Türk Milleti olarak değişik yüzyıllarda farklı yaşantılar sergilemiş yüce bir milletiz.
Gün gelmiş konar-göçer hayatı ile bir karış toprak edinmeden göçebe hayatı yaşamışız.
Gün gelmiş yerleşik düzende ünlü yerleşim yerleri; evler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar, camiler yaptırmışız.
Yörükler; Anadolu’nun çeşitli yörelerinde, toprağa bağlanmadan yaşayan göçebe Türkmenlere verilen isimdir.
Yörük ise Anadolu ve Rumeli’de göçebe hayatı yaşayan Türk kabilelerine verilen genel isimdir.
Yörük kelimesi “yörü-mek” fiilinden -k ekiyle yapılmış bir ad olup “yürüyen” demektir.
Yörük sözlükte “göçebe, göçer-ev, göçer” mâniasına gelir.
Yörük kelimesi XIV. yüzyıldan itibaren ortaya çıkmış ve yaygın biçimde kullanılmıştır.
XV. yüzyılın birinci yarısında yaşayan Yazıcıoğlu Ali Efendi, efsanevî Türk Hükümdarı Olcay Han’dan söz ederken onun için “sahrânişin ve göçküncü idi, yani yaban yurtlu ve yörüktü” demiştir.
Yine aynı müellif eserinin başka bir yerinde, “Ol memleketin sahraları ve bîşeleri (meşe, orman) İğdir’den yörük eviyle doldu” diyerek yörüğün hangi anlama geldiğini belirtmiştir.
Âşıkpaşazâde, Şah İsmâil’in dedesi Şeyh Cüneyd-i Safevî’nin Antakya ve Halep yörelerinde yaşayan Türkmen oymakları arasında dolaşmasını “yörük’te yörürken” şeklinde ifade etmiştir.
Osmanlı kaynaklarından Düstûrnâme-i Enverî’de, Oruç Bey Târih’inde ve anonim Tevârîh-i Âl-i Osmân’larda yörük adı yine aynı anlamda kullanılmıştır. Karamanoğulları Tarihi müellifi Şikârî, Germiyan Hükümdarı Ali Şah’a (Şîr) Osman Gazi hakkında, “Aslı, cinsi yok bir yörük oğlu iken bey oldu” sözünü isnat ederek Osmanlı Devleti kurucusunu asil olmayan bir göçebenin oğlu şeklinde göstermek istemiştir.
Yörük kelimesi göçebe yaşayış tarzını gösterir biçimde kanunnâmelerde zikredilir.
Fâtih Sultan Mehmed’in kanunnâmesinde şöyle bir madde vardır: “Koyunlu yerli ve yörük yayla ve kışla hakkın vermeye.”
Diğer bir kanunnâmede, “Yörükler evvelden yörüyü geldikleri yerde yörüyeler.” Sancaklara ait kanunnâmelerde şu cümle geçer: “Yerlide ve Yörükte resm-i ganem iki koyuna bir akçedir.”
Anlaşılacağı üzere “yerli” kelimesi “Yörük'ün karşıtı olup “yerleşik hayata geçen” mânasını taşır.
Yörük, Rumeli ve Anadolu’nun batı ve orta bölgelerinden başka doğu ve güneydoğu bölgelerinde yaşayan topluluklarla Suriye ve Irak’ta bulunan Türk oymakları için de kullanılır
Evet…Türkçe “yürümek” fiilinden türeyip, “yürüyen, sefere koşan çadır halkı” manalarına gelen Yörük kelimesi genel olarak “bir yerde durmayıp devamlı yer değiştiren göçebe halk” anlamında kullanılmaktadır.
Oğuz Türklerinde yaşamlarını toprağa bağlı olarak değil de göçebe olarak sürdüren Türkmen bölümlerine “Yörük” adı verilmişti.
Osmanlılar zamanında 16’ıcı yüzyılda konup-göçer olan Türkmenlere de“ Yörük” adı verilmişti.
Yörüklerin “kışlak” ve “yaylak” adıyla iki ayrı barınakları bulunurdu.
Yazın hayvan sürüleriyle birlikte yaylalara çıkan Yörükler, kışın daha sıcak kıyıya yakın ovalara inerlerdi.
Kışlık ve yazlık yerlere gelen insanlara “Yörük Obası” denirdi.
Aynı soydan gelen oba halkına da “oymak” adı verilirdi.
Oymakların başında da oymak beyleri bulunurdu.
Oymak beyinin uygun göreceği günde ilkbaharda Yörük obaları hep birlikte yaylaya doğru yola çıkarlardı.
Yörükler deve yününden, koyun yününden, keçi kılından çadırlar, giyecekler, kilimler, çuvallar, çul-seccade-somat-heybeler dokurlardı.
Istar, kirmen (eğirtmeç), özeme, çıkrık, kıl çuval, ala çuval, çul, somat, cepken, darabulus… Yörükler tarafından sıkça kullanılan kelimelerdir.
Yörüklerde “çadır” ailenin evidir.
Türk menkıbelerine göre ilk çadırı yapan Türk handır.
Göktürklerin bir kısmı da keçe çadırlarda oturmuşlardı.
Çadır kelimesi Türkçe; “Çat” kökünden gelmektedir. Dokumadan yapılan, taşınabilen meskenlere “çadır” denilmektedir.
Oğuzlar buna “Çaşır” demişlerdi.
Kadınların dokuduğu çadırlar, orta direğin çevresindeki 5,7,9… direk üzerine kurulurdu.
Çadırda kapı, pencereler, baca, ocaklık, yataklık, kaplık gibi çeşitli odalar bulunurdu.
Çadır; direkler üzerine kurulur, direklerin çadırı taşımaları yanında başka görevleri de olurdu.
Bu direkler silah direği, mutfak direği, giysi direği gibi isimler verilirdi.
Osmanlılarda Yörükleri toprağa yerleştirmek için belli bir “iskan siyaseti” uygulanmış ve pek çok “oba” toprağa bağlanmıştı.
Bugün başta Kayseri, Niğde, Adana, İçel, Bursa, Maraş olmak üzere pek çok ilimizde Yörüklere rastlanmaktadır.
Yörükler; İçel Yörükleri, Bursa Yörükleri, Tekeli Yörükleri, Haruniye Yörükleri, Araç Yörükleri, Taraklı Yörükleri, Zile Yörükleri, Karaca Yörükleri, Nacaklı Yörükleri, Toraman Yörükleri, Nasırlı Yörükleri, Tacirli Yörükleri gibi adlarla anılmaktadır.
Anadolu'da ve Rumeli'de sayıları çok az kalan Yörükler çok zengin bir folklor ve etnografya kaynağıdır.
Hoşça kalınız.