Tarihte kazanılan büyük zaferlerin sırrı, tek bir nedene bağlı olmamakla birlikte, maddi ve manevi unsurların stratejik bir uyum içinde birleşmesidir.
Türk tarihinin dönüm noktası olan zaferler incelendiğinde, bu başarıları getiren temel faktörler şu şekilde gruplandırılabilir:
Manevi ve Sosyal Dinamikler:
• Yüksek Adalet ve Hoşgörü Duygusu: Fethedilen bölgelerde halkın diline, dinine ve geleneklerine dokunulmamış, adil bir yönetim sunulmuştur. Bu durum, fetihlerin kalıcı olmasını sağlamıştır.
• Birlik Ruhu ve Dayanışma: Toplumun zor zamanlarda "millet" bilinciyle tek bir amaç etrafında kenetlenmesi (örneğin Kurtuluş Savaşı) en büyük güç kaynağı olmuştur.
• Gaza ve Şehadet İnancı: Askerlerin vatan, bayrak ve inanç uğruna canını feda etmekten çekinmemesi, ordulara muazzam bir moral ve motivasyon üstünlüğü kazandırmıştır.
Askeri Strateji ve Teknoloji:
• Hilal Taktiği (Turan Taktiği): Türk askeri dehasının en önemli ürünü olan bu sahte geri çekilme ve çembere alma strateji, Malazgirt'ten Mohaç'a kadar pek çok savaşın kaderini belirlemiştir.
• Çağın Teknolojisini Yakalamak ve Geliştirmek: İstanbul'un Fethi'nde döktürülen "Şahi" topları veya ordunun lojistik gücü, dönemin askeri teknolojisine yön vermiştir.
• Liyakat ve Komuta Zinciri: Ordunun başında her zaman Mete Han, Alparslan, Fatih Sultan Mehmet veya Mustafa Kemal Atatürk gibi askeri dehaya sahip, kararlı ve vizyoner liderlerin bulunması.
Teşkilatçılık ve Devlet Aklı:
• Güçlü Devlet Geleneği: Düzenli orduların (Örn: Metehan'ın onlu sistemi, Yeniçeri Ocağı) zamanında kurulması ve disiplinin her şeyin üstünde tutulması.
• Lojistik ve İstihbarat Başarısı: Savaş meydanına gitmeden önce yolların, ikmal hatlarının ve düşman durumunun kusursuz şekilde analiz edilmesi.
Evet...
Tarihte kazandığımız zaferlerimizi İslam’ın bize kazandırdığı imanımıza borçluyuz.
Malazgirt'ten Büyük Taarruza kadar yaptığımız savaşların birincisi bize Anadolu'nun kapılarını açmış, sonuncusu ise Anadolu'yu toplu işgalden kurtarmıştır.
Türk Milletinin kahramanlığı ile İslam'ın aktif emirleri birleşmiş ve zaferlerimiz ortaya çıkmıştır.
Batıdan, güneyden, kuzeyden saldıran işgalciler temizlenmeseydi Anadolu medeniyeti son bulacaktı. Malazgirt'ten Büyük Taarruza kadar bütün başarılarımızda Anadolu bir odak noktası olmuştur.
Tuna boylarına, Viyana önlerine sefere çıkan Mehmetçiğin elbisesi Anadolu'da dokunmuş, atının üzengisi Anadolu’da dövülmüş, mehterinin kösü-davulu Anadolu’da örülmüş, inanç ve kültürü Anadolu’da işlenmiş, savaş taktikleri, plan ve programı Anadolu'da hazırlanmıştır.
Anadolu hep vermiştir.
Afrika’dan Avrupa içlerine, Kıbrıs’tan Pakistan’a, Hindistan'a, Libya’ya kadar asker vermiş, silah, cephane, yiyecek vermiş, hiç almamıştır.
Savaş sonrasında Anadolu’da yıkılmış yuvalar, öksüz çocuklar, dul kadınlar, bükük boyunlar kalmıştır.
Ülkemizi kalkındırmak için şu anda ekonomik ve iktisadi savaşımız vardır.
Artık zafer için sefere çıkma imkânı yoktur.
Yaşadığımız toprakları yeşertmek, Seyhan ve Ceyhanları, Fırat ve Muratları, kızıl ve yeşil ırmakları zapt etmek, toprağın derinliklerindeki kara altın rezervlerini ak altına dönüştürmek, cephede kazanılan sıcak savaşı cephe gerisinde ekonomik ve iktisadi zaferle tamamlamak tarihi borcumuzdur.
Tatlı göller ve akarsularımızla, Yunanlıların göz diktiği deniz ve adalarımızla dünyanın gıpta edilecek bir ülkesiyiz.
Topraklarımız içinde uzanan 11 bin kilometrelik nehir ve ırmaklarımızla, Karadeniz ve Akdeniz yamaçlarında yüzlerce çay ve derelerimizle, besin, dokuma, maden, selüloz, plastik ve kauçuk sanayinde atılım yapacak imkanlarımız vardır.
Türk Milleti olarak ülkeyi kalkındırmak için iktisadi ve ekonomik yönden bir yerlere gelindiği doğrudur.
Ancak gelinen yer, gelebileceğimiz yerin çok gerilerindedir.
İslam çalışmayı emrederken akarsularımız boşa akıyor.
Topraklarımız kuru. Şehir ve köylerimiz karanlık. Petrol ve madenlerimiz yeterince değerlendirilmiyor.
Denizlerimiz, dağlarımız, göllerimiz, coğrafyamız, tarihi ve stratejik yapımız, nüfus potansiyelimiz her türlü atılımı yapmaya müsaittir.
İslam’ın hamleci ruhu ile tarihte yaptığımız savaşlarımız hep zaferle sonuçlandığı gibi ülkemizi kalkındırmak için iktisadi ve ekonomik savaşımızı da Türklük ve Müslümanlık ruhu ile zaferle sonuçlandırmalıyız.
Milletimiz cephe gerisindeki bu medeniyet savaşını da kazanacak gayret ve inanç potansiyelinde sahiptir.
Hoşça kalınız