Futbol, yalnızca 22 oyuncunun bir topun peşinden koştuğu değil, saha dışında da herkes için geçerli kuralların da olduğu bir oyun. Ve futbolun iskeleti, kulüplerin kurallara gösterdiği saygıyla ayakta durur.
Manchester City’nin yıllardır devam eden finansal soruşturmasında 115 suçlamanın 114’ünden sorumlu bulunduğuna ilişkin haberler İngiliz futbolunun gündemine bomba gibi düştü. Kararın henüz resmi olarak yayımlanmadığı ve kulübün itiraz etmeye hazırlandığı da unutulmamalı.
İddialar; finansal bilgilerden oyuncu ve teknik adam ödemelerine, UEFA kurallarından sürdürülebilirlik hükümlerine ve soruşturmaya iş birliğine kadar uzanıyor.
İşte asıl mesele de burada başlıyor zaten.
Futbolda, “Ben büyüğüm, bana bir şey olmaz” anlayışı yerleşirse, kuralların anlamı kalmaz. Bir kulüp ne kadar büyük, ne kadar zengin ve de ne kadar başarılı olursa olsun, aynı yarışın içindeki diğer kulüplerle aynı kurallara tabi olmak zorundadır. Çünkü aksi halde rekabetin hangi şartlarda yapıldığı da tartışmalı hale gelir.
Manchester City son yıllarda İngiliz futbolunun zirvesine yerleşti. Kupalar kazandı, rekorlar kırdı, yıldız oyuncular transfer etti. Bütün bunlar, City’nin sportif başarı hanesine yazılır. Çünkü ekonomik kurallar, başarının önüne geçmek için değil, başarıya giden yolun adil kalmasını sağlamak için vardır.
Şimdi gözler verilecek cezaya çevrilmiş durumda. Para cezası, puan silme ve en uç ihtimal olarak ligden ihraç gibi seçeneklerin konuşulması bile dosyanın ne denli ağır olduğunu gösteriyor.
Çünkü verilecek karar, yalnızca bugünü değil, gelecekte benzer dosyalarda çizilecek sınırı da etkileyecek. Nihai cezanın belli olmadığını ve City’nin itiraz hakkının bulunduğunu özellikle akılda tutmak gerekiyor. Dolayısıyla bugün yapılması gereken, hüküm vermekten çok, sürecin sonucunu ve uygulanacak yaptırımları takip etmek.
Çünkü verilecek karar yalnızca Manchester City’nin geleceğini değil, futbolun beşiği İngiltere’de, Premier Lig’de kuralların gerçekten herkes için aynı olup olmadığının da göstergesi olacak.
Benim asıl dikkat çekmek istediğim ise daha geniş tabanlı bir mesele…
Futbolda olduğu gibi hayatın her alanında kural tanımazlığı bir yöntem haline getirirseniz, bir gün o kuralların karşınıza fatura olarak çıkması kaçınılmazdır. Para, güç, şöhret ve başarı; kurallara uymamanın mazereti olamaz. Tam tersine, büyüdükçe sorumluluk da büyür.
Manchester City dosyası bu nedenle sadece bir kulübün mali dosyası olarak değerlendirilmemeli. Aynı zamanda futbolun vicdanına tutulmuş bir ayna olarak görülmeli.
Ve o aynada kim görünürse görünsün, futbolun temel kuralı değişmez:
Kural varsa, herkes için vardır. Büyük kulüpler için başka, küçükler için başka kural olmaz. Olmamalı da…
Hoşçakalın.