Evet… Osmanlı’da öyle bir meslek vardı ki. Fedakarlıkları yüzyıllardır dillere destandır. Bu meslek mensupları bir güvercin misali adeta uçarcasına görev yaparlardı. Hatta acil durumlarda “Posta Güvercini” yerine onlar kullanılmıştır. Bu mesleğin ismi Peyk, mensuplarına Peykler denirdi. Peykler devlete ve millete hizmet için; yani görevlerini en iyi hızlı ve eksiksiz yerine getirmek için dalaklarını aldırırlardı. Halk arasında bu sınıf "Yalınayak Haberciler" derdi. Çünkü kış dışındaki mevsimlerde hızlarını kesmesin diye bazen ayakkabılarını çıkarıp koşarlardı. Öyle ki; günde 150 km koşarlardı. Solunumlarını kontrol etmek için ağızlarına gümüş bilye alırlardı, durmadan koşmak için güçlü baharattan yapılmış macunlarla beslenirlerdi. Bazen de at yerine kullanılırdı. Peki neden at yerine onlar tercih edilirdi? Atlar engebeli arazide yavaşlar, dik dağ yollarında durur ve çabuk yorulurdu. Özel eğitimli bir Peyk ise dar patikalarda ve kötü hava koşullarında temposunu hiç bozmadan ilerlerler, uzun mesafede bir attan çok daha hızlı hedefe ulaşırdı. Tuvalet ihtiyaçları dışında çoğu defa yemeklerini bile koşarken yerlerdi. Bir ellerinde veya kuşaklarında mendil içinde şeker taşırlar, koşarken güç kazanıp susuzluklarını gidermek için bunu kullanırlardı.

Peykler başlarındaki dev tüyler olurdu. Çorapları çakşırın bittiği diz altına kadar gelir, bu kısma genellikle çok minik bir çıngırak asılırdı; kemer üstünde de çıngırak kullanabilirlerdi. Bu çıngıraklar, gizli bir görevleri olmadığı zaman gelişlerini halka duyurmayı ve hızlarına engel olunmaması ve halka yolun açılmasını işaret ederlerdi. Peykler duraksamadan Osmanlı’nın en kritik haberlerini hedefe ulaştırırdı. Osmanlı’da Peyk memur sınıf nasıl bir sınıftı?

Peyk sınıfı Osmanlı’da, Posta Güvercini’nden sonraki en etkili haberleşme aracıydı. Peyk kelimesi haber götüren kimse ve yaya postacı sınıfı için kullanılmıştır. Peykler. Osmanlı’da Peykhaneler de eğitim görmüş, Padişahların özel fermanlarını taşıyan kişilerdir. Yol üstünde gelebilecek saldırılara karşı önlem olarak fermanı canı pahasına korurlar ve ulaştıramayacağını anladığı an öğrendikleri ağaç kovuklarına fermanı saklarlar ve arkasından gelecek olan peykler de bu fermanı bularak alıcıya ulaştırırlar. Peykler genellikle padişahın hemen yanında bulunur, resmî haber ulaştırma ve istihbarat gibi görevleri icra ederlerdi. Özellikle padişahın emirlerini gerekli yerlere süratle bildirme başlıca vazifeleriydi.

Bu görevin ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmemekle birlikte İlhanlı ve Selçuklular’dan Anadolu beyliklerine ve Osmanlılar’a geçmiş olabileceği düşünülmektedir. Postacı ve tören bölüğü olarak temelde iki görev icra eden peykler ince ve çevik yapılı olurlar, iyi koşabilmek için sürekli antrenman yaparlardı. Peykler, çavuşların (padişah fermanlarını ve sadrazamın emirlerini eyaletlere taşıyan) atla gidemediği yerlere giderler ve saatlerce koşabilirlerdi. Meselâ Edirne’ye iki günde gittikleri bilinmektedir. 1570’li yıllarda İstanbul’da bulunan Alman elçilik görevlisi Stephan Gerlach “Türkiye Günlüğü” adlı eserinde; “sabah erken saatte yola çıkan iki peykten birinin Silivri’ye, diğerinin daha öteye giderek akşamleyin geri döndüklerini belirtir. Hatta döndüklerinde dinlenmelerine izin verilmeyerek gece yarısına kadar yürütüldüklerini, onlara refakat eden atlıların koşu sırasında yüzlerine su serptiler.” Bunlar ayrıca hac mevsiminde hacıların dönüşünü ve ulaştıkları mevkileri haber verirlerdi ki buna “müjdecilik” denilirdi.

Elbiseleri iç gömleğin üstüne giyilmiş diz hizasında kısa kaftan olup üstüne kemer veya kuşak bağlanırdı. Kaftanın iki ucu bu kemerin içine sokulurdu. Peyklerin elbiseleri daima böyle kullanıldığından kaftan uçlarının üçgen kesildiği zannedilmiştir. Aslında bu rahat hareket edebilmeyi sağlayan bir yöntem olup saray dışına çıkan çavuşlar da böyle yaparlardı. Peyklerin çakşırları diz altına tutturularak biterdi. Ayaklarına giydikleri çok hafif deri papuçlar çoraplarına dikilir veya bir şekilde birleştirilip tek parça olması temin edilirdi. Silâh olarak ise yanlarında hafif bir hançerle ağır olmayan bir teber bulunurdu. Günümüzde bu teberlerden müzelerde pek çok örnek vardır. Peyk elbiselerinin mesleklerini ifade eden önemli bir parçası da boyundan geçirip çapraz taşıdıkları deri çantalardır. Bilhassa gizli olmayan resmî emirleri götürürken bu çantayı kullanırlardı; tören bölüğü olarak görev yaptıklarında ise çanta taşımazlardı. Peykler yeniçeri askeri gibi üç ayda bir maaş (ulûfe) alırlardı.

Başlarında bulunan en yüksek rütbeli görevliye Peykbaşı denirdi. Dünyadaki gelişen haberleşme teknolojisi sonucu; görevi için dalağını aldıran Ulaklar yani Peykler teşkilâtı 3 Mayıs 1829’da tamamen kaldırılmıştır.