gerileme Dönemi (1699–1792):
1699 Karlofça Antlaşması'ndan sonra ilk kez büyük çapta toprak kaybedilmiş ve Avrupa'nın üstünlüğü kabul edilerek askeri/teknik alanda modernleşme çabaları başlamıştır.
5. Dağılma Dönemi (1792–1922):
Milliyetçilik akımları, Balkan savaşları ve toprak kayıplarıyla geçen bu dönemde Tanzimat ve Meşrutiyet gibi reformlarla devlet kurtarılmaya çalışılmıştır. En nihayetinde I. Dünya Savaşı'ndaki yenilginin ardından 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla resmen sona ermiştir.
Osmanlı İmparatorluğunun Yönetim Şekli: Mutlak monarşi ve teokrasiye dayalı bir hanedan devletidir; ülkeyi aynı soydan gelen sultanlar (padişahlar) yönetmiştir.
Temelde tarıma, ticarete ve toprağın devlet kontrolünde asker yetiştirmek amacıyla işletildiği Tımar Sistemine dayanıyordu.
Toplum ırklarına göre değil, inançlarına (Müslümanlar, Hristiyanlar, Museviler) göre kategorize edilirdi. Bu sayede gayrimüslim halklara dini ve kültürel bir özerklik tanınmıştır.
Arap, Fars, Bizans ve Anadolu kültürlerinin senteziyle mimari, hat sanatı, tıp, astronomi ve edebiyat alanında çok zengin eserler bırakılmıştır.
Geçmiş dönemde Osmanlı Devleti'nin 700’ üncü kuruluş yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde yapılan programları 1999 yılında gururlanarak izlemiştik.
O zaman ben Milli Eğitim Müdürü idim. Bölgemizdeki okullarda çok büyük etkinliklerle kutlamalar yapmıştık.
Yazılan kıymetli eserleri ilgiyle gözden geçirmiştik.
600 senenin üzerinde yeryüzünde bir Müslüman Türk Devleti olarak üç kıtaya hükmeden atalarımızın kahramanlıklarını heyecanlanarak yeniden inceleme imkânı bulmuştuk.
O dönemlerde Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıl dönümü etkinliklerine karşı olan insanların varlığını da maalesef kaygı ve üzüntüyle izlemiştik..
700’üncü kuruluş yıldönümü kutlanmasından bu yana geçen 27 yıllık süre içinde yine Osmanlı Devletine karşı olanları gözlemekteyiz.
Başta Ermeniler olmak üzere Türk Milleti’nin iç ve dış düşmanlarının çeşitli platformlarda milletimize iftiralarda bulunması sağduyulu insanlarımızın gözünden kaçmamaktadır.
Osmanlı Devleti’ne düşman olanlar, bu düşmanlıklarını sadece Osmanlı düşmanlığı değil özde İslam’a olan düşmanlıklarını açıkça ortaya koyamadıkları için Osmanlı düşmanlığı altında yürütülen tarih ve din düşmanlığı sebebiyle yapmaktadırlar.
Bu kişiler İslam’ı bütün birimlerinde yaşatmağa çalışan Osmanlı’ya düşman olmakla, açıktan yapamadıkları İslam düşmanlığını gizlice yapmaktadırlar.
Osmanlı Devleti yüce bir devlettir.
600 sene 20 milyon kilometre karelik mekanda insanlığa hizmet eden bir devleti suçlamaya kalkmak insafsızlıktır.
Bazı tarihçiler Osman Gazi'nin beyliğin başına geçmesiyle Osmanlıların kurulduğunu söylemişlerdir.
Bu tarihçiler 1299-7300 tarihlerinin Osmanlıların kuruluşunun başlangıç tarihi olduğunu belirtmişlerdir.
Üçüncü Alaaddin Keykubat’ın Osman Gazi’ye gönderdiği tuğ, alem ve davul da İstiklal işareti sayılmıştır.
Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihini Sultan Abdülhamid Han tespit ettirmiştir.
Osmanlı Maarif Nezareti de 28 Kanun-i Sani 329 tarihli tezkire ile Tarih-i Osmani Encümeni Başkanlığına havale etmiş, encümen de Osmanlının kuruluş tarihini tespit ettirmiştir.
Fernand Grenard; Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili olarak; “Bu yeni İmparatorluğun kuruluşu, insanlık tarihinin en büyük ve en şaşılacak vakalarından biridir” der.
Piste; “Yeryüzündeki en ilahi disiplin, Türk askerlerindedir.” diyerek Osmanlılara hayranlığını belirtir.
Osmanlı Devleti’ni benimsemeyen insanlarımız özde yüce Türk Milleti’nin varlığından rahatsızlık duymaktadırlar.
Bazı gazetelerin ve medya kuruluşlarının da Osmanlı İmparatorluğunu ve özellikle İstanbul’un Fethini kötüler mahiyette yayın yapmasını da ibretle izliyoruz.
Yüce Türk Milleti’nin her ferdi bu görüşlerden ve yayınlardan ibret almalı ve kendi öz benliğine dönmelidir.
Hoşça kalınız.