Sultan Mehmet saltanatının ikinci ayındadır. Bazı Hurufi dervişleri yazıları ve sözleri ile padişahın gözünü boyayarak, onu aldatarak, hatta k
Sultan Mehmet saltanatının ikinci ayındadır. Bazı Hurufi dervişleri yazıları ve sözleri ile padişahın gözünü boyayarak, onu aldatarak, hatta kendi almış oldukları eğitim ile de padişahı etkilemeye başlarlar. Onunla buluşmaya fikirlerini kesin delillere dayanarak sunarlar. Çocuk yaştaki Mehmet’in hem aklını çeler, hem de gönlünü kazanırlar. Bu kötü ve sapık fikirlerden Padişahı korumak gereklidir. Vezir-i Azam Mahmut Paşa çareler aramaya başlar. Osmanlı’nın geleceğininin tüm sorumluluğu artık Mahmut Paşa’dadır. Şeriatı koruma ve kollama artık onun omuzlarının üstündedir. Peki Mahmut Paşa kimdi? Sırp bir anadan Rum bir babadan doğma devşirme olarak tutsak alınmış, efendisi Mehmet Ağa tarafından yetiştirildikten sonra, Sultan Murat’ın emrine takdim edilmiş, o da oğlunun yanına göndermiş. Sultan Mehmet’ de devşirme olan paşayı vezir yaparak Devletin tek sorumlusu kılmıştır. Tarihin cilvesi ki bir devşirme paşa şeriatın kollayıcısı ve koruyucusu olmuştur.Soruna çare bulmak ve de Hurufi’lerin Saray içinde etkili olmalarını engellemek adına düşüncelere dalarken, konuyu inançlarının sağlamlığına, şeriat kurallarını uygulamadaki titizliğine inandığı Şeyhülislam Fahreddin Acemi’ye açar. “ Bu kötülük kaynaklarının padişahın henüz içine işlemeden yok etmenin formülü nedir?” Diye sorar ve ondan yardımını ister.
Vezir-i azam ile Şeyhülislam oturup bir plan yaparlar. Hurufiler için kurtuluşu imkansız bir tuzak hazırlarlar. Vezir-i Azam Mahmut Paşa Hurufiler’i kandırarak evine davet eder. Onlara sohbet etmek istediğini , görüşlerini merak ettiğini ama benimsediğini ve dinlemek istediğini söyler. Plan uygulamaya konulur. Mahmut Paşa Şeyhülislam Fahreddin Acemi’yi evinin bir köşesine gizler. Kendilerine kurulan tuzaktan bihaber olan Hurufiler eve girer ve söyleşiye başlarlar ve sohbet kıvamında söyleşiye devam ederler. Mahmut Paşa’nın kendi görüşlerine ve inançlarına eğilimi olduğunu düşünerek, açık yüreklilikle görüşlerini dile getirirler.
Hurufiler’in; “Hulul (Cisimleşme tanrılaşma) ve ilhad (Allah’ın varlığını inkar etme,hakikatten sapma) fikirlerine sahip olduklarını alenen söylediklerini, bu davranışlarının da halkı birbirine kırdırmak yolunda bulunduğunu” düşünen Molla Fahreddin Acemi bulunduğu gizlendiği yerden çıkar ve Hurufiler’in üstüne yürüyüp onlara sövüp saymaya başlar, onları yakalamaya çalışır. Neye uğradıklarını şaşıran Hurufiler şeyhülislamın elinden kurtulmak için kaçışmaya başlar ve canlarının kurtarmak için padişahın sarayına doğru kaçıp padişaha sığınırlar. Şeyhülislam Fahreddin Acemi’de peşlerindedir. Hurufiler’in ardından o da saraya girer ve Sultan Mehmet’den saraya sığınan Hurufiler’i kendisine teslim etmesini ister. Şeyhülislam sarayı basmıştır. Padişah’ta yanılabilir, hatta kandırılabilir. Oysa şeriatın yanılması ve kandırılması mümkün değildir. Şeyhülislam şeriatın temsilcisidir. Ve ona göre Hurufiler mülhiddir (imanı bozulan ve kafir) ve haklarından gelinmelidir. Resmi tarihçilere göre Şeyhülislam padişahı ikna eder ve Hurufiler’i teslim alır. 12 yaşındaki Sultan Mehmet ikna edilmiştir. Vezir ve Şeyhülislam karşısında farklı bir tavıra giremez . Kuşkusuz onların isteğine boyun eğmek zorundadır. Hurufiler’i Şeyhülislam’a teslim eder. Molla Fahreddin Hurufiler’i alarak Edirne üç şerefeli camii’ne götürür. Müezzinleri dışarı göndererek halkın camii’ye toplanması emrini verir. Halk merakla camii’ye toplanır.Molla Fahreddin Acemi camii minberine çıkar. Artık Hurufiler’in kaderi Şeyhülislam Molla Fahreddin Acemi’nin iki dudağı arasındadır. Hurufiler’in inançlarının geçersizliğini, batıllığını, onların dinsiz ve mülhid olduklarını anlatır. Ve bu nedenler ile de onlar hakkında verdiği kararı açıklar.” Hurufiler’in öldürülmesi şeriat uyarınca gerekli ve zorunludur. Buna yardımcı olacaklar büyük sevab kazanacaklardır.”
Camii’nin namazgah meydanına odunlar yığdırılır ve Hurufiler şeriata uygun olmadığı inançlarından dolayı Molla Fahreddin Acemi’nin fetvası ile ateşe atılarak katledilir. Şeyhülislam Molla Fahreddin Hurufiler’in yakıldığı ateşi canlandırmak için canla başla uğraşır. Hatta bir ara ateşi üflerken sakalının bir kısmı tutuştuğu yüzünün de yarısının yandığı söylenir. Hurufiler inançları gereği cezalandırılmıştır. Sultan II. Mehmet’in alimler ve bilginlere önem vermesi, onları dinlemesi ve onlardan etkilenmesi kimi tarihçilere göre iyi, kimi tarihçilere göre de Hurufiler gibi (sapkın kabul edilen inançlarından dolayı) kötü olmuştur. Ve bu olay yıllar sürecek trajik serüveninde başlangıcı olmuştur.
Kaynakça: Ali Yıldırım / Osmanlı Engizisyonu