İstanbul, Kadıköy’den Doç.Dr. Sayın Emin Toprak soruyor:

SORU: İlk Türk astronotumuz Sayın Alper Gezeravcı’nın yetişme tarzını, uzaya gidişini, uzaydaki çalışmalarını, dönüşünü ilgiyle izlemiştik.

Alper Gezeravcı 19 Ocak tarihinde SpaceX’in Dragon kapsülü ile yolculuğa başlamış, 32 saatlik uçuşun ardından Uluslararası Uzay İstasyonu’na varmış 14 günlük bir görev sürecine girmişti.

Bu süreçte Türkiye’de çeşitli üniversiteler ve okullar tarafından hazırlanan deneyleri yapıp raporlayan Gezeravcı, belirli tarihlerde Türkiye ile yapılan bağlantılara katılmış ve soruları yanıtlamıştı.

İlk Türk astronotumuzun bu başarısı Türkiye Yüzyılımızın başlangıcı için çok onur verici olmuştur.

Benim sorum sayın Gezeravcı’nın uzayda yaptığı deneylerle ilgili,…

Alper Gezeravcının uzayda yaptığı deneyler nelerdir?

CEVAP: Sayın Emin beye böyle bir soru yönelttiği için teşekkür ediyoruz.

Gençlerimize örnek olması açısından Sayın Gezeravcı’nın yaptığı deneyleri şöyle özetleyebiliriz:

1 – EXTRAMOPHYTE: Uzayda bitki yetiştirmek, Ay ve Mars üslerinde ve uzay seferlerinde gıda ve oksijen sağlamak için önemlidir. Ayrıca, atık suyun yeniden kullanılabilmesi için de bitkilere ihtiyaç vardır. Bu nedenle, uzay görevlerinde yaşam destek sistemleri için bitki yetiştirmek önemlidir. Ancak, uzaydaki düşük yer çekimi ve yolculuk, bitkiler için stres oluşturur.

Ekstremofitler, zorlu çevresel koşullara uyum sağlamış bitkilerdir. Ancak, uzayda nasıl davranacakları bilinmemektedir. Bu deneyde, tuz toleransı olan bitkilerin mikro yer çekimindeki davranışları incelendi.

2- CRISPR-GEM ¬: Uzun süreli uzay görevlerinde sürdürülebilir bir sistem sağlanması, insanlığın uzaydaki geleceği için gereklidir. Bitkiler, bu sistemlerin iskeletini oluşturur ve uzayda besin ve oksijen desteğiyle daha sağlıklı ve verimli yetiştirilmeleri kritik öneme sahiptir.

CRISPR-GEM projesi, uzayda daha sağlıklı ve verimli bitkilerin yetiştirilmesini hedeflemektedir. CRISPR, genler üzerinde değişiklik yapma imkânı tanır ve bu projeyle bitkilerde genetik değişiklikler test edilerek mikro yer çekimi ortamında CRISPR tekniğinin etkinliği araştırıldı.

Bu deney, bitkilerin sağlığını ve verimini artırarak insanlığın uzay keşiflerine önemli bir katkı sağlamayı amaçlanıyor.

3 – UYNA: Uzay, havacılık ve savunma sanayileri için kritik öneme sahip olan yeni nesil orta ve yüksek entropili alaşımların üretimi, geleneksel malzemelere göre yüksek sıcaklık ve fiziksel yüklere dayanıklılık sağlamasıyla dikkat çekmektedir.

Deney, yüksek entropili uzay alaşımlarının üretimine katkı sağlayacak verilerin elde edilmesini hedeflemektedir. Bu alaşımlar, genellikle 4 veya daha fazla elementin eşit veya yakın oranlarda birleşmesiyle oluşmaktadır. Deneyde, yüksek sıcaklıklara dayanıklı ve yüksek dayanımlı alaşımların üretim süreçleri incelenecek ve yer çekimsiz ortamın etkileriyle ilgili termofiziksel özellikler ve kristal büyüme üzerinde araştırmalar yapıldı.

Bu deneyin, Türkiye’nin uzay, havacılık ve savunma sanayilerinde yeni nesil malzemelerin geliştirilmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.

4 – gMETAL: Bu deneyde, kimyasal tepkimesiz koşullarda, katı parçacıklar ile akışkan ortam arasında düşük yer çekiminin etkisiyle homojen bir karışımın oluşturulması gözlemlendi. Bu çalışma, uzay aracı motorlarının daha verimli hale gelmesini hedeflemektedir, bu da aracın ilerlemesi için gereken kuvvetin üretilmesini kolaylaştırır.

Olumlu sonuçlar, Mars görevlerini kolaylaştırmanın yanı sıra güneş enerjisine ek bir enerji kaynağı oluşturarak uzay ekonomisinin gelişimine katkı sağlayabilir. Ayrıca, Dünya’daki sürdürülebilir enerji kaynakları arayışına da katkı sağlayabilir; sera gazı üretmeyen metal parçacıklarının enerjiye dönüştürülmesi, fosil enerji kaynaklarından kurtulmak için alternatif bir yol sunabilir.

5 – UzMAn: Mikroalgler, sucul ortamlarda yaşayan küçük bitkilerdir ve zorlu koşullara uyum sağlayarak karbondioksiti oksijene dönüştüren fotosentez yetenekleriyle uzaydaki yaşam destek sistemleri için potansiyel sunarlar.

UzMan deneyinde, zorlu koşullara uyum sağlayabilen mikroalg türlerinin düşük yer çekiminde nasıl büyüdüğü ve dayanıklılıkları test edilecek, metabolizma değişiklikleri incelenecek ve CO2 emme performansları ile O2 üretim yetenekleri belirlendi.

Dünya’ya getirilen mikroalg örnekleri, RNA dizileme tekniğiyle incelenecek ve bu analizler mikroalglerin uzay koşullarında nasıl değiştiğini ortaya koyarak bilime yeni bilgiler sunacaktır. Bu veriler doğrultusunda, TÜBİTAK MAM iş birliğiyle bir yaşam destek sistemi geliştirilmesi planlandı.

6 – PRANET: Propolis, bal arılarının çeşitli bitkilerden topladığı, balmumu ve reçine içeren bir maddedir. Arılar, kovanlarını sterilize etmek ve dış ortamdan korumak için propolisi kullanır. Ayrıca, propolis yaygın olarak çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır ve harici kullanımında herhangi bir yan etki görülmemiştir.

Pranet deneyinde propolis maddesinin düşük yer çekimli ortamda bakteriler üzerindeki etkisi araştırılacaktır. Elde edilen sonuçlar, yer çekimli ortamda elde edilen sonuçlarla karşılaştırılarak propolisin uzay görevlerinde kullanılabilecek alternatif bir doğal antibakteriyel olup olmadığı belirlenecektir.

Bu deney aynı zamanda Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki bakteri florasıyla ilgili yeni bilgilerin elde edilmesini de amaçlanıyor.

7 – METABOLOM: Uzay uçuşları, insan vücudunu fiziksel olarak en fazla zorlayan faaliyetlerden biridir ve astronotlar çeşitli çevresel streslere maruz kalırlar. METABOLOM deneyi, bu streslerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini anlamak için astronotlardan alınan kan, idrar ve tükürük örneklerinin analizini yapmayı amaçlıyor.

Bu analizlerle, uzay koşullarının astronotların sağlığına olan etkileri ve olası risk faktörleri belirlenecek, ayrıca ülkemizde yer çekimi fizyolojisi, havacılık ve uzay tıbbı alanlarında gelecek çalışmalara kaynak olabilecek bir moleküler veri bankasının ilk adımı atılmış olacak.

Araştırmanın sonuçları, mevcut hastalıklar için yeni tedaviler ve önleyici tedbirlerin geliştirilmesine yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

8 – MİYELOİD: Kronik inflamasyon, vücudun istenmeyen maddelere verdiği uzun süreli tepkilerin bir sonucudur ve kanser, Alzheimer, kalp, şeker ve böbrek hastalığı gibi pek çok hastalığa yol açabilir. Miyeloid kökenli baskılayıcı hücreler (MKBH), kronik inflamasyon süreçlerinde yüksek düzeyde üretilen ve kanserin ilerlemesini ve yayılmasını destekleyen hücrelerdir.

MİYELOİD deneyi, astronotların uzay yolculukları boyunca maruz kaldıkları ultraviyole ışınları, galaktik kozmik ışınlar, yer çekimi değişiklikleri, solunan hava ve ortamın, yolculuk süresince bağışıklık sistemini ve kan hücresi oluşum sürecini nasıl etkilediğini anlamayı amaçlar.

Bu deneyde bağışıklık sistemindeki değişiklikler, miyeloid tip kan hücreleri üzerinden araştırılacak ve uzay yolculuklarının kanser dahil olmak üzere bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar üzerindeki potansiyel etkileri incelenecek.

Elde edilecek sonuçların, dünya bilim literatüründe bir ilk olması beklenmektedir. Bu deneyin sonuçlarına dayanarak, uzay yolculuklarının bağışıklık sistemi üzerindeki olası olumsuz etkilerini azaltmak için önlemler alınabilecektir.

9 – MESSAGE: Uzun uzay seyahatleri ve Mars-Ay kolonileşme projelerinde astronotların sağlıklarının korunması, bağışıklık sistemlerinin bu ortamlarda nasıl tepki verdiğinin anlaşılmasını önemli kılar.

MESSAGE deneyi, astronotların düşük yer çekimi koşullarında bağışıklık sistemlerinin nasıl tepki verdiğini ve uzayda geçirilen süre arttıkça bağışıklığın nasıl bir uyum gösterdiğini araştırmayı amaçlar. Bu bilgi, astronotların sağlığının daha iyi korunmasını ve uzayda kolonileşme planlarının güçlendirilmesini sağlayacaktır.

Bu deney, uzayda yaşamın sağlığıyla ilgili temel yönleri daha iyi anlamamıza ve uzun vadeli uzay misyonlarını daha güvenilir bir şekilde planlamamıza yardımcı olacaktır.

10 – MİYOKA: Düşük yer çekimli ortamda gerçekleştirilecek olan kurşunsuz lehimleme deneyi, ilk astronotumuz Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’nda elektronik kart üzerine kurşunsuz bileşen montajı gerçekleştirmesini içerir.

Dünya’ya geri getirilecek olan elektronik kartlar, TÜBİTAK UZAY Enstitüsü’nde incelenecek ve düşük yer çekiminin kurşunsuz lehimleme işlemine olan etkileri araştırılacaktır. Elde edilen sonuçlar, ilgili araştırmacıların dikkatine sunulacak ve uzay ve savunma sanayileri için önemli veriler sağlayacaktır.

MİYOKA deneyi aynı zamanda saf kalay üzerinde saçaklanma araştırması yapacak ve düşük yer çekimli ortamda planlanan üretim süreçlerine ivme kazandıracaktır.

Bu deneyden elde edilen bilgiler, gelecekteki uzun süreli insanlı keşif görevlerinde elektroniklerin yeniden işlenmesi, onarımı ve modifikasyonu için gereken yeteneklerin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.

11 - OKSİJEN SATÜRASYONU: Oksijen satürasyonu, kandaki oksijenin doygunluğunu belirtir ve sağlıklı bir insanda genellikle %95 ile %100 arasında değişir. Ancak, akciğer sorunları olan kişilerde bu değerler biraz daha düşük olabilir.

Erken teşhis, hastalıkların tedavisinde hayati öneme sahiptir. Yapay zeka desteğiyle verilen havanın oksijen seviyesini hesaplayarak düşük yer çekiminin sebep olduğu farklılıkların ve rahatsızlıkların tanımlanması hedeflenmektedir.

12 – VOKALKORD: VOKALKORD deneyi, yapay zeka kullanarak ses frekansındaki değişikliklerden solunum sistemi rahatsızlıklarının tespit edilmesini ve düşük yer çekiminin insan sesi üzerindeki etkilerinin araştırılmasını hedefler.

13 – ALGALSPACE: ALGALSPACE deneyi, ülkemizin düzenlediği Ulusal Kutup Bilim Seferleri’nde toplanan örneklerden elde edilen ekstremofilik (aşırı çevresel koşullara uyum sağlayabilen) mikroalgler ile ılıman koşullarda yetişen mikroalglerin uzay ortamında karşılaştırmalı üretimini gerçekleştirir.

Uzayda ekstremofilik mikroalgler üzerine yapılmış herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu deney, Antarktika’daki araştırma istasyonundan toplanan örneklerle mikroalglerin uzayda üretimini ilk kez gerçekleştirerek ılıman koşullara uyumlu mikroalglerle karşılaştırmalı analizler sunar.

Alglerin uzay görevlerinde yenilenebilir ve sürdürülebilir üretiminin gerçekleştirilmesi, hem uzayda hem de Dünya’da gıda, sağlık ve çevre alanlarında önemli faydalar sağlar. Ayrıca, alglerden elde edilecek yüksek katma değerli ürünler, ekonomik ve biyo-ekonomik kalkınma için kritik bir öneme sahiptir.

İlk Türk astronotumuz sevgili Alper Gezeravcı’yı tebrik eder, çalışmalarının ülkemize hayırlar getirmesini temenni eder, gazetemiz çalışanları adına başarılarının devamını dileriz.

Hoşça kalınız.