Ömrüm hangi ve kaçıncı durakta olduğumu bilmediğim küçük bir şehirken

Seni ülkem bildim feth edilirken

Ahlarla çevrili duvarlarına çarpa çarpa

Fısıldarken kulağıma imkansızlığı bir fırtına

Kaybolup gittim dar sokaklarında

Değil miydi ki aşk kaybolmaktı bizatihi

Ülkem dedim ağladım

Yağmur yağdı

Sözüm yok ağlayan gökyüzüne

Avcı zalimdi

Tek tek indirdi bulutlarla yarışan ümitlerimi

Sil veda bakışlarını çıkmadan bir fırtına daha

Sil dilimin kenarına yuva yapmış sana dair duaları

Buz kesmiş avuçlarından sil

Eblehçe aldandığım heveslerimin kursağımdaki kuleden acısını

Sil zihnimin sersemliğinden veda bakışını

Yık yıkabilirsen bu mübelağayı

Ülkem dedim ağladım

Yağmur yağdı

Anılar çarşaf çarşaf dökülüyor sokaklara

Geçmiş anıların sürüp hasret şarjörüne

Bir aşık vuruldu

Kalbinin tam orta çatısından

Ecelden emanetken ölüm bedene

Serzenişler içinde

Aşk el sallar morg kapısından

Ey katran karası gecelerin firari uykuları

Nerdesiniz?

Çökerken dirhem dirhem hasret gözlerime Haddini aştı sancılı bir acı

Gelgelelim,gelmediniz

Son bakışın soğukluğu ile buz keserken

Ağır geliyor gözkapaklarım bana

Yüreğinin mendireğinde sallanan aşk

Morg kapısında

Fazla söz söylenecek an değil

Geçmiş anıların sürüp hasret şarjörüne

Aşk vuruldu aşk

Aşk vuruldu

Aşk morg kapısında

Bahar Önen Büke