Osmanlı Devleti'nin resmi ve geleneksel kabul gören kuruluş yıl dönümü 27 Ocak tarihidir.
Devletin yaygın kabule göre 27 Ocak 1299 yılında kurulduğu varsayılmaktadır.
Bu doğrultuda, içinde bulunduğumuz 2026 yılı itibarıyla Osmanlı Devleti'nin kuruluşunun 727. yıl dönümüdür.
Her yıl Türkiye’de Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıl dönümü Devlet törenleri ile kutlanıyor…
Bu kutlamalar heyecan verici, sevindirici kutlamalar...
İzmir gibi bazı yörelerde bazı kimselerin bu kutlamalara karşı çıktığına şahit olduk...
Nedenini araştırdığımız zaman 2015 yılında akrabalarının Tahcir sebebiyle yurt dışına sürgün edildiğini söylüyorlar.
Osmanlı İmparatorluğu'nda Tehcir (Sevk ve İskân) Kanunu, 27 Mayıs 1915 tarihinde I. Dünya Savaşı şartlarında, ordu birliklerine karşı haince faaliyetlerde bulunan, isyan çıkaran ve düşman devletlerle (özellikle Rusya ile) iş birliği yapan Ermeni unsurların savaş bölgelerinden güvenli yerlere nakledilmesi amacıyla çıkarılmıştır.
Osmanlı Hükûmeti'nin bu kararı almasındaki temel sebepler şunlardır:
• Askeri Güvenlik: Doğu cephesinde Rus ordusuna karşı savaşan Osmanlı ordusunun ikmal ve geri çekilme yollarının kesilmesi.
• İç Ayaklanmalar: Bazı Ermeni komitelerinin ve silahlı çetelerin Van, Zeytun ve Muş gibi bölgelerde ayaklanma çıkararak Türk köylerine saldırması ve can/mal güvenliğini tehdit etmesi.
• Casusluk ve Sabotaj: Telgraf hatlarının kesilmesi, ordunun lojistik destek hatlarının sabotaja uğraması ve içeride orduyla karşı karşıya gelecek bir cephe oluşturulması.
• Devletin Bekası: Savaş zamanı gibi olağanüstü bir dönemde, iç egemenliği ve ülkenin bütünlüğünü korumak adına meşru bir güvenlik tedbiri olarak görülmesi
Tehcir nedeni ile kimsenin Osmanlı Devletini kötülemeye hakkı yoktur ve haddide değildir.
Bazı kişiler hala Osmanlı Devleti’ni kabul etmediklerini bu dönemin karanlık dönemi olduğunu söylüyorlar...
Bir sanatçı da utanmadan Osmanlı olmayı içine sindiremediğini de söylemişti.
Emekli bir Yargıtay başkanı Kayseri Şehir Tiyatrosu’nda verdiği bir konferansta sıkılmadan:
“Biz Osmanlı karanlığından geldik. Osmanlı'nın 700’ üncü yılı yoktur. 700 yıl önce kurulmuş Selçuklular gibi, Sümerler gibi, Etiler gibi bir Türk Devleti vardır.” demişti.
Bir gazete de İstanbul’un fethini başka bir ülkeyi işgal eden saldırgan bir millet gibi Osmanlıları kötülemişti. “Biz Osmanlı değiliz” demişti.
Osmanlı İmparatorluğunu küçümsemek ya da yok saymak hiç kimsenin hakkı da değildir haddide değildir.
Osmanlı İmparatorluğu, 1299 yılında Osman Gazi tarafından kurulan ve 1922 yılına kadar varlığını sürdüren, dünya tarihinin en uzun ömürlü ve en geniş sınırlara ulaşmış imparatorluklarından biridir.
Üç kıtaya (Asya, Avrupa ve Afrika) yayılan devlet, yüzyıllar boyunca Doğu ve Batı dünyası arasında bir köprü görevi görmüştür.
Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihi genel olarak şu ana dönemlere ayrılır:
1. Kuruluş Dönemi (1299–1453)
• Başlangıç: Söğüt ve Domaniç çevresinde küçük bir uç beyliği olarak kuruldu.
• Genişleme: Bizans İmparatorluğu'nun zayıflığından yararlanarak kısa sürede Marmara bölgesine ve Balkanlara yayıldı.
• Merkezler: Söğüt, İznik, Bursa ve Edirne sırasıyla başkent yapıldı.
2. Yükseliş Dönemi (1453–1579)
• İstanbul'un Fethi (1453): Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğuna son verdi ve Osmanlı'yı bir imparatorluk haline getirdi.
• Zirve Noktası: Kanuni Sultan Süleyman döneminde imparatorluk askeri, ekonomik ve kültürel açıdan altın çağını yaşadı. Sınırlar Orta Avrupa'dan Basra Körfezi'ne, Kuzey Afrika'dan Hicaz'a kadar genişledi.
• Halifelik: Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi ile halifelik Osmanlı hanedanına geçti.
3. Duraklama ve Gerileme Dönemleri (1579–1792)
• İç ve Dış Sorunlar: Merkezi otoritenin zayıflaması, yeniçeri isyanları ve Avrupa'daki bilimsel/teknolojik gelişmelerin takip edilememesi duraklamayı başlattı.
• Toprak Kayıpları: 1683 yılındaki II. Viyana Kuşatması'nın başarısızlıkla sonuçlanması ve ardından imzalanan Karlofça Antlaşması (1699), Osmanlı'nın Batı karşısında büyük çapta toprak kaybettiği ilk dönüm noktası oldu.
4. Dağılma Dönemi (1792–1922)
• Modernleşme Çabaları: Tanzimat (1839) ve Islahat (1856) fermanları ile I. ve II. Meşrutiyet dönemlerinde devleti kurtarmak için batılılaşma reformları yapıldı.
• Yıkılış: Milliyetçilik akımlarının etkisiyle Balkanlar ve Orta Doğu'daki topraklar kaybedildi. I. Dünya Savaşı'nda ittifak devletlerinin yanında yer alan Osmanlı İmparatorluğu, savaşın kaybedilmesiyle fiilen ve hukuken sona erdi.
• Miras: Küllerinden Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.
• 13. yüzyılın sonlarında tarih sahnesine çıkan Osmanlı Devleti, 600 yılı aşan hükümranlık süresi boyunca siyasi, askerî ve kültürel açıdan birçok değişim geçirmiştir.
Yaklaşık 13 yıl Milli Eğitim Müdürlüğü yaptım.
Milli Eğitim Müdürlüğü yaptığım dönemlerde bölgemizdeki okullarda Osmanlıların kuruluş yıldönümlerinde çok büyük etkinliklerle kutlamalar yapmıştık.
Osmanlıca yazılan kıymetli eserleri komisyonlar kurarak ilgiyle gözden geçirmiştik.
600 senenin üzerinde yeryüzünde bir Müslüman Türk Devleti olarak üç kıtaya hükmeden atalarımızın kahramanlıklarını heyecanlanarak yeniden inceleme imkânı bulmuştuk.
Osmanlı Devleti’ne karşı olan insanların varlığını da maalesef kaygı ve üzüntüyle izliyoruz.
Başta Ermeniler olmak üzere Türk Milleti’nin iç ve dış düşmanlarının çeşitli platformlarda milletimize iftiralarda bulunması sağ duyulu insanlarımızın gözünden kaçmamaktadır.
Osmanlı Devleti’ne düşman olanlar, bu düşmanlıklarını sadece Osmanlı düşmanlığı değil özde İslam’a olan düşmanlıklarını açıkça ortaya koyamadıkları için Osmanlı düşmanlığı altında yürütülen tarih ve din düşmanlığı sebebiyle yapmaktadırlar.
Bu kişiler İslam’ı bütün birimlerinde yaşatmağa çalışan Osmanlı’ya düşman olmakla, açıktan yapamadıkları İslam düşmanlığını gizlice yapmaktadırlar.
Osmanlı Devleti yüce bir devlettir.
600 sene 20 milyon kilometre karelik mekânda insanlığa hizmet eden bir devleti suçlamaya kalkmak insafsızlıktır.
Yaptığımız araştırma sonucunda bazı tarihçiler Osman Gazi'nin beyliğin başına geçmesiyle Osmanlıların kurulduğunu söylemişlerdir.
Bazı tarihçiler 1299-7300 tarihlerinin Osmanlıların kuruluşunun başlangıç tarihi olduğunu belirtmişlerdir.
Üçüncü Alaaddin Keykubat’ın Osman Gazi’ye gönderdiği tuğ, alem ve davul da İstiklal işareti sayılmıştır.
Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihini Sultan Abdülhamid Han tespit ettirmiştir.
Osmanlı Maarif Nezareti de 28 Kanun-i Sani 329 tarihli tezkire ile Tarih-i Osmani Encümeni Başkanlığına havale etmiş, encümen de Osmanlının kuruluş tarihini tespit ettirmiştir.
Fernand Grenard; Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili olarak: “Bu yeni İmparatorluğun kuruluşu, insanlık tarihinin en büyük ve en şaşılacak vakalarından biridir” demiştir.
Piste; “Yeryüzündeki en ilahi disiplin, Türk askerlerindedir.” diyerek Osmanlılara hayranlığını belirtir.
Osmanlı Devleti’ni benimsemeyen insanlarımız özde yüce Türk Milleti’nin varlığından rahatsızlık duymaktadırlar.
Bazı gazetelerin ve medya kuruluşlarının da İstanbul’un Fethini kötüler mahiyette yayın yapmasını da ibretle izliyoruz.
Yüce Türk Milleti’nin her ferdi bu görüşlerden ve yayınlardan ibret almalı ve kendi öz benliğine dönmelidir.
Hoşça kalınız.