Bir sabah içimde doğdu ince bir ışık,
Kırık düşlerimden ördüm yeni bir bakış.
Sustu sandığım her şey konuştu derinden,
Anladım: kayıp değilmiş hiçbir arayış.
Yürüdükçe çoğalır insanın iç sesi,
Kaldı ki, her yara barındırır kendince bir barış.

Rüzgârla savrulan yaprak misaliyim bazen,
Köklerim toprağa, yüzüm sonsuz göğe döner.
Ne geçmiş bütünüyle terk eder izimi,
Ne de gelecek tek başına umut örer.
Zaman bir nehirse, ben içindeki yolcu,
Durmadan akarken içimde yol sürer.

Bir aynada gördüm kendimi çıplak ve net!
Ne eksik fazlaydım, ne de büsbütün tamam!
Kusurlarım bile bir hikâye anlatır,
Her çizgi bir ders, her susuş ayrı kelam.
İnsan dediğin biraz karanlık, biraz gün,
Ve en çok da kendine vardığında selam.

Şimdi biliyorum: her son yeni bir kapı!
Kapanan her perde ardında sahne taşır,
Korkular büyürse, yüzleşmek gerekirmiş.
Kaçtıkça insan kendi gölgesine karışır,
Cesaret dediğin bir adım atmaktır da,
O adım bazen bir ömre yaraşır.

Etem Sevik