Değerli hocamız Kevser Yeşiltaş’ın yeni kitabı Demos Yayınlarından çıktı ; Senin Adın Aşk

Değerli hocam yeni kitabınız çıktı. Aslında yenilenerek yeniden çıktı dersek daha doğru olur sanırım. Neden güncellenip yeniden yayımlanma ihtiyacı doğdu?

Merhaba Selamlar ederim. Evet. Yeni bir kitap değil. 2014 yılında yayımlandı. Satışı tükendikten sonra da bir daha basılmadı. 2017 yılında Senin Adın Aşk kitabını bizzat kendim seslendirdim ve Amazon Prime kategorisinde tüm dünya olarak, BağlantıBağlantıSenin Adin Ask [Türkçe] BağlantıAudible Audiobook yani sesli kitap olarak yayımlandı. Amazon Prime sadece İngilizce ve Almanca dilinde sesli kitap kabul ediyordu. Ancak Türkçe seslendirilmiş bir kitabı kabul etmek istemedi. Uzun yazışmalar sonucunda İngiltere Londra’dan Amazon Prime Audible Audiobook olarak ilk Türkçe sesli kitap tüm dünyada yayınlanmış oldu. Ve aradan geçen bunca zamandır hala Türkçe sesli kitap olarak yayımlanmaya devam ediyor.

Neden basılı kitap olarak güncellenme ve yeniden yayımlanma ihtiyacı doğdu. Aslında kitabın aslında hiç dokunulmadı. Nokta virgülüne kadar 2014 yılındaki baskı orjinali ile aynı içerik. Yeniden basılı olarak okuyucuya sulunmasının asıl amacı, Aşk konusuna ihtiyaç duyulmasından. Sevginin, hoşgörünün, merhametin ve pozitif duyguların giderek dejenere olduğu bir dünyada yaşamaya başladık. Aşk tüm bu duyguların fırlatma rampası. Aşk yoksa pozitif duygulardan söz edemeyiz. Aşk sadece bir kadın ile bir erkeğin arasında geçen bir duygu alışverişi değil. Aşk tam anlamıyla yaşamın kaynağı. Bu dünyada aşk olmasa hiçbir şey olmazdı. Yaradanın sevgisi aşk ile dönüşür. Sevgi daha naif bir enerjidir ancak aşk daha azap doludur ki yakar kül eder her şeyi, ancak aşk yakıcı ve yanıcı bir yakıt olmasa idi, bu alem bu devran dönmezdi. Varlıkların yakıtı aşktır. Alemlerin Rabbi olan Allah insanı en güzele takvim üzerine yaratır sevgisini katar yaratım hamuruna ancak varlığın içine o aşkı katmazsa varlık Hayy makamına yükselerek dirilemez. Sevgi ile yaratılan her varlık aşk ile dirilir. Nasıl ki güneşin yakıtı hidrojen, arabanın yakıtı mazot benzin, insanın yakıtın gıda, bitkilerin su ve toprak, bunun gibi. Varlıkların hakikatteki yakıtları da aşktır.

Maddeye bürünen her bedenin yakıtı aşktır. Bir bakterinin bakteri olarak tezahürü aşk iledir. Bir kedinin kedi olarak görünür olması aşk iledir. İnsanın bir insan olarak tezahürün aşk iledir. Aşk yoksa dirilikten bahsedilemez. Tasavvuf erbablarına sorarlar. Nefs terbiyesi uzun, seyri suluk zor, ölmeden ölme haline ulaşmak kemalete ermek yolu çok uzun. Bir ömür yetmez. Ustalar hemen cevap verir. Aşk yolu kısaltır. Git aşık ol da gel. Yan tutuş ve o noktadan alemlere açıl rabbine kavuş.

Dünya üzerinde çok az insana nasip olan bu ilahi aşka kavuşabilmek için dünyevi bir aşka kapılmak ve yanmak kavrulmak ve yeniden o bedende dirilmek gerekir. Işte bu yüzden tasavvuf erbabları ve hakikat gönüllüleri AŞK YOLU KISALTIR sırlı cümlesini söylerller. Aşk yolu kısaltır.

Senin Adın Aşk isimli kitabınızın içeriğini anlatır mısınız?

Senin Adın Aşk kitabı insanın Aşkın maddeleşen bir tezahürü olduğunu anlatıyor. Aşk yolu kısaltır bunun sebeblerini ortaya koyuyor. İnsan sadece karşı cinse aşk duymaz. Her zerreye karşı bir aşk hisseder.

Aşk satırlara sığmayan kelimelerle ifade edilemeyecek boyutta yüce bir cevher. Aşk enerjisi, sevginin çok farklı bir versiyonu. Zira sevgi varlıklar arası boşlukları dolduran, varlıkların özgür iradelerini koruyan, varlıkların birbirlerinin alanlarına müdahaleye izin vermeyen bir cevher. Atomlar arası boşluklar, gezegenler arası boşluklar, insanlar arası boşluklar sevgi ile doludur. Ancak insan izin verirse insanın iç dünyasına, kalbine, gönlüne dolabilir. Bizim bilincimiz buna izin vermediği sürece sağında solunda, yanında ve ötende, arkanda ve önünde olan sevgi bizim özümüze nüfuz edemez. Biz izin verirsek ancak. Bu yüzden bir insanın sevgi ile dolması kolay değildir. Sevgi dolu insan olabilmek öyle kolay değildir. Sen ben hepimiz, doğal yolla sevgi ile dolamayız, ancak buna izin verirsek gerçekleşebilir. Bu herkesin bildiği bir sır değildir. Ben sevgi ile doluyum demek hakikatte sevginin hissedildiğini göstermez. Bir anlık bir enerji yükselmesi, bir anlık bir huşu içinde olmak sevginin tezahürü değildir çok cüzzi bir belirmedir. Insan nefs sahibi olduğu için sevgiyi bu maddi boyutta tam olarak anlayamaz, tezahür ettiremez, tezahür ettirse bile anlık ve geçicidir. Çünkü sevginin boyutu farklıdır. Her ne kadar bizim etrafımızı çeviren bir sevgi olsa da sevgi bizim boyutumuzda değildir. İnsanın boyutu, sevginin boyutu ile uyumlanması eşitlenmesi gerekiyor. Insan çok nadir zamanlarda sevgi ile eşitlenir. Sevgi cevheri ile uyum sağlamak kolay değildir. Merhamet ile sevgi birbirine karıştırılır. Merhamet insan boyutuna yakın bir titreşimde olduğu için daha fazla muhatap olunur. Sevginin boyutu, sevginin alemi insan boyutundan ve aleminden çok üstün bir seviyededir. Ancak sürekli insanla kontakt kurmak için fırsat kollar.

İnsan bunu yapana kadar da orada olacaktır. Sevgi zarar vermez, yakıp yıkmaz, yok etmez, sevgi besler, büyütür, sevgi Onun hakikatteki tezahürüdür. Yaradan sevgidir. Sevginin kaynağıdır. Yaradanın kaynağı sevgidir. Sevginin kaynağı yaradanın kendi mübarek Zatıdır. Sevgi insanı kendinden almaz, sevgi kişiyi kendine kazandırır. Sevgi insanı çoğaltır, büyütür, geliştirir ve kemalete erdirir. Sevgi insanın bütünlüğünü korur.

Aşk çok başka bir boyuttandır, Aşk yaradana olan bağlılığındır. Aşk senin çocuğuna olan bağlılığın. Aşk senin karşı cinse olan bağlılığın. Aşk dünyaya olan bağlılığın. Aşk işine aşına ekmeğe olan bağlılığın. Bu bağlılığı merhamet ile sevgi ile nefs ile karıştırma ve başka hiçbir şey ile karıştırma. Salt düşün. Aşk var başka hiçbir şey yok. Işte bu bağlılık böyle bir şey. Seni dünyada tutar, seni ailenle bir arada tutar ama nedendizdir. Soru yoktur. Varsa da cevabı yoktur. Neden çocuğuna bağlısın bilemezsin. Neden ev hayvanını evinde tutuyorsun bir nedeni yoktur. Gerçek bir nedeni yoktur. Ihtiyacım var demen, yalnız kalmamak için demen, sorunun cevabı olarak kabul bile edilemez. Yüseysel cevaplardır bunlar. Hakikatteki nedeni aşktır. Senin aşına işine ekmeğine olan bağlılığın aşktır aslında. Aşkın cüzzi kısmıdır.

Sana sorsam neden her sabah işe gidiyorsun, dersin ki, geçinmek için işe gidiyorum, aileme bakmak için, yaşamak için. Bu cevaplar dünyasal ve yüzeyseldir. Temelinde en özünde hakikatinde aşk vardır. Basiret gözün açılmışsa bilirsin aşk olduğunu. Basiret gözün açık değilse yüzeyden anlarsın. Yüzeyde bir maneviyatın varsa dersin ki ekmek parası kazanmaya gidiyorum. Mecburum. Mecburiyet olarak tanımlarsın tüm yaptıklarını. Oysa hakikatte temelinde aşk vardır.

Aşk olmasa hiçbir şeyin bir anlamı kalmaz. Bil ki her hareketinin özünde cüzzi aşk vardır. Aşk olmasa idi, bunca yıl yurtdışında yaşayarak memleketine hasret kalamazsın. Aşk olmasa idi bedenin bu denli ısrarla nefes alamazdı. Komada bile nefes alır insan otomatik tarzda. Çünkü yaşamak ister, dünyada kalmak ister. Temelinde aşkın verdiği o muazzam güç vardır. Ama cüzzi kısmı ile aşktır. Çünkü aşkın da ileri boyutları ve başlangıç seviyesi var.

Aşk yakar, aşk kül eder, aşk yakıp yok eder, bedeni eritir, aşk cana kast eder. Candan vazgeçmedikçe benlerinden arınmadıkça da canı fena halder acıtır. Aşığın acı içinde can çekişi bu yüzdendir. Sen kendini tarif edemezken, sen kendini ifade edemezken, aşk seni tarif eder. Aşk senin kendini ifade etmeni sağlar. Ve sen bakarsın ki kendini tanıyamaz olmuşsun. Ancak aşk içinde kendini tarif eder hale gelmişsindir.

Aşkın basamakları ileri ve başlangıç boyutları vardır. Aşk ilk başlangıçta senin canını yakar ancak bir benliğin kalmayana kadar da seni eritir. Ne vakit sen sen değilsindir ve aşk ile yeniden var olmuşsundur, o vakit aşkın ileri boyutuna geçersin. Sen artık ben demekten arındıkça sessizliğe bürünürsün. Işte aşkın en ileri ama tehlikeli boyutlarına gelmişsindir.

Işte Senin Aşk kitabının ana özü bu.

Aşk; bir kadın ve bir erkek arasındaki olan duygular akla ilk gelen ama siz çok daha derini anlatıyorsunuz, sizinle beraber kendimize özümüze doğru bir yolculuğa çıkıyoruz güvenle, bu nasıl oluyor?

Çünkü kalem ve kelam eğer özlü olursa insanı bir yolculuğa çıkarır. Kaleme And olsun ayeti üzerine. (Kalem Suresi 1. ayeti) Kalem ve Kelam çok özel iki esmadır ve insan üzerinde muazzam bir tesiri vardır. İlahi etkisi kalem tutan ellere ve kelam eden dillere verilir. Ve bu iki esma, kelamın ve kalemin gücünü rahmani olarak kullanan insanlarda tecelli eder. Yazman iyidir ve iyileştirir. Kalem ve Kelam şifadır. Ve insanı bir yolculuğa çıkarır.

Aşk binlere sığmıyor, sonsuz meydanlar da olsa aşka doymuyor. Tükenmez pınarlardan tükenmeden akan mana sözlerinin yaratıcısı. O olmasa neye yarardı ki bu yaşam. Aşk olmasa ne anlamı kalırdı. Yüklendiğin ve üzerine giydiğin o insan olma görevini sana bahşeden aşk, onunla yürümek dünya planında, aşk ile yaşamak kaderini sonra aralarda, aşk ile uçmak diyar diyar gezmek ve alemleri dolaşmak ve sonra yine kendi bilincine konmak. Uçmak kolaydır da konmak mesele. Işte sana vaad edilen. Kaybolmayacaksın. Aşka tutunduğunda sen hep kendi hakikat bilincinde kalacaksın. Korkma, acele etme, üzülme. Her şey yolunda. Hakikat perdesinde işler ilahi bir düzende. Aşk ile işliyor. Aşk tüm boşluklardaki sevgiyi alevlendiriyor, harekete geçiyor. Büyük bir ivme. Ateşleyen bir sistem. Aşk ateşi sardı mı seni gayrı başka bir gıdaya ihtiyacın bile yok. Ruhun doymadıkça sana huzur da yok. Susuz gönlüne bir damla su verecek olan aşktır, tüm sorularına yanıt bulacak yine aşktır. Aşk senden akacak, akmak ne kelime, coşacak çağıl çağıl her yeri yıkayacak. Çünkü sen bir keşif ehlisin. Keşfettiklerinde varsın. Durursan kal olursun çakılı kalırsın ve nimetleri alamazsın. Yediğin içtiğinle yaşar göçüp gidersin. Ama büyük bir fırsatın var. Aşk bineğin. Işte ona sahipsin. Dilediğin gibi uç. Dilediğin yere kon. Ama yine sen olarak. Dilediğin alemleri gez dolaş dilediğin boyutlara gir çık, ister alt titreşimli boyutlara ister yüksek boyutlara unutma ki daima sen olarak yeniden var ol. Kendini bulman kendini bilmen bu denli önemli. Kendi bilincinde kendine ulaştığında yaşadığın her anı aşına işine çocuğuna dostuna eşine dolaylı olarak aktar. Onlar da yıkansın aşk ile, onlar da içsin aşk suyundan.

Bir kulu sevmeden aşka yol bulunur mu. Önce kula sonra mevlaya. Leyladan mevlaya ulaşmak bu. Asıl amaç bu. Aşkı bedeninde titreşmesine izin ver. Leyladan mevlaya yol bulmak için önce kul aşkı. Sonra mevla aşkı. Ben insan sevmem allahı severim, ben hayvan sevmem allahı severim diyorsan yanılırsıın. Önce objelere önce var olanlara duyulan aşk, bedeninde o hormonlar tetiklenmeli ki mevla aşkına yol bulabilesin. Aşkı bedende hissettiğin an bir kapı açılır. Işte korkmadan o kapıdan girenler yakın olanlar. Onlar o cesareti yakalayıp aşk kadehinden içebilenler ve mansurlaşanlar. Yani ölümsüzleşenler. Aşk olmasa kuru bir cesetsin unutma. Nefes alan yiyip içen çiftleşen işe gidip gelen yemek yapan bir beşer. Aşk olmasa kuru bir ceset. Seni hayvandan ayıran sadece düşüncelerin değil, aşktır. O aşk seni insan yapar. Ve yüceliklere olan yakınlığın artar.

Aşk nedir hocam? Aşk üzerine kitap yazmış biri olarak aslında tek sorum size budur. Cevabınız sayfalarca sürebilir. Heyecanla bekliyoruz.

Aşkta bir aşık vardır, bir de aşık olunan. Ona maşuk denir. Bu klasik bir tanımdır. Ayrılık alemi denilen bu evrende, bu boyutta sen tanımlara ihtiyaç duyarsın. Bu yüzden seven sevilen, aşık olan aşık olunan diye tanımlar yapmadan bu konuyu anlamak kolay olmaz. Aşık olan niyaz eder maşuk da nazdadır. Bu aşık edebiyatında böyledir. Burada naz makamı maşuk makamı olur. Maşuk hep hedeftedir. Allahı seven aşık ise, Allah maşuk makamı olmaktadır aşk gözünden bakan için. Sana biri aşık ise sen maşuk olursun. Ancak sen aşık isen aşık olduğun maşuktur.

Bu açıklamalar teknik açıklamalar aslında. Edebiyat böyle, anlayış böyle, böyle anlayabiliriz ancak.. Oysa ki, Aşk ne dile ne söze gelebilir. Sözsel ve kitabi dil Aşkı anlatmaya yetmez.

Fakat yine de, kadim zamanlardan bu yana, her dönem ve durumda değişen oranda Aşk söze ve dile geldi. Eşi benzeri olmayan eserler dünyaya gözlerini açtı. Fakat yine de aşkın kudretini tam olarak yansıtamadı. Bir eser, diğeri ile aynılık taşımadı, hep yenilendi, yenisi geldi. Buna rağmen, Aşkda bir sınıflama konusu olmaz. Aşk sınırlandırma kabul etmez.

Allah, her bir yarttığını özgün var etti. O, Kendi özünden senin içine o özü koydu. Bunu tek tek her varlığına yaptı. Yani sende Allahın bir özü var, bende allahın bir özü var sekiz milyarda allahın özü var. Sen başka birine aşık olduğunda, sendeki Allah özü, aşık olduğunun içindeki Allah özünü tanır. Zira sen bedeninle başka bir bedene çekim hissedersin. Üreme ihtiyacı sevilme ihtiyacıdır bu. Ancak senin gönlündeki Allah özü karşı cinsteki Allah özünü tanıdığı için bir çekim yaşanmıştır bunu bilemezsin. Bunu bilebilmen için basiret gözünün açılmış olması gerekir. Iki allah özü birbirini tanırsa aşk başlar. Öylece birleşirsiniz bu alemde. Kavuşamazsanız bile iki öz olan allah özü birbirini bulduğu için büyük bir bağ ile birbirine bağlanır. Bedenler ayrılır başkaları ile birleşse bile, ilahi aşkın iffetine bir halel gelemez. Işte aşk bu yüzden yücedir. Aşkın önünde hiçbir dünyasal duvar duramaz. Koskoca imparatorlar bile aşkın önünde eğilmiştir. Şimdi, Bir öz, kendi özünü bir başka özde gördüğü anda onu fark eder, yani tanır ve iki öz mayalanır, birbirlerini çağırırlar ve birbirlerine çekilirller. Bu çekilme feryada dönüşür. Özlem alemleri titretir, sözler arşa ulaşır ve bu çekim enerjisi her insanı büyük oranda etkiler. Sözler biter ve kalpler konuşur. Bu tip bir aşık maşuk örneğini Özellikle Mevlana ve Şems ikilisinde gördük ve eserlerinden okuduk. İşte bu yazılan eserler feryatlar halindedir ve gökleri dahi titretir. Ancak bazı ikililerde bu feryatlar sessizdir. Gizlidedir. Öyle aşklar vardır ki, Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı bilinen isimler. Ya bilinmeyenler, bilemediklerimiz onlar yok mu oldular. Tabii ki değil, biz sadece isimlerini duymadık. Ne aşklar geçti bu dünya üzerinden. Onlar gizlide kaldılar kavuşamadılar çünkü iki ruh da birbirlerinde O Allah aşkını yakaladı ve kendileri aşk oldular, sırlandılar ve sırlara karıştılar.

Ayrılık aşkın olmaz ise olmazıdır. Zira başta da söylediğim gibi naçizane. Bir insanın Allah zatından bir parça ile bir başka insanın Allah zatından bir parçanın birbirini görüp tanıması ile başlayan alevli bir serüven. Alevli diyorum zira aşk da acı olmaz ise olmaz. Neden acı. Zira nefsten vazgeçmek öyle kolay değil. Derinin etten ayrılması, etin kemikten ayrılması gibi. Manevi acı verir. Aşk acısı çeken insanı dağlasanız bile fiziksel canı yanmaz çünkü o maneviyatta zaten yanıyordur. Ateş ateşi yakmaz değil mi. Ayrılık aşkın olmaz ise olmazı. Kavuşma ise aşkın alevini söndürür. Ayrılık ve hüzün, aşkın tetikleyicisi. Kavuşma ancak ikinin yan yana gelişi değil tabii ki, birbirine sarılması evlenmesi bir ilişkiye başlamaları değil ben ulvi halden bahsediyorum yoksa iki kişinin aşık olup evlenmesi ya da birlikte yaşaması değil konumuz. Kavuşma ancak iki kişinin yan yana gelişi değil, birbirinde yok oluşudur. Yok oluşun bir varoluş olduğunun da gerçekleşmesidir. Aşık ile maşuk arasında sen yoktur. Çünkü aşık maşuka sen diyemez. Çünkü aşık baştan aşağı maşuk olmuştur. Aşık ile maşukun birlenmesi ve bütünleşmesidir. Iki tanrısal parçanın bir araya gelişidir bu. Bu bir araya gelişe tüm kainat eşlik eder ve on sekizbin alem de bayram eder. Aşık hala sen diyorsa nefsidir. Aşık hala aşık olduğunu tahakküm altına alıp zorbalık yapıyorsa bu nefsidir. Aşık maşukun kılına dahi dokunamaz dokunmaktan imtina eder. Bu yüzden aşık ile maşuk fizikselde bir araya gelmeleri mümkün olmaz.

Sevgili hocam bu kitabı kimler neden almalı okumalı ?

Öncelikle Aşk cevherini merak edenler bu kitabı almalı. Hiç aşık olamıyorum diyenler mutlaka okumalı Senin Adın Aşk kitabını. Ve Aşk ile dopdolu olanlar da okumalı ki yalnız olmadığını, bu dünyada Aşk’ın yolundan yürüyen ve neler yaşadığını bilmek isteyenler de okumalı. Aşk bilinmek istiyor, yaşanmak istiyor, insan yüreğine gönlüne dolmak istiyor. Toprağa akmak ve beslemek istiyor. Aşk ancak bir insan yüreğinden toprağa akabilir. Hayy enerjisini dünya maddesine akıtan insandır. Ve giderek bu sayı azalmaktadır. Daha fazla olması için Senin Adın Aşk kitabını okumalısınız.

Yeni hedefleriniz neler?

Çok özel bir konu üzerindeyim. Esma’ül Hüsna sonsuzluğu ve Esma’ların söylenişteki matematiksel kodları ve yazılışlarındaki matematiksel kodları, kelime kökenleri ile çalışma yapıyorum. İnsanda nasıl tezahür ediyor üzerine. Yakın zamanda bu konuyla ilgili bir kitap çalışmam olacak inşallah.

Okurlarımıza bu zamanda mesajınız nedir? Teşekkürler.

Ben çok teşekkür ederim.

Son olarak şöyle söyleyebilirim.

Aşk seni diyar diyar gezdirir istediğin mekana konarsın. Zaman enerjisinin mekanlaştığı her boyutta her alemde yeniden var olursun. Çünkü hakk aynasında senin bir hakikatin var. Aşk ile çizilmiş, oradan o aşk ile tekrar tekrar yansıyabilirsin dilediğin mekanlarda ve o boyutun zamanına tabi olarak. Çoklu zamanların çoklu mekanlarında var olarak zaman farklılıklarını boyutlara yansıdığı şekilde hissedersin. Ve yine şu an yaşadığın dünya aleminde dünya bedeninde bunu hissedersin. Aşk ile kalın sevgili dostlar. Aşk dünyayı kurtaracak. Her gönülde yeniden tezahür edecek, ayan olacak, belirecek ve toprağı yeniden filizlendirecek. Çünkü Senin Adın Aşk. Aşk daim olsun.