Avrasya Bir Vakfı’nın iki ayda bir yapılan DOSTLAR MECLİSİ divan sohbetleri devam ediyor. Dostlar Meclsi’nin ikinci toplantısında, 12 Eylül öncesi Ülkücü /Milliyetçi hareketin önde gelen isimleri Avrasya Bir Vakfı çatısı altında bir arya gelerek anıları tazelediler.

Bu etkinlikler yalnızca eski dostların buluşup hasret gidermeleriyle sınırlı olmuyor; her Dostlar Meclisi’nde konusunun uzmanı olan bir kişi, güncel gelişmeler konusunda toplantıya katılanları bilgilendiren konuşmalar yapıyorlar, soruları yanıtlıyorlar.

Geçtiğimiz hafta Avrasya Bir Vakfı’nın Büyükçekmece’deki merkezinde gerçekleştirilen Dostlar Meclisi’nin konferans konusu, hızla hayatımıza giren, yaşantımızı çeşitli yönlerden etkilemeye başlayan ve etkilemeye devam edecek olan yapay zekaydı.

Sekretaryasını İsmet Koçak ve Özcan Ünlü’nün yönettiği ve moderatörlüğünü Faik İçmeli’nin yaptığı toplantının konferans bölümünde, araştırmacı yazar, Türkiye Düşünce Platformu Başkanı, Adem ve Havva Derneği Başkanı , Ummah Platformu Başkanı, yapay zeka ve metaverse uzmanı iş adamı Taşkın Koçak, MÖ 3200’lerde Sümerlerin yazıyı bulmalarıyla tarihin akışının değiştiğini ve bugünlerde hayatımızı her yönden şekillendirmekte olan yapay zekanın gelecekte yaşantımızı ne yönlerden nasıl etkileyebileceğini, barkovizyon eşliğinde ayrıntılı olarak anlattı,

TARİHSEL SÜREÇ, YAZININ İCADI ve SÜMERLER

İnsanlık tarihinde asıl kırılmanın Milat’tan 3200 yıl önce, yazının Sümerler tarafından bulunmasıyla gerçekleştiğini belirten Taşkın Koçak, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu 10.000'den 3200'e kadar insanlık mağaraların duvarlarına figürler çizerek tarihi olayları, tecrübelerini ve bilgilerini aktarırlardı, çiziyorlardı. Sümerler, milattan önce 3200 yıl önce çivi yazısını bularak kil tabletlere yazıyla tarihi olayları, icatları, bilgilerini aktarmaya başlayınca, aslında bu insanlık oluşmaya başladı. Bilgi bilgiye dönüşmeye başladı.”

KAĞIT, MATBAAA ve İSLAMIN ALTINÇAĞI

“Milattan sonra 105. yıllarda Çin'de kâğıdın icat edilmesiyle birlikte kitaplar ortaya çıktı. Kitapların ortaya çıkması artık insanların bilgilerini, mesleki tecrübelerini kitaplara aktarmaya başladılar. 1450'de matbaa Almanya'da ortaya çıktı. Ondan sonra kitaplar hızla basılarak yayılmaya başladı.

Asıl büyük kırılma, Rönesans yani Aydınlanma Çağı’nda gerçekleşti; Sanayi Devrimi ortaya çıktı. İşte insanlık, ateşten başlayıp da, 1760’da Sanayi Devrimi’ne gelene kadar, bütün bilgilerini kitaplara dökerek ve her gelen üzerine bir tuğla koyarak biriktirmeye başladı.

Birinci Sanayi Devrimi'ni, buhar gücünü mekanik enerjiye çevirerek James Watt başlattı. Hemen ardından 1859'da elektrik ortaya çıktı. Diplomasız İngiliz bilim adamı Michael Faraday’ın elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren buluşu İkinci Sanayi Devrimi'nin tetikleyen oluşumdu.

Maalesef ki dört enerji devrimi, sanayi devriminin altında da İngilizler var.

İSLAM BİLİM DÜNYASININ KATKISI /EL HAREZMÎ OLMASAYDI..

“ …Bunlara bu imkânı veren, yolu açan kendileri değil. Bizim 8. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar olan Abbasiler ve Selçuklular devleti, gerçekten İslam'ın altın çağı dönemiydi ve bugün bunu Avrupa da, Batı da bunu kabul ediyor.”

“…Bugünkü bilgisayarda kullandığımız ya da yapay zekadaki algoritmanın asıl sahibi, cebirin ustası, Hintli bilge Aryabhata’nın sıfırını Bağdat’taki Beytü’l Hikme üzerinden Batı’ya taşıyan El-Harezmi'dir. Sıfır olmasa bilgisayar bilimi olmaz; bilgisayarın temelinin altında 0'lar ve 1'ler vardır. Her şey 0 ve 1'lerle yürür. Bu sıfır olmasaydı bugün yapay zeka da olmazdı, bilgisayar da olmazdı, elektronik de olmazdı. El-Harezmi, El-Cezeri, Biruni, İbni Sina, Farabi ki İslam medeniyeti güçlü bir bilim geleneğine sahip ve Avrupa bunun üzerine kurulmuş bir yapı aslında.”

BİLGİSAYAR ÇAĞI ve YAPAY ZEKA

“1940'lara geldiğimizde bilgisayar ortaya çıktı. Yine bir İngiliz var altında; William Shockley; transistörü icat eden Bell Laboratuvarları'nda. Yeni bir İngiliz, Üçüncü Sanayi Devrimi'ni ortaya çıkarttı. İnternetin 1989’da ortaya çıkmasıyla Dördüncü Sanayi Devrimi ortaya çıktı. Orada da yine bir İngiliz var maalesef; Tim Berners-Lee. Özellikle Kraliyet Ailesi tarafından ödüllendirildi.

Bu süreç böyle geldikten sonra ateş, tarım, yazı, kâğıt, matbaa, sanayi devrimi, elektrik, bilgisayar, internet ve son nokta yapay zeka insanlığın son mucizesidir. Bundan sonra başka bir mucize yok. İnsanlığın sonu.

“ÖLÜMSÜZLÜK ÇOK UZAK DEĞİL”

Yapay zekanın kendi alt türevlerinden mucizeler olacak. Ne olacak? Mesela ölümsüzlük gelecek yapay zeka ile birlikte. Ölümsüzlük çok uzak değil. Şurada 2045 yılında Dmitry Itskov'un bir projesi var; Putin'in oligarkı. Ve bu ciddi manada bir tesiste kendi dijital avatarı yapılıyor.”

“…İnsanlık şu an bununla karşı karşıya kalacak. En büyük tehlikelerden birisi bu. Çünkü insanoğlu hep ölümsüzlüğün peşinde olmuştur. İlk Adem Aleyhisselam ki, ben Adem'le Havva'dan, yani insanlığın başından alıyorum. İlk Adem ve Havva annemiz ölümsüzlüğün peşine düştüler, Cennet’te. Hani şu Allah dedi ki ‘Şu meyveye yaklaşmayın.’ Şeytan ne dedi? ‘Onu yerseniz ebedi kalacaksınız.’ Evet, insanoğlu hep ölümsüzlüğün peşinde oldu. (…) Yine bizim topraklarımızda Gılgamış Destanı vardır. Aynı şekilde Çin'de birçok kral da bunun peşine düştü. Bugün de teknolojinin liderleri ölümsüzlüğün peşine düşmüş durumdalar.”

ALAN TURİNG ve 2. DÜNYA SAVAŞI

“Yapay zekanın tarihine şöyle bir baktığımızda yine bir İngiliz çıkıyor karşımıza. Aslında İkinci Dünya Savaşı'nın galibi Alan Turing, matematikçi. (…) Bu arkadaş, yapmış olduğu Colossus bilgisayarıyla Almanların Enigma isimli kriptoloji cihazını çözen kişi. Amerikalılara Alman botlarının, denizaltılarınn, Alman tesislerinin nerelerde olduğunu, o yazışmaları sızdırarak onların imha edilmesini sağlamış olan asıl İkinci Dünya Savaşı'nın galibi Alan Turing.”

“(…) 1956'ya geldiğimizde John McCarthy; Amerikalı bir matematikçi, aynı zamanda mühendis. İlk defa Dartmouth Konferansı'nda yapay zekadan söz etti. Sonra 1956-1975'te kural tabanlı yapay zeka ortaya çıktı. Bunlara biraz programlama diyebiliriz.

“(…) 1975-1985 arasında yapay zekanın kışı yaşandı. Yapay zekadan istenen atak meydana gelmedi, çünkü donanım yetersizliği vardı. Bugün donanım arttığı için o hıza erişti.

Onu aşınca, hemen 1985-1995'te makine öğrenmesi. Burada ilkokuldaydı, burada ortaokula geldi çocuk. Ortaokula gelen çocuk babasının yanında arabaya bindi. Daha önce kırmızı ışık, sarı ışık, yeşil ışık teorisini öğrenen çocuk, bu sefer babasıyla arabaya binip sokaklarda gezer, ‘Aaa bak babam işte kırmızıda durdu, sarıda hazırlandı, yeşilde geçti’ onu da anlamaya başladı. Bu kadarını anladı.

Ama derin öğrenmeye geldiğinizde ise, çocuk artık liseyi bitirmiş, ehliyet almış, arabayı kullanıyor. Kırmızı ışıkta durmayı biliyor, yeşilde geçmeyi biliyor, trafik kurallarını biliyor, aracı tanımaya başladı. Üniversite boyutu yani burası.

Transformer modellerine geldiğimizde ve üreten yapay zekaya geldiğimizde ise, çocuk artık otonom araca dönüştü.

Otonom araç nedir?

İNSAN ve OTONOM İNSAN FARKI

(…) İnsanla yapay zeka arasındaki en muazzam farkı otonom araçlar çok güzel anlatıyor.

Bir insanın bir şeyi fark etmesi... Şu benim elimi kaldırıp indirmemi fark etmeniz, beyninizde bunu algılamanız saniyenin üçte biri yani 1000 milisaniyenin 300 milisaniyesinde fark ediyorsunuz. Araç kullanırken siz bir olaya müdahale etmeyi 300 milisaniyede fark ediyorsunuz. Önce fark ediyorsunuz olayı; direksiyon, fren, gaz, debriyaja müdahale etme süreniz yaklaşık 2000 milisaniye, 3000 milisaniyeyi geçiyor; yaşınız, çevikliğiniz, tecrübenize istinaden.

Şimdi bu, uzun bir süre aslında kaza için. Çünkü hızlı giden bir araç var. Ama yapay zeka; 360 derece sensörler var, lidar'lar var, kameralarla donatılmış olan yapay zeka, otonom araç, yapay zeka tabanlı, derin düşünmeyle, derin öğrenmeyle içerisinde olan bu sistem 1-2 milisaniyede, insanın 300 milisaniyede fark ettiğini 1-2 milisaniyede fark ediyor. Müdahalesi de 5 milisaniye. İnsandan binlerce kat hızlı hareket ediyor. (…) Siz sadece 180 dereceyi görüyorsunuz, o 360 dereceyi görüyor.”

“(…) Navigasyon ailesi; o navigasyon sistemi adresi sizden alıyor. Samsun yolu üzerinden işte diyelim ki Çorum'dan giderken orada kaza olmuş, yönünü değiştirsen haberin bile yok, onun haberi var. İleride 50 km sonra dolu başlayacak, oraya girmez, yolunu değiştirir. En kestirme yol nereden gider, oraya gider. Yani bu adres seni tamamen bypass ediyor ve senden daha profesyonel bir şekilde aracı kullanıyor. Onun için tabii ki bunlar çok önemli, yapay zekanın bize kazandırdıkları kusursuz olacak”

“YAPAY ZEKA İNSANIN ZEKİ ÇOCUĞU”

Yapay zeka insanın zeki çocuğu; yani yapay zekanın şu anki kullanmış olduğu veriler bizim.. İnsanlığın üretmiş olduğu bilgilere istinaden matematiksel olarak yapıyor bunları. Şimdi bir avukat burada, avukat olduğunu bilir. Hukuk inanılmaz bir kütüphane. Bu, acayip iştahla yapar bunu.

Şimdi diyelim ki gittik, Bilgisayar Mühendisliği Fakültesi'nden bir hocayı aldık, getirdik İlahiyat Fakültesi'ne. İlahiyat Fakültesi'nde hoca hadis dersi verebilir mi? Mümkün değil.

Bilgisayar Mühendisliği hocasını, götürdük İnşaat Mühendisliği'ne. Orada mekanik, statik dersi verebilir mi? Veremez. Götürdük tekstile, orada kumaşın nasıl boyanacağını bilir mi? Bilmez. Götürdük aşçılığa, bilmez,ama bu yapay zeka her şeyi bilir.. Az önce iyi bir kemancıydı, iyi bir ilahiyatçıydı, şimdi iyi bir mühendis, şimdi iyi bir doktor... Her şeyi biliyor. İnsana dair, hayata dair insanın yapamayacağı her şeyi biliyor, ama bir şeyi bilmiyor; manayı bilmiyor.

“İNSANLA YAPAY ZEKA ARASINDAKİ FARK..”

Biz bir meslek sahibiysek mesleği niçin yaptığımızı biliriz. O, matematiksel örüntülerle, istatistiksel olarak hangi kelimenin peşine geleceğini bilir, ama manayı bilmez. İşte insanla yapay zeka arasındaki en büyük fark nedir derseniz; insan manadır, yapay zeka istatistiksel, matematiksel öğrenir. Altındaki vektörlerle çalışır.

Verileri toplar, verilerden model ortaya çıkar. Yapay zeka da, ‘tokenizer’ dediğimiz kelimeleri hecelere böler ve her bir heceden bir matematiksel değer atayarak o veri havuzunun içerisine, uzayın içerisine atar ve onun eğitimi başlar.

Üçüncü aşamada yetenek kazanır. Yetenek kazanması işin bütünü değildir, ama artık dördüncü aşamada akıl yürütmeye, karar vermeye başlar. Beşinci aşamada artık size görsel, metin, sonuç, ajanlar ortaya çıkararak insanın yapabileceği tüm işlerin üst seviyesinden fazlasını yapmaya başlar.”

YAPAY ZEKA NASIL HIZLANDI?

“Özellikle bu son dönemde hepinizin de cep telefonunda olan yapay zeka nasıl hızlandı? Buna bakarsak, büyük dil modelleri diyebiliriz. Çok uzak değil aslında. Ben, başlangıcını 2017-2018’de gördüğüm bu sürecin 2026'daki bu gelişimini normalde 2030'da bekliyordum. Fakat öyle bir şey oldu ki, pandemiyle birlikte sanki insanlığın ayarlarıyla oynadılar ve bizi bir şekilde dijital dünyanın içerisine çekti birileri. Kimdir bu birileri? İşte Amerika'daki teknoloji devleri ve bu alanda teknokapitalizme doğru giden unsurlar bizi bu alana çektiler.

2017'de Transformer mimarisi dediğimiz, aslında Google'ın ortaya çıkarmış olduğu OpenAI Google'ı geçti ve Google şok oldu. “

“(…) 2019-2020'de artık "prompt" başladı. Yani bir metin giriyorsunuz, size cevap veriyor. 2021-2022'de görsel kod... Bilgisayarda siz normalde kod yazıyordunuz, artık kodu yapay zeka yazmaya başladı ve görseller üretiyor hemen 3-5 saniye içerisinde; herhangi bir konuda bir resim istiyorsunuz, üretiyor..

“BÜYÜK PATLAMA”

2021-2022'yi geçtikten sonra büyük patlama, işte rekabet, multimodal (çoklu modlu) modeller ortaya çıktı. Burada gördüğünüz GPT-4, Claude, Grok, Bard, Llama, Mistral vesaire...

Yapay zekada da şu an dünyada açık ara Amerika önde. Yani kök bilim nasıl İngilizler tarafından geliştirildiyse, kök teknoloji de şu an Amerika'nın elinde. Her ne kadar Çin üst seviyede bir yapay zekaya, teknolojiye sahip olsa da, işin kökü halen Amerika'nın elinde; çünkü silikon vadisi ve Houston'daki, Teksas'taki Houston tepelerinde inanılmaz bir şekilde sürekli olarak bunları geliştiriyorlar. Bu şekilde ellerine geçirmişler şu an teknolojiyi.”

BİZİM DURUMUMUZ NE?

“Bizim durumumuz ne? Biz de Türk devleti olarak, teknoloji transferi yaptık. Teknolojiyi kullanarak ve onların üretemediği bazı ürünleri üreterek kendimizi ön plana çıkardık. Onların icat etmiş olduğu argümanları kullandık, ama biz daha başarılı hale geldik savunma sanayiinde. İnşallah ekonomik alanda da başarılı oluruz diye dua ediyoruz.

2026'ya geldiğimizde ise artık rekabet kızıştı. GPT'nin, Claude'un, Llama'nın, DeepSeek'in, birçok önemli kuruluşlar artık dünyaya yayıldı ve trilyonlarca veri ortaya çıktı.

TÜRKÇEDEN ZORLUK ÇEKİYORUZ

Türkçe çok güzel bir dil. Semantik bir dil, anlamsal bir dil. Gerçekten matematikle olan bir dil. Fakat Türkçe şu an yapay zekaya uygun bir dil değil, neden? Türkçe'nin kendi yapısından dolayı değil. Çünkü bu eğitimler, bu okul, bu sistem İngilizce üzerine kurulmuş. Yani programlama dili, efendim yapay zekanın yazılımı, her şey İngilizce üzerine kurgulandığı için Türkçe'den şu an zorluk çekiyoruz.

YAPAY ZEKA ZİRVESİ

Ne yaptık şimdi biz Türk devleti olarak? Geçenlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı bir program yapıldı İstanbul'da, ‘Yapay Zeka Zirvesi’. Orada ‘Bilge’ isimli kendi yapay zeka modelimizi anlattık. Bilge önemli mi? Önemli. Ben Cumurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Bey'e Dolmabahçe'de yaklaşık buçuk saat bunun ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu anlattım; ‘Savunma Bakanlığı kadar, ordu kadar önemli bir mevzu olduğunu, yani tanktan, toptan, uçaktan daha değerli olduğunu, bunu ele geçiremezsek yarın bizim milli bilgimiz, kurumlarımızın bilgisi ve bunların karşısında durma imkanımız kalmaz, bizi felç eder.

Onun için ne yapıp edip Türkçe eğilen, Türkçe büyük dil modelini üretmek zorundayız’ dedim. Dijital Dönüşüm Ofisi'nde de daha defalarca bu konuyu özel o toplantılarda anlattım ve devletin zorlaya zorlaya Bilge'nin yapılmasını sağladım yani, vesile oldum.”

HRİSTİYANLIĞIN BİLİMLE, TEKNOLOJİYLE DERDİ VARDI, AMA İSLAM’IN YOK”

(…) 8. yüzyıl ile 12. yüzyıl arasında dünyanın bilim dili Arapça'ydı. (…) Moğollar gelip o Bağdat'ı yıkması, ardından Selçuklu'yu yıkmasıyla birlikte İslam dünyası bilimde geri gitti. Aslında biz gerçekten dünyanın efendisiydik. Çünkü Hristiyanlığın bilimle ve teknolojiyle derdi vardı, ama İslam'ın yok.

Hristiyanlar, Martin Luther'den sonra, özellikle Orta Çağ'dan sonra kiliseye başkaldırmakla Aydınlanma Çağı ortaya çıkması ve birçok bilim adamlarının Deizme, Ateizme kaçarak Hristiyanlık'tan soyutlanarak bu bilimi yükselttiler. Yoksa Hristiyanlık onlara bu fırsatı vermezdi, ama İslam'ın böyle bir derdi yok.

İslam, akıl ve vahiy bir arada.. Harezmî, İbn-i Sina, Farabi, İbn-i Rüşd... Bunlar bizim değerlerimiz. Bugün Avrupa'da eğer Thales biliniyorsa, eğer Sokrates biliniyorsa, eğer Aristo biliniyorsa bu, İbn-i Sina ve İbn-i Rüşd'ün yapmış olduğu çalışmalardan dolayıdır. Yoksa bilinmeyecekti. Hep onların aktarmasıyla olduğunu göreceğiz.”

YAPAY ZEKANIN 3 TÜRÜ VAR

“1.Yapay zekayı üç ana kategoriye ayırıyoruz: Dar (Narrow), Genel (General) ve Süper (Super) yapay zeka.

Biz aslında şu an dar yapay zeka ile genel yapay zeka arasında sıkışmış durumdayız; genel yapay zekaya geçmemize az kaldı.

Genel Yapay Zeka: İnsan seviyesindeki yapay zekadır. 2027-2028 yıllarında hayatımıza girmesi öngörülüyor.

Süper Yapay Zeka: İnsandan on bin kat daha zeki olan yapay zekadır. Bu teknolojinin ise 2035 civarında karşımıza çıkacağı tahmin ediliyor.”

İNSAN NE YAPACAK?

“İşte o zaman sormamız gereken asıl soru şu: İnsan ne yapacak?

Şu an bile kendi işletmelerimizde birçok çalışanın işini yapay zekaya devrediyoruz. Benim işletmemde 15 kişinin yapacağı işi şu an yapay zeka yapıyor. 24 saat çalışan dijital asistanlarımız var. Bu durum sadece sanayide otomasyon veya dijital pazarlamada değil; tıptan hukuka kadar her alanda geçerli.

Geçen sene devlet yetkililerine, devlet kurumlarında çalışan 1 milyon idari personelin işini yapay zekaya devredebileceğimizi söyledim. Kamuda 5 milyon memurumuz var; bana göre en az 3 milyonu gereksiz yere bütçeye yük oluyor ve bu durum ahlaki de değil. Bu devlet onlara bakıyor ama onların bu devlete bir faydası dokunmuyor. Bu insanların köylerine dönüp tarımla, hayvancılıkla uğraşması ülke için çok daha faydalı olacaktır.

Süper yapay zeka geldiğinde insanlığın imtiyazı tamamen elinden alınacak. İşimiz çok daha zorlaşacak.”

2. SÜPER BİLGİSAYARLA ve “EL CAPITAN’IN MUAZZAM GÜCÜ

“Süper yapay zeka ile birlikte süper bilgisayarlar da hayatımızın merkezinde. Türkiye'nin de dünyadaki ilk 500 süper bilgisayar arasında 90. sırada yer alan bir süper bilgisayarı (Anka) var.

Ancak Amerika’daki El Capitan süper bilgisayarı bambaşka bir boyutta. İnsan beyni ile bu bilgisayar arasındaki farkı saniyedeki işlem kapasitesiyle açıklayabiliriz:

KUANTUM BİLGİSAYARLAR GELİYOR

El Capitan saniyede 1.7 exaflops, yani 1 milyar 700 katrilyon işlem yapabilmektedir.

Kıyaslama: 8 milyar insanın bir araya gelip El Capitan’ın sadece 1 saniyede yaptığı işlemi tamamlaması tam 8 yıl sürer.

El Capitan şu an uzay araştırmalarında, ilaç sektöründe, otomotivde, uçak tasarımlarında ve sağlıkta devasa modellemeler ve hesaplamalar yapıyor. Ancak gelecekte El Capitan'ın da yerini alacak olan Kuantum Bilgisayarlar geliyor. El Capitan'ın bile 10.000 yılda çözeceği bir problemi, kuantum bilgisayarlar sadece 200 saniyede çözecek. Kuantum bilgisayarlar ile süper yapay zeka bir araya geldiğinde, insanlık için bambaşka bir dönem başlayacak.”

3.YAPAY ZEKA ÇAĞINDA KÜRESEL DENGELER: ABD, ÇİN ve İSRAİL

“Yapay zeka alanında dünyada büyük bir jeopolitik yarış var. Yapay zekanın babalarından kabul edilen Geoffery Hinton bile insanlığın bu konuda çok aceleci davrandığını ve teknoloji şirketlerinin eline kontrolsüz bir güç verildiğini söylüyor.

Şu an ABD bu gücü kontrol altında tutmaya çalışsa da karşısında çok güçlü bir Çin var. ABD ve Batı Dünyası: En azından evanjelist veya farklı inanç sistemleri nedeniyle bir yaratıcı korkusuna, ahlaki bir sınıra sahipler.

Çin: Herhangi bir inanç sistemi veya ahlaki sınırı olmadan hareket ediyor. Doğu Türkistan'da Uygur Türklerine uyguladıkları zulümleri biliyoruz. Çin şu an yapay zeka ile akıllı bebekler, genetiğiyle oynanmış üstün nitelikli insanlar üretmek için çalışıyor. Çin'in bu alandaki yükselişi dünya barışı için büyük bir tehdittir.

İsrail: Özellikle savunma sanayisinde ve askeri yapay zekada Amerika ile yarışacak düzeyde. Dünyanın en büyük tehditlerinden biri olan bu askeri teknolojilerle bir gün karşı karşıya geleceğiz. Ancak geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türk milletinin bu tehditlerin üstesinden geleceğine inanıyorum.”

4. İNSAN ve YAPAY ZEKA KARŞILAŞTIRMASI

“Yapay zeka ile insan arasındaki iş gücü farklarını şu şekilde özetleyebiliriz:

İnsan 7/24 kesintisiz çalışır. Dinlenmeye ve uykuya ihtiyaç duyar. Duygusal ve fiziksel durumlardan etkilenir, hata yapabilir. Yapay zekanın hata oranı çok düşüktür, muazzam büyüklükteki verileri saniyeler içinde analiz eder. İnsan ise sınırlı veri işleme kapasitesine sahiptir.

Yapay zeka duygusuzdur ve tamamen rasyonel kararlar verir. İnsan ise empati kurar, etik ve ahlaki kararlar alır.

Yapay zeka bilgiyi işler, ama "neden" işlediğini bilmez. İnsan ise hayata ve olgulara anlam yükler.

Askeri alanda ise artık otonom silahlar dönemine giriyoruz. Karar mekanizması tamamen yapay zekaya bırakılan bu silahlar, kimin öleceğine kendisi karar verecek. Ukrayna savaşında bunun ilk örneklerini (drone teknolojileriyle) gördük. 2030'lu yıllardan sonra Amerikan ordusunun %40'ının robotlardan oluşacağı öngörülüyor. Bu robotlar insan gücünün 8-10 katı güce sahip olacak ve hedefi hiç şaşırmadan vurabilecek kapasitede olacaklar.”

5. YAPAY ZEKA İLE YENİ YAŞAM MODELİ

Yapay zeka hayatımızı tamamen kişiselleştirilmiş bir modele dönüştürüyor:

Kişiselleştirilmiş Eğitim

“Şu an tüm dünyada ve Türkiye'de büyük bir eğitim krizi var. Okullarda öğretmenler çocuklara en fazla 5 dakika kişisel zaman ayırabiliyor. Oysa her insanın farklı bir öğrenme modeli vardır. Yapay zeka, öğrencinin (örneğin Ahmet'in) karakter analizini yapar. Ahmet’in hangi saatte hangi derse odaklanabileceğini belirler. Ahmet'e özel animasyonlarla, müziklerle veya filmlerle kişiselleştirilmiş bir eğitim sunar.”

Kişiselleştirilmiş Sağlık ve Beslenme

“Bugün doktora gittiğinizde size standart bir protokol uygulanıyor. Oysa yapay zeka ve süper bilgisayarlar sayesinde artık gen haritanız dakikalar içinde çıkarılabiliyor. Gen haritanıza göre, tamamen size özel (Mehmet'e özel, Ahmet'e özel) tedavi yöntemleri ve ilaçlar geliştirilecek.”

Kişiselleştirilmiş Üretim ve Sanat

“Devasa fabrikalar yerine 3D yazıcılarla tamamen size özel kıyafetler, ayakkabılar ve tasarımlar üretilecek. Sanat alanında ise yapay zekayla kişiye özel müzikler, videolar üretilebiliyor. Örneğin biz şu an Adem ve Havva Derneği olarak uyuşturucu, trafik kuralları ve zamlar konusunda insanları uyarmak amacıyla yapay zekayla saniyeler içinde harika İngilizce videolar hazırlıyoruz. Normalde 5-6 milyon TL tutacak bir video prodüksiyonunu yapay zeka ile neredeyse sıfır maliyetle yapabiliyoruz.”

6. VERİ YÖNETİMİ, SİBER GÜVENLİK ve TÜRKİYE’NİN DURUMU

“Gelecekte veriyle düşünenler dünyayı şekillendirecek. Tarımda, sağlıkta, finansta ve eğitimde veriye sahip olmak zorundayız. Bizim en büyük sorunumuz kendi verimize hakim olamayışımızdır. Ülkemizde 200'den fazla üniversite var ama kurumlar arası veri paylaşımı o kadar hantal ki, bir siber güvenlik veya veri projesi geliştirmek bürokratik engeller yüzünden yıllar alıyor. Devletin veriyi çok hızlı işleyebilecek esnek bir yapıya kavuşması şart.

Siber güvenlik de artık hayati bir önem taşıyor. Yapay zeka çağında siber saldırılar çok daha akıllı hale geldi. Bu tehlikelerin farkında olarak ülkemizde de Dijital Dönüşüm Ofisi bünyesinde Siber Güvenlik Başkanlığı kuruldu. Bu, siber güvenliğimizi, savunma sanayimizi ve ticari sırlarımızı korumak adına atılmış çok önemli bir adımdır.”

7. METAVERSE ve TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ

“Metaverse, yeni bir sanal dünyadır. Biz bu sanal dünyada bir Türk devleti kurduk ve dünyanın her yerinden insanları pasaportsuz, vizesiz bir şekilde buraya davet ediyoruz. Metaverse, avatarlarımızla temsil edildiğimiz sanal bir dünyadır. Ekipmanlarınızı taktıktan sonra bu dünyaya dahil oluyorsunuz. İnsanlar burada arsalar alıyor, evler yapıyor, ticaret ve eğitim faaliyetleri yürütüyor. Türkiye bu konuda biraz geride kaldı ancak siber güvenlikten sağlığa kadar Metaverse gelecekte çok önemli bir yer tutacak.

Sonuç olarak:

Dünyadaki yapay zeka yarışına baktığımızda Türkiye şu an listede 20. sırada (aslında reel olarak 23. sırada) yer alıyor. Yani önümüzde yürümemiz gereken çok uzun bir yol var. Yapay zeka alanında bir seferberlik ilan etmeli, eğitim sistemimizi dönüştürmeli, altyapı yatırımlarına ve yerli çip üretimine ağırlık vermeliyiz. Bu devletimizin bekası için hayati bir zorunluluktur.

Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.”