RÂFIZÎ- ŞÎ’A’NIN PEYGAMBER’İMİZE İFTİRA VE BUHTANLARI…
Ba’zı, Râfızî kaynak’larına göre, hâşâ! Sümme hâşâ! Fe sümme-sümme hâşâ! “Peygamber buyuruyor ki: “Kim bir def’a mut’a yaparsa, Hüseyn’in derecesinde olur. Kim iki def’a mut’a yaparsa, Hasan’ın derecesinde olur. Kim üç def’a mut’a yaparsa Ali bin Ebî Talib’in derecesinde olur. Kim de dört def’a mut’a yaparsa benim derecem gibi bir derece’de olur. “Bu hezeyan, Resûlu’lâh Efendimize atılmış büyük bir iftira ve buhtan’dır.) (Molla Fethullah el- KâşânÎ; Tefsîr-u Menheci’s-Sadıkîn (2/492, 493)
Râfızî’lerin Allâme’lerinden el- Müsevî, Resûlu’llâh salla’llahu aleyhi ve sellem’in şöyle söylediği iftira ve bühtanında bulunmaktadır.” Herkim, bir mü’mine kadın ile mut’a yaparsa şüphesizki, o, Ka’be’yi yetmiş kez ziyaret etmiş gibidir. (Keşfü’l-Esrar, 35)
Yine aynı eserinde el- Mûsevî şöyle demektedir: “Bir kadınla ve onun annesi ve kız kardeşiyle mut’a yapmakta herhangi bir mahzur yoktur,” (Keşfü’l-Esrar, 46)
Öyle ya; hiç tanımadığı birisiyle bir geceliğine veya muayyen bir müddetle müt’a nikahı yapan birisi, ihtimal dahilindedir,ki, bir başka gecede veya bir başka müddet zarfında, annesiyle ya da kıoz kardeşiyle müt’a nikahı yapabilir.
Müt’a Nikahı bir Cahiliyye devri adeti olup, Hayber Gazasına çıkıldığında, gazilerden ba’zılarının bu yolda talebleri olup, izin istemeleri üzerine, Peygamber’imiz tarafından katiyyetle men’ediulmiş ebediyyen yasaklanmış, haram kılınmıştır. Hazreti Ömer radiya’llâhu Anh. Efendimiz, Hilafeti zamanında Ashab arasında Müt’a nikahlı olan iki kişinin nikahlarını iptal etmiş ve ayrılmalarını emretmiştir.
Nikah Akdi, asla ve kat’â, bir gecelik veya muayyen bir müddet için yapılamaz. Zira, Meşru’ Nikah’ın ebeveyn’e ve çocuklara yüklediği mükellefiyyetler, vazifeler ve haklar vardır; Kocası ölen veya zaruret hasıl olup da boşanan kadınların “İddet,” beklemesi gereken süreler vardır, bu da neslin devamı, nesebin sıhheti için zarûrî’dir.
Günümüz İran Şî’a’sında müt’a nikahı yaygındır; Lüks otellerin lobilerinde müracaat masalarının hemen yanında, müt’a nikahı kıymak için mevzilenmiş bir molla, biribirlerini ilk def’a orada tanıyan çiftin müracaatı halinde, belli bir miktar ücret karşılığında, çiftlerin mut’a nikahını kıyıyor, sabah olunca “Sen sağ, ben selâmet,” biribirlerini hiç görmemek şartıyla oradan ayrılıyorlar. Bu sebeble, İran’da dünya’ya gelen çocukların bir bölümünün nesebi sahih değil, babaları belli değildir. Bu durumda gelecek yıllarda, biribirlerini tanımayan aynı anneden doğmuş çocukların birbirlerini evlenme ihtimalleri de vardır. Felaket üstüne felaket...
İran’da ehl-i Sünnet Müslümanlarına yeni iftira ve buhtan’lar: Bilindiği üzere, bu yılın ilk aylarığnda başlatılan, sözde İran, A.b.d.- İsrail arasında başlatılan savaş, Kanlı Tiyatro oyununun bir sahnesinde rolleri icabı, İran’ın dinî Lideri, Ali Hamaney, damadı, kızı,torunları ve emzikli sabi torunuyla birlikte katl’edildiler. Bütün dünya Hamaney ve en yakınlarının, A.b.d. ya da İsrail tarafından katl’edildiklerini gördü,kabul etti. Oysa İran, Ali Hamaney ve yakınlarının katlinden, Hazreti Osman bin Affan radiya’llâhu Anh’in soyundan gelen Emevî, EHL-İ Sünnet Müslümanlarını suçladılar,” Beklenen beklediğimiz (kişi) gelmedi. Haber, (onun öldüğü haberi) sana ulaşmadığ mı? Hamaney’e ihanet edildi. Onu, şerî’ati hafife alan, zâlim Ümeyoğulları (Emevî’ler,) öldürdü, kızıyla, torunuyla ve süt emen küçük torunuyla birlikte.”
Molla’ların kendi i’tiraflarıyla, Ali Hamaneye ihanet edildiği doğrudur, fakat bu ihaneti kim kimler yapmıştır. +Asıl cevaplandırılması gereken sual budur; Düşmanlardan, A.b.d. ve İsrail’den ihanet değil, adavet beklenir. İhanet içeriden ve yakınlarından beklenir. Hamaney ve yakınlarının sığındıkları yeri en yakınlarından ve muhtemelen, İsrail Mossad aöjanlarından başka kimseler bilmiyordu. Öyleyse nokta atışılıyla kim ve kimler öldürdü. İran asıl bunu araştıracağına, ehl-i Sünnet Müslümanlarını suçlamayı tercih etmiştir.
İran Rejmi, Suriye’de Rusya ile işbirliği halinde, Irak’da,Lübnan’da, Yemen’de, A.b.d. ve İsrail ile birlikte, Afganistan’da Rusya- Amerika ile milyonlarca ehl-i Sünnet müslümanını katl’etti. İran’ı anlamayanlar daima onların tuzağına düşerler...