Bazı sanatçılar sadece resim yapmaz, bize içine girip nefes alabileceğimiz yeni dünyalar inşa ederler. Buket Alçiçek, çocukluk merakını akademik disipliniyle harmanlayarak; heykelin formunu resmin büyülü renkleriyle buluşturan bir isim. Onun fırçasından çıkan her figür, gerçekliğin o sert köşelerini yumuşatıyor ve bizi masalsı bir ferahlığın içine davet ediyor. Çay içen tavşanlardan, hafızamızın derinliklerine dokunan sürreal imgelere kadar uzanan bu özgün yolculukta Alçiçek; sanatı sadece bir vizyon değil, bir nefes alma biçimi olarak tanımlıyor. Şimdi gelin, bu ışıltılı ve naif dünyanın kapılarını birlikte aralayalım.

FUNDA AKOSMAN: Bize kendinizden bahseder misiniz? Buket Alçiçek kimdir?
BUKET ALÇİÇEK: 1989 yılında İstanbul’da, hayallerin gerçeğe galip geldiği bir çocuklukla başladı benim yolculuğum. Resimle tanışmam, kendimi bildiğim ilk anlara dayanıyor; o günden beri çizmek ve hayal etmek benim için bir uğraştan öte, bir nefes alma biçimi. Küçük bir çocukken oyuncaklarımla ve çevremdeki objelerle sessiz senaryolar yazar, o dünyaların içinde yaşardım. Bugün anlıyorum ki; sanatımda hayal gücünün bu denli merkezde olmasının sebebi, o günlerde kurduğum sarsılmaz bağlar. Üslubum ise her yeni fırça darbesiyle evrilen, akışta yeni yorumlar bularak sürekli yenilenen canlı bir süreç.

FUNDA AKOSMAN: Sanatsal eğitim yolculuğunuz ve bu yoldaki pratiğiniz nasıl şekillendi?
BUKET ALÇİÇEK: 2007 yılında Kayseri F.M.G. Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nden mezun oldum ve aynı yıl Marmara Üniversitesi Resim Öğretmenliği ve Heykel bölümüne kabul edildim. Üniversite yıllarımda strafor heykel atölyesinde çalışarak bir forma hayat vermenin fiziksel ve zihinsel derinliğini keşfettim. Mezuniyet sonrası yüksek lisans eğitimim boyunca desenin o yalın ve güçlü diline odaklandım. Heykel her ne kadar ana dalım olsa da; resim benim çocukluk sığınağımdı. Bugün de çalışmalarımda heykelin form bilgisini resmin sonsuz renkleriyle buluşturmaya devam ediyorum.

FUNDA AKOSMAN: İllüstrasyondan dövme tasarımına, oyunculuktan dekor tasarımlarına kadar çok geniş bir yelpazede disiplinler arası çalışmalar yaptınız. Bu çeşitlilik sanat dilinizi nasıl dönüştürdü?
BUKET ALÇİÇEK: Resim ve heykel benim kalem; ancak duvar resmi, mozaik, kostüm tasarımı gibi temas ettiğim her alan bu kaleye çıkan gizli ve zengin yollar gibi. Özellikle çocuklarla birlikte tasarladığımız o masalsı kostümler ve dekorlar, malzemenin sınırsızlığını ve tasarımın oyunbaz yönünü bana öğretti. Bu çok seslilik, eserlerime farklı materyalleri kullanma cesareti ve katmanlı bir bakış açısı kattı.

FUNDA AKOSMAN: Eserlerinizde izleyiciler tarafından çok beğenilen o özgün imge dünyasını nasıl tanımlarsınız?
BUKET ALÇİÇEK: Benim için resim, gerçekliğin doğrudan bir temsili değil; onun hayal gücüyle yeniden inşa edilmiş, daha zarif bir halidir. Doğanın içinden gelen figürler, kişiselleştirilmiş hayvanlar ve sürreal ögeler benim dünyamda bir araya gelir. Çay içen bir tavşan ya da kahve içen bir uzaylı figürü, gündelik hayatın içinden süzülerek gerçeklikle düş arasında pırıl pırıl, yeni bir alan oluşturur.
FUNDA AKOSMAN: Kullandığınız figürler ve nesneler izleyicide hem tanıdık hem de gizemli bir his uyandırıyor. Bu sembolizmin arkasında ne yatıyor?
BUKET ALÇİÇEK: Hayvan figürlerini ya da objeleri insan davranışlarıyla buluşturmak, izleyiciyi gerçekliğin sınırlarını yeniden düşünmeye davet ediyor. İlk bakışta neşeli görünen o pastalar, çiçekler ya da figürler aslında çocukluk anılarımıza ve kolektif hafızamıza açılan gizli kapılardır. Gerçeklik dediğimiz yapı bazen çok kırılgan olabiliyor; ben o kırılganlığı masalsı bir estetikle ve naif bir duruşla sarmalamayı seviyorum.

FUNDA AKOSMAN: Eserlerinizde hakim olan o ferah, pastel ve ışıklı renk paletinin sanatsal duruşunuzdaki yeri nedir?
BUKET ALÇİÇEK: Renk, ruhun dilidir. Özellikle ferahlık hissi veren pastel tonların dinlendirici gücüne çok inanıyorum. Renklerin soluklaşmadan, canlı ama yumuşak bir dengede kalması benim için çok kritik. Bu seçim, izleyicinin esere baktığında sadece bir resim görmesini değil, o dingin atmosferin içine girip nefes almasını sağlıyor.
FUNDA AKOSMAN: Sanatınızı besleyen, "ruh eşim" dediğiniz ustalar kimler?
BUKET ALÇİÇEK: Salvador Dali’nin bilinçdışı labirentleri, Tim Burton’ın o naif ama gotik masalları ve Mark Ryden’ın sembolik derinliği benim en büyük ilham kaynaklarım. Ayrıca Tim Walker’ın fotoğraflarındaki o teatral ve rüya benzeri atmosfer, imgenin bir sahne gibi kurgulanabileceğini bana her zaman hatırlatır. Bu isimlerin ortak noktası, gerçeklikle hayal arasında o pırıltılı alanı kurabilmeleridir; ben de kendi dünyamda bu dengenin izini sürüyorum.

FUNDA AKOSMAN: Gelecek projelerinizde bizi neler bekliyor?
BUKET ALÇİÇEK: Farklı disiplinlerin sınırlarının eridiği, daha geniş kapsamlı projeler üretmek istiyorum. Şu anda ABD’de bir yayınevi ile anlaşma yapmış bulunmaktayım. "Tuz Perisi" adlı bu çok özel projede yer alacak olmak beni şimdiden çok heyecanlandırıyor. Bu görsel dili, izleyiciyi içine alan etkileşimli hikâyelere taşımayı hedefliyorum.

FUNDA AKOSMAN: Buket Alçiçek, fırçasıyla sadece tuvalde değil, ruhumuzun çocukluk sığınaklarında da iz bırakıyor. Onun dünyasında gerçeklik, bir masalın yumuşak kanatlarına tutunup ferahlıyor. Sanatın iyileştirici ve hayal kurdurucu gücünü her bir pastel geçişte yeniden hatırlıyoruz. Hayalle gerçeğin o incecik çizgisinde parlayan bu yolculuğun, yeni sergiler ve uluslararası projelerle daha nice kalbe dokunacağına şüphemiz yok.
Sanatla, ferahlıkla ve hep çocuk kalan bir hayal gücüyle kalın...
BUKET ALÇİÇEK: Teşekkürler Sevgili Papatya...