Çevrecilik, doğal kaynakları, ekosistemleri ve canlı yaşamını korumayı amaçlayan toplumsal bir hareket ve bilinçtir.
Çevreciliğin Temel Amaçları şöyle özetlenebilir:
Doğayı Korumak: İnsan faaliyetlerinin doğaya verdiği zararı en aza indirmek.
Kirliliği Önlemek: Hava, su ve toprak kirliliğiyle mücadele etmek.
Kaynakları Tasarruflu Kullanmak: Su ve enerji tasarrufu yapmak, yenilenebilir kaynakları desteklemek.
Atıkları Azaltmak: Geri dönüşüm ve sıfır atık projeleriyle çöpleri azaltmak.
Çevreciliğin bazı örnekleri şunlardır:
Çöpleri çöp kutusuna atmak ve geri dönüştürmek.
Fabrikaların bacalarına filtre takılması.
Plastik kullanımını azaltmak.
Ağaç dikmek ve yeşil alanları korumak.
Çevrecilik hakkında hangi konuyu daha detaylı öğrenmek istersiniz? (Örneğin: geri dönüşüm, iklim değişikliği veya sıfır atık uygulamaları)
Her yıl 5 Haziran'da ya da Haziranın ilk haftası içinde Dünya Çevre Günü kutlamaları yapılmaktadır.
Bu kutlamalar Türkiyemiz'de her yıl geçmiş yıllardan daha görkemli şekilde kutlanmalı, bu etkinlikler sadece Çevre haftasında değil her zaman devam etmelidir.
Öğrenciler tarafından bir program çerçevesinde çevre yürüyüşleri, çevre temizlikleri yapılmaya devam edilmelidir.
Yavru vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde de çevre etkinlikleri bir yıla dağıtılmalıdır.
Geçtiğimiz yıllarda TEMA Vakfı’nın arzu ettiğimiz doyurucu programları yoktu... Çevreciler pek ortalıkta gözükmemişti.
Umarım bundan sonra daha görkemli kutlamalara şahit oluruz.
Acaba ülkemizde çevre eğitimi yeterli midir? Bu konularda kanun, yönetmelik, emirler yeterli midir?
Çevrecilik ne zaman başlamalı? İlkokulda mı, Lisede mi, Üniversitede mi?
Bugünkü sohbetimizin konusu çevre haftası ve çevrecilik…
Haziran ayının ikinci haftası da “Çevre Koruma Haftası" olarak kutlanmaktadır.
İnsanların devamlı olarak yaşadıkları yere “çevre” denir.
Ormanlar, dağlar, ovalar, çayırlar, yaylalar, yaylaklar, göller, nehirler, denizler doğal çevreyi meydana getirmektedir.
1972 yılında İsveç'in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı toplanmıştı.
Bu toplantıda Çevre sorunları ele alınmış, Çevre kirlenmesine karşı ortak çözüm yolları aranmıştı.
Konferansta 5 Haziran gününün “Dünya Çevre Günü” olması kararlaştırılmıştı.
Türkiye'mizde 1978 yılında “Türkiye Çevre Sorunları Vakfı”kurulmuştu.
Daha sonra da Başbakanlığımıza bağlı “Çevre Müsteşarlığı”
Kurulmuştu.
Çevre müsteşarlığı haziran ayının ikinci haftasını “Çevre Koruma Haftası” olarak kabul etmişti.
İşte Türkiye’mizde her yıl 5–11 Haziran tarihleri arasında ÇEVRE HAFTASI kutlamaları yapılmaktadır.
Doğal güzelliklerimiz arasında 70 milyonun üzerinde insanımız yaşamaktadır.
İnsanlarımızın yaşadığı şehirlerimizde bazı çevre görünümleri içler acısıdır.
Çevre: Kendi atıklarını fiziksel, kimyasal ve biyolojik olaylarla temizlemektedir. Düzensizlikler ise insanlarımızın yaptığı işlemlerden kaynaklanmaktadır.
Çevremizdeki biyolojik zenginliklerin temizleme kapasitesinin de bir sınırı vardır.
Düzensizlikler bu sınır zorlandığı zaman ortaya çıkmaktadır.
Ozon tabakasını etkileyen FCKH gazı, taşıtlardan çıkan kükürt dioksitin havayı zehirlemesi, alerjik hastalıklara sebep olan konserve maddeleri, kimyasal maddeler, asbest, şeker ve cikletler katılan boya maddeleri bu düzensizliklerin sebepleridir.
Yediğimiz yiyeceklerde, diş macunlarında, balıklarda, çimenlerde, kumlarda bulunan kurşun, alüminyum, cıva, nikel, kalsiyum gibi zehirli maddeler; Astım, kanser, deri alerjileri, kronik burun tıkanıklığı, konsantrasyon bozukluklarına sebep olmaktadır.
Çocuklarımızda görülen öğrenme zorluğu, karın ve baş ağrıları gibi belirtilerin sebebi de tatlı ve şekerlemelerdeki cips, sosis ve salamlardaki fosfat katkı maddeleridir.
Neredeyse çevremizde yediğimiz içtiğimiz dokunduğumuz her şeyde zehir var.
Bu zehirlerin tek sebebi çevre eğitimsizliğinden doğan ihmallerdir.
Ülkemizde; çevreyi korumaya, çevre eğitimini sağlamaya yönelik 2872 Sayılı "Çevre Kanunu" çıkmış, kanunu destekleyen "Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği", "Gürültü Kontrol Yönetmeliği", "Su Kirliliğini Kontrol Yönetmeliği", " Katı Atıkların Kontrolü Yönetmelikleri" yayınlanmıştır.
Kanun ve Yönetmelikleri yayımlamak yeterli değildir.
Bu hukuki düzenlemeleri uygulamak, uygulayıcıları eğitmek lazımdır.
Türkiyemizin doğal güzelliklerini koruyamadık.
Ormanlarımızı yaktık.
Göllerimizi, nehirlerimizi, denizlerimizi kirlettik.
Topraklarımızı çoraklaştırdık.
Kuşlarımızı, balıklarımızı katlettik.
Köylerimizi, şehirlerimizi kaçak ve çirkin yapılarla donattık.
Çevre eğitimi konusunda yapacak çok büyük görevler vardır
"ÇEVRE ÇOCUK KULÜPLERİ" nin kurulması ve bu kulüplere üye olanların "ÇEVRE İZCİSİ" sıfatı ile görev yapması bunun için öngörülmüştür.
ÇEVRE İZCİ Andı’nda aynen şöyle denilmektedir:
"Allah'ıma, vatanıma ve milletime karşı sorumluluklarımı yerine getireceğime, çevremdeki güzellikleri sağlayan ve yaşama sevinci veren havayı, çiçekleri, ağaçları, dağları, taşları, suları ve tüm doğayı daima temiz tutacağıma ve koruyacağıma şerefim üzerine and içerim."
Önce Allah'a karşı sorumluluğunu yerine getirmek...
Sonra vatana ve millete karşı sorumluluklarını yerine getirmek...
İşte çevrecilikteki sır budur...
Bu sır anlaşıldığı gün her türlü çevre düzensizlikleri ortadan kalkacaktır.
"Çevre Çocuk kulüplerinin" kurulması, TEMA VAKFI çalışmaları yeterli değildir. Çevre eğitimi konusunda Stratejiler tespit edilirken; Dinimiz, sanatımız, edebiyatımız, tarihimiz, gelenek ve göreneklerimiz devreye sokulmalıdır.
Çevre eğitiminin temeli insandır.
Çevre eğitimi her yaş ve gruptaki insana götürülmeli sadece eğitimcilere ve tabiat bilimcilerine bırakılmamalıdır.
Çevre: Tabii, sosyal ve kültürel bir bütündür.
Geçmişten çok bugüne ve geleceğe yöneliktir.
Örgün eğitimde çevrecilik; Eğitimin bütün kademeleri için planlanmalı ve okul öncesinden başlanmalıdır.
İlköğretim ve ortaöğretim kademelerinde çevre eğitimi konuları daha detaylı ve sistemli bir şekilde ele alınmalıdır.
Yüksekokul ve Üniversitelerimizde çevre eğitimi programları inceleme-araştırmaya yönelik olmalı bu konuda akademik çalışmalar yapılmasına fırsat veren zemin ve şartlar hazırlanmalıdır.
Örgün ve yaygın eğitim sistemlerinin bütün kademelerinde çevre eğitiminde rol alacak eğiticilerin, toplumu idare edenlerin, politikacıların, kanun uygulayıcılarının, yerel yönetimlerin, kamu personelinin bu konuda çok iyi yetiştirilmeleri, her türlü çevre bilinciyle donatılmaları gerekmektedir.
Çevre; Birbiriyle sıkı ilişkileri olan su hava toprak canlılar ve bunlardan üretilen değerler ortamıdır.
Bu değerlerin birbiriyle ilişkileri vardır.
Bu ilişkilerin dengeli olması, sürekli olması, çevreden alınanlarla çevreye verilenlerin eşit olması lazımdır.
Çevre İnsanlar tarafından bozulan dengeleri eşitlemeye çalışmaktadır.
Ancak insanların devamlı bu dengeleri bozmaya hakkı olmasa gerektir.
Eğitim insan davranışlarında olumlu değişiklikler oluşturmaktadır.
İnsanlara çevre eğitimi verilmezse, topraklarımız erozyona uğrayacak, ülkemiz ileriki yıllarda tamamıyla çöl olacak, ozon tabakasının delinmesi sonucu bilinmeyen hastalıklar ortaya çıkacaktır.
Çevre eğitim bir kitle eğitimidir.
Bu sağlanmalıdır.
Bu dünya, bu çevre, bu çocuklar, bu ülke bizimdir.
Çocuklarımıza miras bırakmak zorunda olduğumuz dünyayı kısa vadeli çıkarlarımız için kirletmemeliyiz.
Onu korumalı sevmeli ve sevdirmeliyiz.
Çevre için verilen her sevgi tomurcuğu yeni sevgi çiçekleri açtıracaktır.
Hoşça kalınız.