Uzun bir ara oldu farkındayım. Lâkin Beşiktaş’ın bünyede yarattığı tahribatı ancak bu süre zarfında tamir edebildim.
Tam her şey düzeliyor mu? Yeni bir hava, yeni bir heyecan, yeni bir yaşam formu derken… Dün akşam yine umutlarımı Yandex’te halâ Vodafone Park, TFF de ise Beşiktaş Park olarak görünen stadyuma gömdüm…
Dün berbat bir İstanbul havası vardı. Ahmak ıslatan derler ya hani maça 2 saat kala ile maç boyu ve sonunda devam eden 2 saatte de devam etti o pis, kirli ve puslu hava… Buna rağmen umuda koşan Beşiktaşlı taraftarlar vardı. Hafta içerisinde tribün liderlerinden, sosyal fenomenlere, yöneticilerden başkanlara hatta köy içi esnafına kadar birlik ve beraberlik çağrısı yapıldı. Ancak maç başladıktan sonra görüldü ki, bu birlik ve beraberlik ne Sergen Yalçın’da ne de bir takım oyuncu grubuna tesir etmiş.
FORMASYONSUZ
Yeni transferler gelmiş, camia birlik ve beraberlik mesajları vermiş, taraftarlar yeni bir sayfa açmış, ancak Sergen Yalçın hala 4-1-4-1! Bir teknik adam son görev süresinden sonra hiç mi kendini geliştirmez? Oyun üzerine hiç mi kafa yormaz? Alınsın diye ortalığı yıktığı 28 yaşında 20 milyon Euro civarı para ödenen stoperinin maçlarını, hangi taktikte ve hangi pozisyonda oynadığını hiç mi bilmez? Hadi o bilmiyor ya da izlemedi, yedek kulübesinde olan bir düzine adam “hocam bu kardeşimiz Premier lLig'de 3’lü savunmada sol stoper oynuyordu, bunu denemeliyiz” diye hiçbir geri bildirim vermez mi? Mesela neden 4-4-2 ya da 3-4-3 gibi formasyonlar denenmez? Birilerinin Sergen Yalçın’a elindeki oyuncu grubuna göre formasyon ve bir oyun anlayışı tertip etmesi gerektiğini aksi halde zaten pamuk ipliğine bağlı olan umutların hepten yok olacağını söylemesi lazım!
OKUYAMIYOR
Efsane…
Beşiktaş tarihinin makus tarihindeki “Şerefli ikincilik” kavramından sonraki en tehlikeli tanım. Beşiktaş’ta herkes efsane ama taraftar trol! Herkes bu kulüp için neler feda etmiş ancak rızkından kesip 4 bin liraya naylon alaşımlı forma alan taraftar değersiz. Beşiktaş semtinde ya da Beşiktaş ismi geçen her ortamda geçmiş üzerinden verilen örnekler “Efsane” diye başlıyor oysa tüm efsaneler bir gün gelip geçiyor. Futbolu bıraktıktan sonra müstakil evlerinde purolarını içip, viskilerini yudumluyor… Ben size gerçek efsanenin tanımını yapayım isterseniz. Efsane, asgari ücretle çalışıp, ayda bir de olsa evladını maça getiren ve belki de o tüm hafta öğle yemeğinden kesen babadır. Efsane, ailesinden aldığı 1 simit, 1 ayran parasını tüm hafta biriktirip maça gelen öğrencidir. Efsane, yağmur, çamur demeden 50 kişilik otobüslere 100 kişi binip koridorlarda yata yata 10 saat deplasmana giden taraftardır! İşte tam da bu yüzden eğer sana efsane diyorsa bu taraftar, oyunu okuyacaksın hocam! Beşiktaş’ın kendi sahasında skoru alması, maçı koparması gereken dakikalarda sahanın en iyi oyuncusu, skora en yakın oyuncularından Olaitan’ı alıp yerine skoru koruma adına Salih’i almayacaksın mesela… Sırf Cengiz ile alakalı söylediğin o beylik laflar yüzünden Cerny’yi yemeyecek, oyuncuyu küstürmeyeceksin hocam. Nijerya Milli Takımı kaptanına, kariyerinden verilmemiş görevleri vererek oyuncunun hata yapmasına sebep olup onu taraftarın önüne atmayacaksın mesela. Sözün özü ya oyunu kuralına göre oynayacak ya da bir daha Beşiktaş defterini açılmamak üzere kapatacaksın hocam… Birilerinin Sergen Yalçın’a “Larin işi bir kere tutar, Cengiz’den Larin yaratma sevdandan vazgeç” demesi lazım…
Sözün özü, Beşiktaş için tehlike çanları çalmıyor, o çanlar artık kırıldı. Beşiktaş’ta Sergen Yalçın kendine gelmezse ki pek bir ümidim yok, yazık olacak hem kendine hem de umutları yeniden yeşertmeye çalışan Beşiktaş camiasına…