Binlerce yıllık geçmişiyle medeniyetlerin buluşma noktası olan Şanlıurfa, nam-ı diğer Peygamberler Şehri, ziyaretçilerini sadece görkemli Balıklıgöl’üyle değil, labirent gibi uzanan taş sokaklarındaki gizemli hikayeleriyle de büyülüyor. Bu kadim kentin ruhunu en saf haliyle hissetmek isteyenlerin yolu, tarihi Ermeniler Mahallesi’nin sessiz tanığı Aslan Konuk Evi’ne düşüyor. Restore edilen taş duvarların arasında, geçmişin fısıltısını modern bir misafirperverlikle harmanlayan mekanın işletmecisi Faruk Caz Bey ile Urfa’nın ruhunu, mutfağını ve o meşhur sıra gecelerini konuştuk.

Selamlar Faruk Bey. Şanlıurfa’nın dokusuyla bütünleşmiş, adeta bir müze gibi duran bu yapıdan bahsedebilir misiniz? Restore edilmiş bu tarihi Aslan Konak’ın hikayesi nedir?

Ef57536E 5B03 4D57 8734 8Cf1A8C04B27

Konağımız, Şanlıurfa’nın en eski yerleşim yerlerinden biri olan tarihi Ermeniler Mahallesi’nde bulunuyor. Aslında sadece konağın değil, mahallenin geçmişine baktığımızda 2.500 ile 2.800 yıllık devasa bir tarihten bahsediyoruz. Konağımız mimari yapısı gereği üç farklı bölümden oluşuyor. En eski kısmın 800 yıllık bir geçmişi varken, ikinci ve üçüncü bölümlerimizin 1.000-1.200 yıllık bir tarihe dayandığı söylenmektedir. Biz bu mirası koruyarak, misafirlerimize tarihin içinde bir gece geçirme imkanı sunuyoruz.

Peki, bu kadar eski taş duvarların arasında uyanmak nasıl bir duygu? Misafirleriniz sabah gözlerini burada açtığında size neler söylüyor?

I M G 6760

Tek bir kelimeyle özetleyebilirim: Huzur. Misafirlerimiz son derece huzurlu bir ortamda, şehrin gürültüsünden uzak ama tarihin tam merkezinde uyanıyorlar. Buranın çok özel ve pozitif bir enerjisi var. Bizim için en önemli öncelik ise bir "aile oteli" olmamız. Personelimizin güler yüzü ve çekirdekten turizmci bir aile olmamızın verdiği samimiyet, misafirlerimize kendilerini evlerinde hissettiriyor.

Mutfaktan Yükselen Kadim Kokular

Urfa demek biraz da lezzet demek. Mutfaktan gelen o iştah açıcı kokuların sırrı hangi tariflerde saklı? En çok hangi lezzetinize güveniyorsunuz?

I M G 6946

Şanlıurfa mutfağı dendiğinde akla ilk olarak kebap ve çiğ köfte gelir ancak bizim mutfağımız bunlarla sınırlı değil. Biz yerel tariflerimize sadık kalıyoruz. Özellikle "borani" dediğimiz o meşhur yöresel çorbamız mutfağımızın vazgeçilmezidir. Her yemeğimizde binlerce yıllık mutfak kültürünün bir damlası var.

Milli Mücadele’den Notaya: Sıra Geceleri

Urfa’nın olmazsa olmazı "Sıra Geceleri"... Sizin ev sahipliği yaptığınız o meşhur geceler nasıl geçiyor? Bu geleneğin kökeni nereye dayanıyor?

Sıra gecesi kültürü aslında bir dayanışma ruhundan doğmuştur. Kurtuluş Savaşı yıllarına, Urfa’nın Fransız işgali altında olduğu günlere kadar gider bu hikaye. Şehrin önde gelen 12 lideri veya aşiret reisi, strateji belirlemek için bir araya gelirlermiş. Hatta o meşhur "Urfa’nın Çeteleri" türküsü bu kahramanlıklardan doğmuştur. Bu toplantılarda cümbüş, davul, zurna, bağlama ve ney ustaları da yer alırmış ki hem moral bulunsun hem de gelenek yaşasın.

Misafirlerinizi bu gecelerde neler bekliyor? Programda neler var?

Misafirlerimiz genellikle yorgun ve eğlenmeye hazır geliyorlar. Biz de onları en iyi şekilde ağırlıyoruz. Önce meşhur kebap ikramlarımızla başlıyoruz. Ardından, herkesin gözü önünde yoğrulan o meşhur yöresel çiğ köftemiz geliyor. Urfa isotuyla eti adeta "pişirerek" hazırladığımız o lezzeti; marul, limon ve taze yeşilliklerle servis ediyoruz. Gecenin finalini ise Urfa’nın incileri Şıllık tatlısı veya Künefe ile yapıyoruz. Programın en sonunda ise hazmı kolaylaştıran, olmazsa olmazımız acı kahve "mırra" ile misafirlerimizi uğurluyoruz.

Bu harika bilgiler ve misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederiz Faruk Bey.

Biz teşekkür ederiz, Urfa’nın tarihini ve kültürünü yaşatmak için her zaman buradayız.