Yunanistan; Adalardaki haklarımıza ve akdeniz kıta sahanlığımıza sahip çıkmaya çalıştığı gibi Karagöz ve Hacivat gölge oyunu, Zeybek dansı ile baklava, cacık, musakka ve döner, yaprak sarması, dolma, kokareç gibi onlarca ortak kültürel varlığımıza sahip çıkmaya çalışmaktadır.
Yunanistan'ın hak iddia ettiği bu Kültür miraslarımız, Osmanlı İmparatorluğu döneminden günümüze kadar gelen mutfak ve eğlence miraslarımızdır..
Yunanistan'ın sahip çıktığı / çıkmaya çalıştığı Oyunlar ve Gösteri Sanatları şunlardır:
Karagöz ve Hacivat (Yunan’ın koyduğu isim: Karagiozis): Bursa kökenli olan geleneksel Türk gölge oyunu, Yunanistan'da neredeyse birebir karakterlerle "Karagiozis" adıyla oynatılmakta ve ulusal kültür mirası olarak sunulmaktadır.
Zeybek (Yunan’ın koyduğu isim: Zeibekiko): Batı Anadolu'nun efelerine ve Yörük kültürüne ait olan bu heybetli halk oyunu, Yunanistan'da "Zeibekiko" adıyla tek tabanca oynanan popüler bir halk dansına dönüştürülmüştür.
Sahiplenilen Geleneksel Yemekler ve Tatlılar
Baklava (Yunan’ın koyduğu isim: Baklavas): Gaziantep ile özdeşleşen ve AB tescili Türkiye'de olan baklava, Yunanistan'da "Baklavas" adıyla en temel milli tatlılardan biri olarak satılmaktadır.
Cacık (Yunan’ın koyduğu isim: Tzatziki): Türk mutfağında sulu bir yan yemek olan cacık, Yunan restoranlarında süzme yoğurtla daha katı kıvamda yapılarak "Tzatziki" adıyla bir meze klasiği olarak dünyaya pazarlanmaktadır.
Döner (Yunan’ın koyduğu isim: Gyros): Dikey şişte pişen et konseptimiz, Yunanistan'da domuz veya tavuk eti kullanılarak, pita ekmeği arasında "Gyros" ismiyle en popüler sokak lezzeti haline getirilmiştir.
Musakka Yunan’ın koyduğu isim: Moussaka): Bizde sulu yemek olarak tüketilen musakka, Yunan’da üzerine fırında beşamel sos eklenerek bir nevi lazanya gibi tepside pişirilmektedir.
Yaprak Sarması / Dolma (Yunan’ın koyduğu isim: Dolmades): Zeytinyağlı yaprak sarmamız, Yunan mutfağında "Dolmades" veya "Dolmadakia" ismiyle soğuk meze olarak ikram edilmektedir.
Lokma (Yunan’ın koyduğu isim: Loukoumades): Şerbetli hamur tatlımız lokma, Atina sokaklarında üzerine tarçın, bal veya çikolata dökülerek "Loukoumades" adıyla sunulmaktadır.
Kokoreç (Yunan’ın koyduğu isim: Kokoretsi): Sakatat kültürümüzün baş tacı olan kokoreç, Yunan tavernalarında özellikle Paskalya döneminde yapılan geleneksel bir et yemeği olarak sunulmaktadır.
Evet…İşte Yunanistan’ın kültür varlıklarımıza karşı yaptıkları saldırganlıklar…
Bir örnek vermek gerekirse Hacivat ve Karagöz bu örneklerden biri…
Bundan yaklaşık 70 yıl önce Anamur'un Bozyazı kasabasında Gürlevik mahallesinde İlkokulda öğrenciyken her yıl Hacivat – Karagöz oyunu izlerdik.
Aradan 70 küsür yıl geçmesine rağmen geleneksel Türk gölge oyunumuz Hacivat – Karagöz hala seyrine doyamadığımız bir oyun…
Geçtiğimiz aylarda Yunanistan ZOUGLA TV’de bir program yayımlandı.
Hacivat-Karagözle ilgili bir program…
Programı izlerken Yunanlıların bizim Hacivat-Karagöz'e nasıl sahip çıktıklarını hayretle gördüm.
Komşumuz Yunanistan ile başımız bir hayli dertte…
Gün geçmiyor ki Türkiye'yi savaşa teşvik için olaylar çıkarmasın…
Adeta savaş çığlıkları atıyorlar…Uçaklarımızı, gemilerimizi taciz etmedikleri gün yok…
Avrupa Birliği ülkelerinin hibe yardımlarıyla zar-zor ayakta duruyor…
Geçmişte Kardak krizi, Ege Denizinde her yıl yapılan tatbikatlarda uçaklar arasında geçen it dalaşı, Kıbrıs olayları sebebiyle bizim başımız da Yunanistan’la dertte idi…
Son yıllarda Yunanistan’la aramız bir hayli gergin…
Gerçekten gözden kaçan hususlar var…
Son yıllarda Türk baklavasını İngiltere'ye Yunan baklavası diye satan Yunanlılar kültür miraslarımıza sahip çıkmaya devam ediyor.
Bunlardan bir tanesi Hacivat – Karagöz oyunumuz…
Geçtiğimiz yıllarda Kültür Bakanlığımız Hacivat-Karagöz oyununun Türkiye'ye ait olduğunu belirten açıklamalar yapmıştı….
Bu açıklamadan sonra bile Yunanlılar Hacivat – Karagöz oyunumuza kendi ülkelerinin kültür mirası imiş gibi sahip çıkmaya devam ediyorlar…
Bunun en belirgin örneği ZOUGLA TV’ de yayınlanan programda Hacivat-Karagözün kendi gölge oyunlarıymış gibi gösterilmesi…
Bu konuda yine kültür bakanlığımıza büyük görevler düşüyor…
Kültür miraslarımız yeni baştan tespit edilmeli ve bunlara sahip çıkılmalıdır.
Hacivat-Karagöz oyunu Yunanlılara ait olabilir mi?
Bu mümkün değil…
Hacivat ve Karagöz ikinci Osmanlı padişahı Orhan Gazi zamanının insanlarıdır.
Orhan Gazi 1324-1362 yılları arasında Padişahlık yaptığına göre Hacivat-Karagöz de bu yıllarda yaşamıştır.
Rivayete göre;
Orhangazi Bursa’da bir cami yaptırmaktadır.
Bu caminin inşaatında Karagöz adında bir demirci çalışmaktadır.
Karagöz duvar taşların demir kenetlerle birbirine bağlamaktadır.
Aynı inşaatta arkadaşı Hacı İvad (Hacivat) da çalışmaktadır.
Karagözle-Hacivat’ın birbirleriyle şakalaşmaları, işçilerin de onların hallerine gülüp çalışmayı aksatmaları yüzünden işler ilerlememektedir.
Orhan Gazi inşaatı gezerken inşaatın ilerlemediğini görünce Mimarbaşıyı sorguya çeker.
Mimarbaşı Hacivat’la Karagöz Ün durumunu anlatır.
Padişah kızmıştır.
Her ikisini de huzuruna çağırtır.
Bir hamam muhaveresi yaptırır.
Oyun hoşuna gider.
İşin sürüncemede kalmasına da göz yummaz, onları uyarır.
Birkaç gün sonra yine inşaatını kontrole gelir.
Bakar ki yine ilerleme yok.
Mimarbaşı aynı mazereti anlatınca Hacivat ve Karagözün idam edilmelerini emreder.
Bunu duyan Karagöz;
“Adam sen de….” diyerek sol eliyle sakalını tutup, sağ elini sallar…
Hacivat ise; iki elini yumruk yapıp üst üste vurarak:
“Taş taş üstünde kalmasın” der.
İkisi de padişahın emriyle idam edilir.
Orhan Gazi sonradan Hacivatla Karagözü idam ettirdiğine pişman olmuştur.
Buhara’nın Küster kasabasından gelen Şeyh Küşteri, Karagöz-Hacivat hayallerini perdeye aksettirip konuşturarak padişahın üzüntüsünü hafifletir.
Bu rivayet ister gerçek ister asılsız olsun Anadolu Türkleri bu hayal oyununu yaşatmış ve Karagözün şahsında onu milli bir hüviyete sokmuştur.
Karagöz; cahil fakat saf ve temiz ruhlu, zeki, kabiliyetli Türk halkını temsil eder.
Hacivat ise; Halktan kopmuş, aydın bir tiptir.
Karagöz oyunun öbür tipleri şunlardır:
Celebi (Zengin, züppe), Zenne (kadın tipi), Tuzsuz deli Bekir (kabadayı), Beberuhi (aptal), Kayarto (zenci halayık), Rumelili (pehlivan) gibi tipler…
Karagöz oyunu maalesef unutulmaya yüz tutmuş, ya da günümüze uyarlanarak özelliğini kaybetmiştir.
Yunan’lılar yemeklerimize, tatlılarımıza sahip çıktığı gibi bu oyunumuza da sahip çıkmıştır ve sahip çıkmaya devam etmektedir.
İlgilileri yeniden göreve çağırıyoruz:
Lütfen kültür miraslarımıza sahip çıkınız.
Hoşça kalınız.