Ortadoğu’da dengeleri değiştiren çatışmada bir ay geride kaldı: Hava sahası kontrol altında, savaş hâlâ bitmiş değil.
Ortadoğu’da haftalardır süren çatışma artık ilk günkü şok etkisini geride bırakmış durumda. Başlangıçta hızlı sonuç alınması beklenen operasyon, sahadaki gelişmelerle birlikte daha karmaşık bir tabloya dönüştü. ABD ve İsrail’in askeri kapasitesi tartışmasız biçimde sahaya yansırken, İran’ın geri çekilmek yerine farklı bir savaş biçimine yöneldiği görülüyor.
İlk dalga saldırılar, İran’ın askeri ve siyasi karar alma mekanizmasını hedef aldı. Kritik isimlerin devre dışı bırakılması ve altyapıya yönelik yoğun bombardıman, kısa vadede ciddi bir sarsıntı yarattı. Ancak bu durum, beklenenin aksine hızlı bir çözülme doğurmadı.
Tahran yönetimi, klasik cephe savaşına girmek yerine oyunu zamana yayan bir stratejiye geçti.
Sahadaki gerçek: Üstünlük var ama sonuç yok.
Bugün gelinen noktada hava üstünlüğü büyük ölçüde ABD ve İsrail’in elinde. İran’ın hava savunma sistemlerinde ciddi zafiyet oluştu, belirli askeri kapasite unsurları da devre dışı bırakıldı. Buna rağmen İran’ın tamamen etkisiz hale getirildiğini söylemek mümkün değil.
Tam tersine, İran daha da dağınık, daha esnek ve öngörülmesi zor bir karşılık üretmeye başladı.
Balistik füze ve insansız hava aracı saldırıları belirli aralıklarla sürerken, Körfez hattındaki Amerikan varlığı da baskı altında tutuluyor. Bu tablo, savaşın artık tek bir cephede değil, geniş bir coğrafyada çok katmanlı şekilde yürütüldüğünü gösteriyor.
Savaşın yeni cephesi: Ekonomi ve enerji
Askeri hareketliliğin ötesinde, savaşın en kritik boyutu enerji hattında yaşanıyor. Hürmüz Boğazı üzerindeki baskı, küresel piyasalarda doğrudan karşılık bulmuş durumda. Petrol akışına yönelik en küçük tehdit bile fiyatları yukarı çekerken, bu durum savaşın etkisini bölge sınırlarının çok ötesine taşıyor.
İran açısından bu, askeri zayıflığı dengeleyen en önemli kozlardan biri. Doğrudan çatışmada geri adım atsa bile, enerji hattı üzerinden küresel baskı oluşturma kapasitesini koruyor. Bu da savaşın yalnızca askeri değil, ekonomik bir hesaplaşmaya dönüştüğünü ortaya koyuyor.
İsrail’in sahadaki yöntemi: Nokta operasyonlar
Sahada dikkat çeken bir diğer unsur ise İsrail’in operasyonel yaklaşımı. Geniş çaplı kara harekâtı yerine, yüksek hassasiyetli hedeflere yönelik operasyonlar öne çıkıyor. Üst düzey isimlere yönelik nokta atışı hamleler ve istihbarat destekli operasyonlar, savaşın seyrinde belirleyici rol oynuyor.
Ancak bu yöntemin de sınırları var. Lider kadroların hedef alınması, kısa vadede etki yaratsa da uzun vadede daha sert ve kontrol edilmesi zor yapıların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Bu da sahadaki denklemi daha öngörülemez hale getiriyor.
İran’ın kartları: Dağınık ama etkili güç
İran’ın elindeki askeri güç, klasik anlamda bir süper güçle kıyaslanabilir düzeyde değil. Ancak sahip olduğu yapı, doğrudan çatışmadan çok yıpratma üzerine kurulu.
Bölgeye yayılmış silahlı gruplar.
Esnek ve yer değiştirebilen füze sistemleri
Coğrafi avantaj ve derinlik
Siber ve düşük yoğunluklu saldırı kapasitesi.
Bu unsurlar bir araya geldiğinde, İran’ın tamamen saf dışı bırakılmasını zorlaştıran bir yapı ortaya çıkıyor.
Üç ihtimal, tek gerçek
Sahadaki gelişmeler üç temel senaryoya işaret ediyor.