Takvimlerin ne söylediğinin pek bir önemi yoktur bu topraklarda. Haziran kapıyı çalar, Haziran ortası geçer ama bizim için yazın gelişi resmi olarak tek bir cümleyle mühürlenir: "Karpuz kabuğu denize düştü!" Büyüklerimizden miras kalan bu kadim deyiş, sadece deniz suyunun nihayet yüzülecek kıvama geldiğinin habercisi değil; aynı zamanda ruhumuzun üzerindeki o gri kış örtüsünü fırlatıp atma zamanının geldiğinin de ilanıdır. O kabuk denize düşmüştür bir kere; artık geri dönüş yok, istikamet masmavi sular, rotamız ise huzurdur. Şehir Menşeili Yorgunluklara Elveda Bütün bir yıl boyunca plazalarda, ofislerde, trafiğin tam ortasında ya da geçim telaşının gölgesinde günü kurtarmaya çalıştık. Bilgisayar ekranlarına bakmaktan kuruyan gözlerimiz, beton binaların arasında sıkışıp kalan ruhumuz artık imdat çağrısı veriyordu. İşte tam bu noktada imdadımıza yetişen o eşsiz deniz ve tatil rüzgârı, sadece tenimizi değil, zihnimizi de serinletmek için esmeye başladı. Yaz tatili, sadece bir takvim izninden ibaret değildir. Tatil; Sabahları alarm sesiyle değil, kuşların ve cırcır böceklerinin korosuyla uyanmaktır. Ayaklarımızın betona değil, çıplakken toprağa ve sıcak kuma basmasıdır. Akşamüstü denizden çıktıktan sonra saçımızda kalan o tuzlu kokuyu bilerek temizlememektir. Deniz, Kum ve Kavun Kokusu Türkiye’de yaz tatili demek, kendine has güzellikleriyle bir bütündür. Sahilde yürürken ayak parmaklarının arasından kayıp giden ince kumlar, akşama doğru teni hafifçe yakan o tatlı tatlı sızlayan güneş yanıkları ve elbette akşam sofralarının başköşesine kurulan o buz gibi karpuz-peynir ikilisi... Tatil, lüks otellerin açık büfelerine sıkıştırılamayacak kadar büyük bir özgürlük hissidir. Bazen bir çadırın fermuarını açtığınızda karşılaştığınız uçsuz bucaksız deniz manzarası, bazen de bir sahil kasabasının kahvesinde içilen demli bir çay, en lüks tatil köyünden daha fazla şifa verir insana. Çünkü tatilin asıl amacı "görülmek" değil, "kendine dönmektir". Şimdi Ruhumuzu Nadasa Bırakma Zamanı Gündelik hayatın koşturmacasını, bitmek bilmeyen e-postaları ve "acil" etiketli tüm işleri ait oldukları yerde, yani arkamızda bırakalım. Telefonları biraz uzaklaştırıp, dalgaların sesini dinlemeye odaklanalım. Deniz o ilk serinliğiyle bizi kucaklarken, içimizdeki tüm stresi ve yorgunluğu da o mavi derinliklere bırakalım. Unutmayın, karpuz kabuğu denize düştü. Şimdi yavaşlama, dinlenme ve hayatın o güzel, sıcak, güneşli ritmine ayak uydurma zamanı. Kendinize bir iyilik yapın ve bu yaz sadece bedeninizi değil, ruhunuzu da tatile çıkarın. İyi tatiller! Kaynakça
Boratav, P. N. (2014). Türk Halk Edebiyatı ve Folkloru. İmge Kitabevi. Güvenç, B. (1994). Türk Kimliği: Kültür Tarihinin Kaynakları. Remzi Kitabevi. Urry, J. (1999). Mekânları Tüketmek (Çev. Rahmi G. Öğdül). Ayrıntı Yayınları. TDK (Türk Dil Kurumu). Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü.