Anlaşılan o ki, ABD’nin Doğu Avrupa’daki ve Ortadoğu’daki gelişmeler ve özellikle Gazze katliamı karşısındaki sessizliği, hem ABD’li Evanjelikleri hem de ABD derin devletini memnun ettiğinden, bu sessizlik, Çin ile Kuşak ve Yol Projesi’nin destekçileri pes edinceye ve Yahudi kökenli ABD’li ideologların kurguladıkları Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) hayata geçirilinceye kadar sürecektir.

Batı basınının yayınlarından anlaşıldığına göre, Gazze müzakerelerini sürdüren Hamas yetkilileri, Türkiye’de biraraya gelerek izleyecekleri yol haritasını belirledikten sonra Katar’ın Başkenti Doha’ya gimişlerdi. Dha’daki Hamas heyeti, 9 Eylül günü İsrail’in saldırısına hedef oldular.

Saldırıyı, “uluslararası hukukun ihlali” olarak değerlendiren Katar yetkilileri, İsrail’i kınadılar ve saldırıda Gazze görüşmelerini yürüten heyetin kurtulduğunu, aynı heyetten 4 kişiyle birlikte 1Katar polisinin hayatlarını kaybettiğini duyurdular.

İsrail’in F-35 savaş uçakları 1700 km uzaklıktaki Doha’da, Hamas heyetinin kaldıkları binayı elleriyle koymuş gibi buluyor, bombalıyor ve İsrail’e geri geliyorlardı. Uzmanlar F-35’lerin, yakıt takviyesi almadan 3400 (1700+1700) km uçamayacaklarını, İsrail savaş uçaklarına havada yakıt takviyesi yapılmış olacağını savunuyorlar.

TRUMP, “KARAR NETANYAHU’YA AİTTİ” DİYOR, AMA...

Trump, “İsrail’in Katar’a yönelik saldırı kararı tamamen Netanyahu’ya aitti. Saldırıyı durdurabilmek için yeterince zamanımız yoktu” derken inandırıcı olamadığından, kafalarda bir dizi soru işareti oluşuyordu:

ABD’nin Katar’da çok büyük bir askeri üsü var. Trump’ın, Hamas heyetinin Doha’ya geldiğinden, geçen yıl. Hamas’ın diplomatik kanadını temsil eden Haniyye’yi konuk olduğu Tahran’daki binada eliyle koymuş gibi bularak katleden İsrail’in, Gazze görüşmelerini yürüten Hamas heyetini izlediğinden ve suikast düzenleyeceğinden habersiz olması mümkün müdür?

Türkiye’ye parasını ödediği halde vermediği F-35’leri İsrail’e verirken, bunları kullanacak pilotları kim eğitmişti?

Bölgedeki Arap ülkelerinin hava savunma sistemlerinin üreticileri Batılı şirketlerdir ve savunma sistemlerinin işletim programı üretici firmaların kontrolündedir. İsrail uçakları hava sahalarından geçerken hava savunma sistemleri “köreltilmiş” olabilir. Peki ama, Katar’da çok büyük bir askeri üssü bulunan ABD’nin Katar hava sahasına giren İsrail F-35’lerinden haberdar olmaması mümkün müdür?

Yanıtı merak edilen bir diğer soru: 3400 km (gidiş-dönüş:1700+1700) kesintisiz uçamayan İsrail F-35’lerine, dönüş yolunda, kimler akaryakıt takviyesi yapmıştır?

Bütün bu soruların yanıtlarını bulmak hiç de zor değil. Peki, bu ortaklığı küresel barışın geleceği açısından tehlikeri görüp kaygılananlar haksız mı?

GAZZE ORTADOĞU’NUN TURİSTİK MERKEZİ OLACAK MI?

Trump’ın I. döneminde olduğu gibi, II. döneminde de ABD’nin desteğini arkasına alan İsrail’in hedefleri nelerdir? I. başkanlığı döneminde Yahudi Damat Kushner’in yönlendirmesiyle Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan eden (2018), Suriye’nin içme su kaynaklarının bulunduğu Golan Tepeleri’ni (Koban Tepeleri) babasının malıymış gibi İsrail’e bağışlayan, İsrail ile Birleşik Arap Emirliği arasında İbrahim Anlaşması imzalanmasını sağlayan “Emlakçı Başkan” Trump’ın hedefi, yalnızca, Gazze’yi Ortadoğu’nun en güzel turistik merkezlerinden biri yapmak değildir.

BOP’u hayata geçirme operasyonları sürecinde harabeye dönen Gazze’nin ve Suriye’nin yeniden imarı bağlamında çok büyük bir pasta oluştu. “Emlakçı Başkan”, büyüklüğü 600 milyar ile 1 rilyon dolar olarak hesaplanan bu pastadan, ortakları dışında, kimseye pay vermemekte kararlı görünüyor.

ABD derin devleti İsrail’i Ortadoğu’nun enerji terminali yapabilmek için uğraşırken, platin saçlı başkan da İsrail’e hizmet ettikleri oranda sevap kazanacaklarına inanmış Evanjeliklerin ve de Damat Kushner’in desteğini kaybetmemeye, Ortadoğu’da imar işlerini yönetecek yeni bir ofis açmaya hazırlanıyor.

Trump’ın I. başkanlık döneminde, kayınpederinden, İsrail lehine çok daha fazla ödünler koparabilmek için uğraşırken, ABD derin devleti mensupları tarafından bir odaya kilitlenen Damat Kushner, benzer bir “ihtar” almamak için olacak, sesiz ve derinden gitmeyi tercih ediyor, ama Damat Kushner’in tövbekar olduğu elbette düşünülmez.

İSRAİL NEREDE DURACAK YA DA İSRAİL’İN HEDEFLERİ NELERDİR?

Netanyahu, henüz insani değerlerini yitirmemiş bütün ülkeler tarafında protesto ediliyor, lanetleniyor.. Fakat, İsrail’in kutlu hedeflerine yürüdüğünü iddia eden Netanyahu tarihin kaydettiği en acımasız katliamlarını sürdürmektedir.

Siyonist rejim, Trump ve Damat Kushner çabalarıyla imzalanan İbrahin Anlaşması’yla, “Şii Kuşağı” ile korkuttukları Arap ülkelerini (Birleşik Arap Emirliği/BAE, Bahreyn, Ürdün ve Mısır), İran gibi ideolojik rakipleriyle karşı karşıya getirmeyi başarmıştır. Oluşturulan “İran Tehlikesi” nedeniyle, Arap ülkeleri, İsrail’le olan ilişkilerinde bir sorun çıkarmamaya özen gösteren bir tutum sergiliyorlar.

Ve.. Gazze’de yaşanmakta olan insanlık tarihinin en acımasız katliamı devam etmektedir.

Tarih, ne Arapları ne de insan hakları savunucusu oldukalarını iddia eden ülkeleri asla affetmiyecektir.

PERVASIZ NETANYAHU NEREDE DURACAK?

İsrail yetkilileri, 9 Eylül günü Katar’ın başkenti Doha’da Hamas heyetini hedef alan saldırıyı İsrail İç Güvenlik Servisi Şin Bet ile hava kuvvetlerinin birlikte gerçekleştirdiklerini açıkladı. Anlaşılan o ki, saldırı tek bir F-35’le değil, bir filoyla gerçekleştirilmiş.

İsrail nerede duracaktır?

Bu sorunun yanıtını, 18 Aralık 2024’te, kardeş yayınıız Önce VATAN gazetesinde yayınladığımız “İsrail Nerede Duracak?” başlıklı yazımızda bulmaya çalışmıştık. O yazımızdan bir kaç bölümü hatırlatmak isteriz:

“Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah’ın Beyrut’ta 18 Hizbullah yöneticisiyle birlikte öldürüldüğünün duyurulması, Ortadoğu yangınının boyut değiştirdiğinin habercisidir. ‘7 Ekim Ortadoğu’nun 11 Eylülüdür’ diyenler haklı çıktı; ‘Aksa Tufanı’nı (7. Ekim 2023) gerekçe olarak kullanan İsrail’in, Gazze’ye yönelik saldrılarında onbinlerce masum insan hayatını kaybetti, Gazze haritadan silindi.”

“... İsrail’in ne zaman, nerede duracağını ya da kimlerin durdurabileceğini bilen yok. Çünkü Ortadoğu’da İsrail merkezli yaşanmakta olan bu gelişmeler, yalnızca İsrail ile, İsrail’in “kutlu hedefine yürüyüşü”yle sınırlı değil; perde arkasında, gelişmeleri yönlendiren mezhep çatışmaları gibi, Çin’in Avrupa ile elele vererek hayata geçirmeye çalıştığı Kuşak ve Yol Projesi gibi, küresel liderlik mücadelesi gibi çok başka dinamikler var.

Ortadoğu’da İsrail merkezli yaşanmakta olan gelişmeleri, Doğu Avrupa’da Ukrayna merkezli yaşanmakta olan gelişmelerden bağımsız düşünemeyiz.”

“İBRAHİM ANLAŞMASI”

“... İsrail, açıktan ABD’nin, gizliden Rusya’nın da desteğini yanına alarak, aslında soykırıma yönelik birer katliam olan operasyonlarını “kutlu hedefe yürüyüş” olarak maskeliyor. Böylece, operasyonlarına ruhani bir boyut da kazandırdığından, başta ABD’li Evanjelikler olmak üzere, bazı güçlerin de örtülü desteğini sağlamış oluyor.

Bunun yanı sıra İsrail, Trump döneminde Birleşik Arap Emirlikleri’yle (BAE) imzaladığı “Yüzyılın Anlaşması” olarak nitelenen “İbrahim Anlaşması” kapsamında, Irak’tan Lübnan’a uzanan bir Şii Kuşağı oluşturma peşinde olan İran’ı ortak düşman olarak gören bazı Arap ülkelerinin de sessiz kalmalarını sağlamış oluyor. İbrahim Anlaşması bölgedeki Sünni Arap ülkeleri tarafından da onaylanmış olduğundan, İsrail’in saldırılarına karşı çıkabilecek güçlü bir cephe oluşturulamıyor.”

“KUTLU YÜRÜYÜŞ” MASKESİ

“İsrail’in saldırılarının Suriye’ye yönelik olarak artacağı, Nil’den Fırat’a uzanan ‘Vaad edilmiş topraklar’ konusunun daha net olarak gündeme gelebileceği değerlendiriliyor. Eğer İsrail, ‘Vaad edilmiş topraklar’a yönellik bir ‘kutlu yürüyüş’ hevesine kapılmışsa, bu yürüyüş Suriye coğrafyasının hareketlenmesine neden olacaktır. Bu hareketlenme de, doğal olarak, Türkiye’nin başını ağrıtacak gelişmeler yaşanmasına neden olabilir. En önemlisi, Suriye’de yaşanacak geniş çaplı bir hareketlenmenin İdlib’te yoğunlaşmış basıncın Türkiye’ye yönelmesine ya da yönlendirilmesine neden olabilir.

Türkiye-Suriye sınırı 911 km. Bu kadar uzun bir sınırı kontrol etmek kolay değildir. Sınırın hemen güneyinde konuşlanmış olan ABD tarafından eğitilip donatılmış olan PKK uzantısı YPG/PYD’yi, Türkiye’yi rahatsız edici davranışlar sergilemesi yönünde cesaretlendirebilir. Bunun devamında, Suriye coğrafyasında, Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuşatacak bir yapılanmayı yeniden gündeme getirebilir. ABD silahlı kuvvetleri dergisinde yayınlanan BOP’a ilişkin haritayı ve Papa’nın Kuzey Irak’ı ziyareti anısına bastırılan pullardaki haritayı hatırlatmak isteriz.”

ABD’NİN AB’Yİ PARÇALAMA GİRİŞİMLERİ

“Doğu Avrupa’da Ukrayna, Ortadoğu’da İsrail merkezli yaşanmakta olan hareketlenmelerin Hamas ve Hizbullah’tan çok, Çin’i, Çin’in en büyük pazarı Avrupa Birliği (AB) ülkelerini ve Brexit operasyonuyla AB’den kopardığı İngiltere’yi hedef aldığını pekçok yazımızda dile getirmiştik.

O nedenle, İsrail’e karşı bir direniş sergileyen Sünni Hamas’ın ve özellikle de Şii Hizbullah’ın yalnızca İran tarafından değil, Ortadoğu’yu hala arka bahçeleri olarak görmekte olan Avrupa’nın istihbarat örgütleri tarafından da desteklenmekte olduğunu unutmamamız gerekir.

İSRAİL’İN “KUTLU YÜRÜYÜŞÜ” NEREDE DURACAK?

ABD ise, Avrupa’nın Ortadoğu’nun enerji kaynaklarıyla buluşmalarına, Çin’in Avrupa ülkeleri ve destekçileriyle elele vererek yeni bir küresel ekonomik düzen kurmalarına asla razı olmuyor. İsrail’in Gazze’yi haritadan silmesi, Lübnan’a yürümesi, Avrupa ülkelerinin el altından İran’a, Hamas ve Hizbullah’a destek vermeleri küresel aktörler arasında yaşanmakta olan küresel liderlik mücadelesinin bölgemize yansımalarıdır.

Günümüzde, “İsrail’in Hamas ve Hizbullah’ı bitirme operasyonları” olarak algılanan gelişmeler, aslında, ABD’nin desteğini arkasına alan İsrail’in “kutlu hedeflerine yürüme” operasyonlarıdır. İsrail’in bu “kutlu yürüyüşü”nün hedefleri Lübnan ve Golan Tepeleri’yle sınırlı değildir. Bu yürüyüşün asıl hedefi, Musevi kökenli ABD’li ideologlar tarafından kurgulanan ve amaçları dönemin ABD Dışişleri Bakanı G. Rice tarafından, “Bölgedeki 22 ülkenin sınırları değişecek” şeklinde açıklanan Büyük Ortadoğu Projesi’ni hayata geçirebilmektir.”

ABD GELİŞMELERDEN MEMNUN OLMALI Kİ…

“ABD’nin 2022’ün Şubat’ında Ukrayna’yı işgal etmesine ve Aksa Tufanı 7 Ekim 2023 sonrasında İsrail’in Gazze’yi haritadan silmesine göz yuman ABD’nin, tarihin akışına yön veren bu gelişmeler karşısında benimsediği “kuzuların sessizliği” rolünü daha ne kadar devam ettireceği merak ediliyor.

Anlaşılan o ki, ABD’nin Doğu Avrupa’daki ve Ortadoğu’daki gelişmeler ve özellikle Gazze katliamı karşısındaki sessizliği, hem ABD’li Evanjelikleri hem de ABD derin devletini memnun ettiğinden, bu sessizlik, Çin ile Kuşak ve Yol Projesi’nin destekçileri pes edinceye ve Yahudi kökenli ABD’li ideologların kurguladıkları Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) hayata geçirilinceye kadar sürecektir.

İsrail’e yardım ettikleri oranda sevap kazanacaklarına inanan ABD’li Evanjeliklerle, sırtındaki 30 trilyon dolarlık borçtan dolayı küresel liderliğini sürdürmek zorunda olan ABD derin devleti, Ukrayna’da ve İsrail merkezli olarak Ortadoğu’da yaşanmakta olan gelişmelerden rahatsız değiller.

Geleceğe yönelik hesaplarımızı, yaşamakta olduğumuz bu küresel gerçekler çerçevesinde yapmak durumundayız.”

“İsrail Nerede Duracak?” tarihli yazımızın tarihi 18 Aralık 2024.. Günümüzde yaşanan bölgesel ve küresel gelişmeler, “yeni bir dünya” kurma mücadelesinin aynı heyecanla sürdürüldüğünü göstermiyor mu?