Cevap Bombalarda Değil, Haritada Gizli
Dünya yine tanıdık bir eşiğin önünde duruyor. Washington’dan gelen sert cümleler, Tahran’dan yükselen meydan okumalar, Moskova ve Pekin’den verilen “diplomatik destek” mesajları.
Soru basit gibi görünüyor: Amerika İran’a neden saldırmak istiyor?
Ama cevabı basit değil. Çünkü bu mesele füze menzillerinden çok, küresel güç dengesiyle ilgili.
Amerika’nın İran’la derdi bugün başlamadı. Bu bir “öfke meselesi” de değil. Bu, kontrol meselesi.
Amerika’nın Asıl Amacı Ne?
Washington’un resmi söylemi hep aynı: “Nükleer tehdit.”
Evet, İran’ın nükleer programı Amerika için ciddi bir sorun. Ama dürüst olalım: Dünyada nükleer silaha sahip olup da Washington’un hedefinde olmayan ülkeler var.
Demek ki mesele yalnızca nükleer değil.
Asıl mesele şu:
İran, Amerika’nın Ortadoğu’da kurduğu düzeni kabul etmeyen tek büyük devlettir.
İsrail merkezli güvenlik mimarisini reddeder
Körfez’de ABD denetimini sorgular
Irak, Suriye, Lübnan hattında Amerikan nüfuzunu zorlar.
“Ben bağımsızım” demekten vazgeçmez
Amerika açısından İran, itaat etmeyen bir aktördür. Ve Washington’un tarihsel refleksi nettir:
Kontrol edemediğini zayıflat.
Bu yüzden İran’a yönelik her baskının arkasında tek bir strateji vardır:
İran’ı ya hizaya getirmek ya da hareket alanını daraltmak.
Peki Çin ve Rusya Neden İran’ın Yanında?
Bu soru çok kritik. Çünkü bu kriz sadece Ortadoğu krizi değil; yeni dünya düzeninin provasıdır.
Çin ve Rusya İran’ı sevdikleri için desteklemiyor.
Onlar İran’ı, Amerika’ya karşı bir kaldıraç olarak görüyor.
Çin için İran:
Enerji güvenliği demek
ABD yaptırımlarına meydan okuma alanı demek
Ortadoğu’da “Ben de varım” deme fırsatı demek
Rusya için İran:
ABD’nin çevreleme politikasına karşı bir tampon
Ortadoğu’da pazarlık gücü
Batı’ya karşı jeopolitik denge unsuru
Ama şunu net söyleyelim:
Ne Moskova ne Pekin, İran için Washington’la doğrudan savaşa girmez.
Onların desteği sınırlıdır. Diplomatik, ekonomik ve kontrollü askeri işbirliğiyle sınırlı.
Yani İran yalnız değil ama tam koruma altında da değil.
Amerika Saldırır mı?
Bu sorunun cevabı şu cümlede saklı:
Amerika, sonucu kontrol edemeyeceği savaşı başlatmaz.
İran; Irak değildir.
Libya hiç değildir.
Afganistan da değildir.
İran:
Coğrafyası zor
Nüfusu yüksek
Askeri kapasitesi caydırıcı
Bölgesel vekil güçleri aktif
Amerika bunu biliyor. Bu yüzden “topyekûn savaş” yerine şunları tercih eder:
Nokta operasyonlar
Vekil çatışmalar
Ekonomik boğma
İç baskıyı artırma
Ama bir kırmızı çizgi var:
İran’ın nükleer silaha fiilen ulaşması.
İşte o noktada tablo değişir.
Büyük Resim Şu
Bu yaşananlar İran’la ilgili değil sadece.
Bu, Amerika’nın tek patron olduğu dünya düzeninin çatırdadığının göstergesi.
Çin yükseliyor.
Rusya direniyor.
Amerika ise “ben hâlâ buradayım” demek zorunda kalıyor.
İran bu tabloda bir hedef değil, bir cephe.
Ve şu gerçeği artık saklamak zor:
Dünya yeni bir savaşa değil ama uzun bir gerilim çağına girdi.
Silahlar patlamasa bile dengeler değişiyor.
Ve bu değişim sessiz olmaz.