ERMAN GİYDİREN'in röportajı için tıklayınız...

“KOAH; nefes alıp vermede zorluk, kalıcı nefes darlığı ve yaşam kalitesinde ciddi düşüşe yol açan, ancak erken teşhis ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir akciğer hastalığıdır” diyen ülkemizin en önemli akciğer cerrahisi uzmanlarından Şişli Memorial Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Çağatay Tezel, “Türkiye’de 40 yaş üstü her beş kişiden biri bu hastalıkla yaşıyor ve çoğu bunun farkında bile değil” diyerek önemli bir noktaya değiniyor. Prof. Dr. Çağatay Tezel. “KOAH, ani gelişen ve kendisini akut solunum yetmezliği ile gösteren bir hastalık değildir; aksine, yıllara yayılan bir sürecin sonucunda ortaya çıkar” diyor...

1-174

Hastalığın Seyri

Prof. Dr. Çağatay Tezel, hastalığın seyrini şu sözlerle anlatıyor: “Hastalarımız genellikle uzun süredir devam eden nefes darlığı şikâyetiyle bize başvurur. En sık dile getirdikleri his, ‘oksijenin kendilerine yetmediği’ hissidir. Bunun nedeni, maalesef tütün ve tütün ürünlerinin akciğerlerde yarattığı hasarlardır.Hava yolu içerisindeki inflamasyon, ödem, fibrozis, akciğer dokusudaki harabiyet nedeniyle hava yolu açıklığının korunamaması ve ekspiratuar yani itici gücün azalması hava akımı kısıtlanmasına katkıda bulunur. Bu maddeler aynı zamanda akciğerlerde havanın ulaştığı son odacıklar olan alveollerin etrafındaki damar yapısını tahrip eder. Normalde bu odacıklardan kana karışması gereken oksijen, damar ağının yok olması nedeniyle kana geçemez ve bu da hastalarda sürekli bir hava açlığına yol açar.”

Ayrıca Prof. Dr. Çağatay Tezel, bronşlarda görülen değişimlere de dikkat çekiyor: “Akciğerlerimizdeki bronşların iç yüzeyini döşeyen ve mukus, yani balgam üreten hücreler de bu zararlı etkilerden nasibini alır. Bu durum hücrelerin işlevini bozar ve KOAH hastalarında yoğun balgam üretimine yol açar.”

2-135

“KOAH tek tip bir hastalık değildir”

Prof. Dr. Çağatay Tezel, KOAH’ın her hastada farklı seyrettiğini vurgulayarak şunları söylüyor: “Herkeste bu hastalığın farklı derecelerde ve düzeylerde belirtileri olabilir. Bu nedenle hastalığın şiddetine göre birbirinden farklı işlevlere sahip nefes açıcı ilaçlara ihtiyaç duyulabilir.”

3-93

Bronkoskopik yöntemi “Balon Tedavisi”

Tedavide son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Prof. Dr. Çağatay Tezel, “Bu gelişmelerden biri de görsellerinde inceleyebileceğiniz, ‘balon tedavisi’ olarak bilinen yöntemdir. Bronkoskopik yöntemle yapılan bu hızlı, basit ve etkin tedavi, bronşlarda aşırı mukus üretimine neden olan hücrelerin kazınmasını sağlamanın yanında inflamasyonu, yani yangı sürecini azaltarak hastaların nefes darlığında belirgin bir düzelme sağlayabilir” diyor.

Tedavinin mutlaka kişiye özel planlanması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Çağatay Tezel, sözlerine şöyle devam ediyor: “Elbette her tıbbi müdahalede ‘hastalık yoktur, hasta vardır’ prensibini unutmamak gerekir. Aynı gibi görünen hastalıklar bile farklı kişilerde farklı şikâyetlere yol açabilir. Dolayısıyla tedavi yöntemleri ve stratejileri de bireysel olmalıdır.”

Alternatif destek yöntemlerine de değinen Prof. Dr. Çağatay Tezel, “Kök hücre ve eksozom tedavileri de hasarlı bölgelerde yenilenmeyi destekleyerek hastalığın seyrine olumlu katkıda bulunabiliyor” diye ekliyor.

Balon tedavisi bir saatlik bir müdahale olup, bronş tıkanıklığı açılarak ve açılan yerlere kalıcı bir çözüm bulmak mümkün diyen Prof. Dr. Çağatay Tezel bu süreçte KOAH ve akciğer kanserinin birlikte görülme ihtimalinin de normalden fazla olduğunu ve bu sayede tarama tetkikleri ile olası tümör hastalıklarında daha erken yakalanma ihtimalleri ile cerrahi tedavilerle kansersiz yaşamın mümkün olabileceğine gözler önüne sermekte.

Özellikle kış aylarının KOAH hastaları için daha zorlu geçtiğinin altını çizen Tezel, “KOAH hastaları yoğun bakımları doldurur. Balon Tedavisi uygulanan hastalar büyük bir oranda akut alevlenmelerden korunmuş olurlar. Şayet akciğerin geri kalan kısmında çok ciddi hasar yoksa bu hastalar gençleşiyor diyebiliriz” diyerek açıklamalarını tamamladı.

5-75