Türk milleti için tarih, sadece kronolojik bir olaylar silsilesi değil; devirler arasında akan kesintisiz bir enerji, bir "Kut" intikalidir. 3 Mayıs 1944, bu enerjinin modern çağın prangalarına çarptığı, ancak kırılmak yerine daha gür bir sesle yankılandığı o mukaddes kırılma noktasıdır. Bugün, Türkçülük ülküsünün, yani kadim Türk ruhunun küllerinden yeniden doğuşunun ezoterik bir nişanesidir.
Türkçülük, sadece bir aidiyet hissi değil, binlerce yıllık bir kozmik bilincin tezahürüdür. Eski Türk kozmolojisinde dünya, Gök (Baba) ve Yer (Ana) arasındaki dengeden ibarettir. Türkçülük bu dengede insanın "Kut" alarak yeryüzünü nizama sokma vazifesini temsil eder. Ezoterik açıdan bakıldığında, 3 Mayıs’ta Ankara sokaklarını dolduran o sarsılmaz irade, aslında Türk’ün genetik hafızasında uyuyan "Bozkurt"un uyanışıdır. Bozkurt, Türk mitolojisinde sadece bir rehber değil; karanlıkta yol gösteren, yolun bittiği yerde yeni bir yol açan (Ergenekon) ilahi bir ışık sembolüdür. 1944’ün o baskıcı atmosferinde genç fidanların haykırışı, demir dağları eriten o kadim ateşin bir kıvılcımıydı.
Türkçü düşüncenin manevi derinliği, "Varlık Birliği" ve "Gök Tanrı" inancının sentezinden beslenir. Atsız Beğ’in ve dava arkadaşlarının dik duruşu, maddeci ve köksüz ideolojilere karşı "ruhçu" bir başkaldırıdır.
"Ruhun şad olsun ey ulu Türk! Sen ki bedeni toprağa, ruhu Tanrı Dağları'na emanet edensin."
Bu duruşta, tam bir şuur ve "çelikleşmiş bir irade" vardır. Kadim Türk bilgeliğinde irade, kişinin kendi nefsini aşarak milletinin bekası için feda olmasıdır. 3 Mayıs, bu fedakarlığın ve "Adanmışlık Sırrı"nın toplumsal ölçekte yaşandığı bir gündür.
Bugün 3 Mayıs’ı anarken, onu sadece bir "anma günü" olarak görmemeliyiz. Kızılelma, Türk milletinin ulaşması gereken en büyük hedeflerimizden biridir. Bu hedef, coğrafi sınırlardan ziyade, adaletin ve Türk töresinin hüküm sürdüğü bir dünya nizamını (Nizam-ı Alem) simgeler. Bizler, kökleri derinlerde, dalları ise gökyüzünün sonsuzluğuna uzanan o ulu çınarın evlatlarıyız. 3 Mayıs’ın ruhu, damarlarımızdaki asil kanda, genlerimize kodlanmış olan o kadim "alp" ve "eren" sıfatlarında gizlidir. 3 Mayıs Türkçüler Günü kutlu olsun. Tanrı Türk'ü korusun ve yüceltsin.
Kaynakça ve Okuma Önerileri
- Atsız, H. N. (1992). Türk Ülküsü. Ötüken Neşriyat. (Türkçülüğün teorik ve manevi temelleri üzerine temel eser).
- Ögel, B. (2014). Türk Mitolojisi (I-II). Türk Tarih Kurumu Yayınları. (Kadim Türk kozmolojisi ve semboller üzerine derinlemesine çalışma).
- Bayat, F. (2007). Türk Şamanizmi. Ötüken Neşriyat. (Türk inanç sistemindeki ezoterik ve manevi unsurlar).
- Togan, Z. V. (1981). Umumi Türk Tarihine Giriş. Enderun Kitabevi. (Tarihsel süreklilik ve milli bilinç perspektifi).
- Güngör, E. (1980). Türk Kültürü ve Milliyetçilik. Ötüken Neşriyat. (Milliyetçiliğin manevi ve kültürel boyutları).