
Etem Sevik (Konuk Gazeteci ve Yazar)
SEVGİLİ OKURLAR: Bazı meslekler vardır; Akşam mesai biter, ışıklar kapanır, herkes evine gider. Ama bazı meslekler de vardır ki, mesai saati yoktur. Yolu vardır, direksiyonu vardır ve bitmek bilmeyen bir mesafesi..
Otobüs ve kamyon şoförlüğü tamda böyle bir meslektir.
Türkiye’nin yollarında dolaşan eski otobüsleri görürsünüz bazen. Boyası solmuş, kaportasında zamanın küçük izleri vardır. Ama halâ dimdik giderler. Çünkü onlarda insanlar gibi yılların yükünü taşır. Her çiziği bir yol hikayesidir, her titreşim bir rampanın hatırası.
Direksiyonun başındaki şoför çoğu zaman kendisiyle baş başadır.
Sabaha karşı bir mola yerinde düşünün onu. Elinde sıcacık demli bir bardak çay ile. Motor yeni susmuş, asfalt halâ sıcak. Yolcular otobüste uyurken o, bir süreliğine dinlenmeye çalışır. Aslında bedeninden çok zihni yorgundur. Çünkü bir otobüs dolusu insanın hayatı onun iki elin arasındaki direksiyona emanet edilmiştir.
Kamyon şoförleri için yol daha da uzun olur bazen.
Şehirlerin ışıkları geride kalır, farların önüne yalnızca asfalt düşer. Gece ilerledikçe yol uzar, radyoda eski bir türkü yankılanır. O türkü bazen memlekettir, bazen çocukların sesi, bazen de aylarca görülmeyen bir evin hasreti.
Kamyonun kabini küçük bir dünyadır aslında. Torpidoda bir aile fotoğrafı, koltuğun arkasında yedek bir ceket, camın kenarında yol boyunca içilmiş şişe ve bardakla içtiklerinin izi..
Bu insanlar çoğu zaman alkışlanmaz.
Bir şehir sabaha karşı taze ekmek kokusuyla uyanıyorsa, bir market rafı doluysa, bir otobüs sabah yolcusunu güvenle indirdiyse; o işin bir yerinde mutlaka geceyi yolda geçiren bir şoför vardır.
Ama kimse o hikayeyi sormaz.
Oysa yollar onların ömründen biraz biraz alır. Uykusuzluk, yalnızlık ve bitmeyen kilometreler.. Yıllar geçtikçe direksiyonun başındaki eller biraz daha ağırlaşır, bakışlar biraz daha derinleşir.
Ve bir gün o eski otobüs ya da kamyon emekli olur.
Fakat şoförün içindeki yol kolay kolay bitmez.
Emek.. ve biraz da yorgunluk.