Bizleri bırakıp gideli iki yıl oldu.. Rahmet, saygı ve özlemle anıyoruz..

“İki devlet bir millet” coğrafyasının hangi tarafından bakarsanız bakın, O, bizim Paşayeva’mızdı. Hepmizin gönül tahtında bir başka yeri vardı. O, Turan coğrafyasının asenasıydı. “İki devlet bir millet” vecizesinin özünü ne de güzel dile getirmişti, hepimizi bir başka duygulandıran “TÜRKİYEM “şiirinde:
Seni niçin bu kadar
sevdiğimi soruyorlar,
Uzak diyarlardan gelen kızına:
-Bu sevginin kaynağı ne?
-Neden?
-Kimsin sen?
-Sen nere, bu topraklar nere?
“Aşkın sebebi sorulmaz”,
Diyorum yüz bin kere…
Çünkü ruhum yüzyıllar önce
Gönül vermiş bir türküye
“Sen benimsin, ben de senin”,
Türkiye!
Ahlat’ta mezar taşları tanırlar beni…
Malazgirt’e Alparslan’la geldim ben,
Vatan kılmak için bu güzel yurdu.
Her fetihte yeniden
Dirildim ve öldüm ben…
Ganire Paşayeva Azerbaycan milletvekiliydi, ama o, ömrü boyunca Türk Dünyası’nın bir alpereni gibi yaşadı. Türk Dünyası’nın her karış toprağını Turan coğrafyasının tamamlayıcı bir parçası olarak görür, bu coğrafyanın her köşesinde yaşayan insanları da kardeş olarak bilirdi. Turan coğrafyasını bütün renkleriyle içine sığdırabilmiş, büyüklüğünü, sınırlarını bilemediğimiz koskoca bir yüreği vardı Paşayeva’nın.
TÜRK DÜNYASI’NIN YILMAZ SESİYDİ
Ganire Paşayeva yalnızca, ülkesini Avrupa Parlamentosu’nda temsil eden bir Azerbaycan milletvekili değil, Türk Dünyası’nın yılmaz sesiydi. Onu heran dünyanın herhangi bir köşesinde, ummadığınız bir platformda Türk’ün hakkını savunurken görebilirdiniz. Onu, Anadolu’nun bir ilindeki bir üniversite kürsüsünde ya da bir kasabadaki bir sivil toplum kuruluşunun düzenlediği bir etkinlikte, Türk Dünyası’nın sorunlarını anlatan, çözümler öneren aydın bir Türk kadını örneği olarak görebilir ve iftihar ederdiniz. “İki devlet bir millet” vecizesinin canlı abidesi gibiydi. Ben yazılarımda Paşayeva’yı, “Azerbaycan-Türkiye Milletvekili” olarak anmaktan büyük mutluluk duyardım.
Paşayeva’nın sıfatlarını ve yeteneklerini sayarken zorlanırdınız. Türk’ün hakkını her platformda savunan bir yılmaz savaşçı, bir diplomat, bir siyasetçi olan Paşayeva hepimizin özlediği bir ‘çağdaş Türk kadını’ idolüydü. Paşayeva, siyasi kimliklerinin yanı sıra, bir hukukçuydu, bir hekimdi, bir gazeteciydi, bir yazar ve bir şairdi. Paşayeva, aynı zamanda bir ressam ve bir fotoğrafçıydı, ama hepsinden önemlisi çok donanımlı bir Türk aydınıydı.
Onca politik ve siyasi uğraşısı arasında, çeşitli konularda, ruh dünyasını, düşünce dünyasını ebediyete taşıyacak olan hayranlıkla ve büyük bir duygu seli yaşayarak okuduğumuz şiirler yazar, kitaplar üretirdi. Kitaplarının geliriyle yetim kızların okumalarına yardımcı olacak kaynaklar oluştururdu..
PAŞAYEVA’NIN MANEVİ DÜNYASI / “ÖMRÜMÜN HER ANINDA ALLAH’A ŞÜKRETTİM”
Ganire Paşayeva’nın hayat hikayesini, ülkesi ve Türk Dünyası için neler yaptıklarını artık hepimiz biliyoruz. Paşayeva’mızı yakından tanıma fırsatı bulmuş biri olarak ben, tanıyabildiğim kadarıyla, O’nun manevi dünyasını anlatmaya çalışacağım.
Türkiye’deki pekçok konferansını izlemiş, Feriköy ve Edirnekapı mezarlıklarında, Şeyh Yahya Efendi Camisinin haziresinde günlerce, İstanbul’da vefat etmiş Azerbaycan ünlülerinin ve Kafkas İslam Orduları Komutanı, Bakü Fatihi, Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa’nın mezarlarını aramış biri olarak, “Ömrümün her anında Allah’a şükrettim” diyen Can Azerbycan’ın vefalı kızı Ganire Paşayeva’nın manevi dünyasına ışık tutmaya çalışacağım.
“ALLAH SEVEN KALPLERDEDİR” ve “AŞK BAŞKADIR”
Türkiye Türkçesiyle yayınladığı “AŞK BAŞKADIR” ve “ALLAH SEVENLERİN KALBİNDEDİR” kitaplarının İstanbul’da yapılan geniş katılımlı tanıtım toplamtısında, izleyenleri duygulandıran bir konuşma yapan Paşayeva, yaşamına yön veren baba nasihatını, Hocalı soykırımında katledilen yakınlarının yüreğinde açtığı yaraları ve “ALLAH SEVENLERİN KALBİNDEDİR” kitabının yazılış öyküsünü anlatmıştı.
Paşayeva, “ALLAH SEVENLERİN KALBİNDEDİR” kitabında, “Aç kapını bu kulana Ya Rabbim” yakarışına uzanan duygusal yolculuğu şöyle özetlemişti.
“Ben, beni tanımayanlar için, kitaplarıma giden yolu kısaca özetlemek isterim. Ben iki öğretmenli, çok sade bir ailede doğdum. Annem ve babam öğretmendi. Bana çok küçük yaşlarda sevgiyi ve saygıyı öğrettiler. Dünyada iyi insan olmanın yolunun sevgiden ve yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevmekden geçtiğini öğrettiler.
Ben Allah’a, her zaman, beni böyle bir ailede doğmayı nasip ettiği için çok şükür ettim.”
“KİTAPLARIMDA SEVGİMİ ANLATMAYA ÇALIŞTIM”
“Allah Seven Kalplerdedir ve Aşk Başka… Bu kitaplarda sevgimi anlatmak istedim. İçlerinde sevgi olan insanlar kötü olamazlar. İçlerindeki büyük sevgi, onların kötü insan olmalarına izin vermez. Dünyadaki gerginlikler, savaşlar, acımasızlıklar, şiddet… bunların hepsinin nedeni, insanların içlerindeki sevgi hissinin gittikçe azalmasıdır.
Sevgi azaldıkça, hoşgörü ve anlayış azalır. Yerini önyargı, anlayışsızlık alır. Bu yüzden hepimizin daha çok sevgiden bahsetmemiz gerekir. Sevgiyi yaymamız gerekir. Ben de kendi kalemimden, gücüm yettiğince, yaşadığım, gördüğüm bazı şeyleri insanlarla paylaşmaya cesaret ettim. Hoşunuza giderse, ben de ondan mutlu olurum. Yarın 40. yaş günüm. Allah'a şükür ki, sizin gibi insanlarla birlikte yeni yaşıma giriyorum.”
Paşayeva'nın eserleri, isimlerinden de anlaşılacağı gibi, çok anlamlı mesajlar içeriyordu: “AŞK BAŞKA” ve "ALLAH SEVEN KALPLERDEDİR". Kitapların gelirlerinin kimsesiz kız öğrencilere burs olarak verilecek olması, bu kitaba ayrı bir anlam kazandırıyordu.
“YAZMAYI SEVİYORUM” ve “KENDİME YOLCULUK”
Hayatını, hedeflerini, iç dünyasını anlatmada kalemini ustalıkla kullanabildiği için, yazmayı seviyordu Paşayeva. Yazma tutkusunun nedenini de şöyle anlatıyordu:
“Ben çok farklı konular hakkında kitap yazıyorum. Politik, bilimsel, roman, şiir de yazıyorum, her alanda kitaplar var. Gazetecilik kökeninden geldiğim için yazmayı seviyorum. Her gün yazı yazıyordum, ona açlığınız oluyor.
Türk Dünyası’nda, Atatürk ile ilgili dünyanın kaybettiği büyük lider hakkında, “Adım Adım Türk Dünyası” diye, Türkiye’nin çeşitli illerini içine alan kitaplar da yazdım; Bursa, İznik, Bayburt’a kadar uzanan… Modern Evliye Çelebi tarzında… Kıbrıs Türkleri, Rauf Denktaş hakkında kitabım var.
Tasavvuf yönünde kendime yolculuk yapıyorum. Çünkü dünyadaki en zor yolculuk, insanın kendi içine yaptığı yolculuktur. Kendime yolculuk serisinden sonra Hesap Vakti ve O, Yaradan’a böyle yazıyorum, gücüm yettikçe.”
“KENDİME YOLCULUK..”
“Zahir” eşyaların, olayların, gerçeklerin dış yüzü, “batın” ise içyüzleri, yani hakikattir. Dıştan içe, yani Paşayeva’nı sözünü ettiği “kendne yolculuk” gizemli ve zorlu bir yolculuktur. Bu yolculuktaki sırları gündelik dille anlatmak çok zordur. Mevlana’nın, “Hamdım, yandım, piştim” şeklinde özetlediği o zorlu yolculuğu Paşayeva, duyarlı sanatçı kimliği ile yazdığı şiirlerinde çok bilgece anlatmıştır.
Paşayeva, “hamdım, piştim, yandım” yolculuğunda, beşeri zaaflarını, özlemlerini, isyanlarını dile getirdiği, “Tenha Qadın/Yalnız Kadın” gibi şiirler de yazmıştır. Fakat şiirlerini kronolojik sırayla irdelediğinizde, Paşayeva’nın içine düştüğü beşeri yalnızlığına “İlahi aşk” dediğimiz o sonsuz ummanda bir teselli aradığını kolayca görebilirsiniz.

“AÇ KAPINI BU KULUNA YA RABBİM”

Söz buraya gelince, “AŞK BAŞKA”nın ruhu olan “Aç kapını bu kuluna Ya Rabbim” diye haykıran o muhteşem dizeleri anmamak olmaz:
“Ya Rabbim”
Ben “varlık”ken bir “hiç”liğe çevrildim/ Ben aşk adlı tek heceye evrildim.
Beni atıp sana doğru çevrildim/ Aç kapını bu kuluna Ya Rabbim
Nefis adlı o şeytanı terkettim/ Hayat nedir, geç de olsa farkettim
En büyük aşk, o senmişsin farkettim/ Aç kapını bu kuluna Ya Rabbim
Muhannete dil dökmekten yoruldum/ Ben ki, aşkın teknesinde yoğruldum
Yanlış yoldan döndüm sana doğruldum/ Aç kapını bu kuluna Ya Rabbim
Sabahları sabalarla uyandım/ Masal imiş, kul aşkını sonladım
Şems’te yandım, Mevlana’yı anladım/ Aç kapını bu kuluna Ya Rabbim.

“Şems’te yandım, Mevlana’yı anladım/ Aç kapını bu kuluna Ya Rabbim” haykırışı, Paşayeva’nın kendi özünde, kendine yaptığı yolculuğun ulaştığı zirveyi göstermesi açısından önemlidir.
Paşayeva, “Seni Allah’a aşk götürür/ ALLAH SEVEN KALPLERDEDİR” kitabında Allah aşkının var olan bütün sevgilerin kaynağı olduğunu, sevgisiz hiçbir kalpte de Allah’ın varolmayacağını anlatıyordu. “AŞK BAŞKA” ve özellikle de “ALLAH SEVEN KALPLERDEDİR” kitapları Paşayeva’nın manevi dünyasını özetleyen eserleridir.

Paşayeva’mızı birkaç satırla anlatmak mümkün değildir. Rahmet, saygı ve özlemle anıyorum; mekanı Cennet olsun..