CANFER BALÇIK: “Kardeşlik Türküsü vatan ve kardeşlik kokuyor”
E. Kurmay Albayımız Canfer Balçık yüreği vatan sevgisiyle atan, çok duyarlı gerektiğinde elini taşın altına koyan hatta ülkemiz için canını, gözünü kırpmadan verebilen, çok yürekli, çok çalışkan çok duyarlı çok değerli bir dostumuz, kendisini başarılarından dolayı kutluyoruz. Vatana adanmış hayatı süresince deneyimlerinden, tecrübelerinden, yaşadıklarından oluşturduğu yazdığı kıymetli kitapları da var ve ruhu sanatla yoğrulan ve bunu paylaşarak bizleri de coşturan Sayın Canfer albayımız…
MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin isteği üzerine Ali Kınık, Terörsüz Türkiye gündemine ilişkin "Kardeşlik Türküsü"nü besteledi ve seslendirdi, kendisi de türkünün sözlerini yazdı. Buyurun daha yakından tanıyalım…

1972 yılında Kuleli Askeri Lisesi ile birlikte askeri eğitim hayatınız başlamış. Sizden dinlemek isteriz. Canfer Balçık kimdir? Hangi askeri eğitimleri almıştır?
Ben Trabzonlu bir köylü çocuğuyum. İlkokulu köyümde, ortaokulu da her gün 6-7 Km. yürüyerek Çaykara ilçe merkezinde okudum. Yöresel dilde ‘mezire’ dediğimiz yerde kaldığımız bahar aylarında ise bu mesafe 10 Km. yi bulurdu. 1972 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ne girdim. O zamanlar Kuleli Askeri Lisesi çok iyi eğitim veren bir okuldu. Askeri eğitimler genellikle yaz aylarında gittiğimiz Karamürsel Eğitim Merkezinde verilirdi. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın sevincini; tan ağarırken verilen alarm sonrası keplerimizi havaya fırlatarak bu kampta yaşamış; canlı yayın sisteminden dönemin Başbakanı rahmetli Bülent ECEVİT’in konuşmasını dinlemiştik. O nedenle rahmetli Ecevit’i sevmeyen devre arkadaşımız yok gibiydi. 1975 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nden mezun oldum. Bu yıl mezuniyetimizin 50. Yılını kutladık. Bu da 53 yıldır asker olduğumu hatırlatıyor. 1979 yılında Kara Harp Okulu Ekonomi Bölümünü bitirdim. Jandarma sınıfı ve Ekonomi bölümü birincisi olduğumdan ODTÜ’de yüksek lisansa başladım. Bitirince Kara Harp Okulu’nda öğretim üyesi olarak görev yapacaktım. 12 Eylül sonrası oluşan koşullar nedeniyle, kendi isteğimle, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesine atandım. Çeşitli illerde bölük komutanlığı görevleri yaptım. 1986 yılında Uludere sınır bölgesinde atandığım görev rahmetli Hiram ABAS ve Turgut ÖZAL ile tanışmama ve koordineli çalışmama vesile oldu. Diyebilirim ki o tarihten itibaren önceliğim hep ‘Terörle Mücadele’ oldu. Jandarma Okullar K. lığında öğretmenlik yaparken kurmaylık sınavını kazandım. Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’ni bitirdim.Kurmay subay olarak çeşitli görevlerde bulundum. İngiltere’de yabancı dil kursu gördüm. J. Gn. K.lığı karargâhındaki görevden sonra Tunceli’de, Karadeniz’de (Giresun ) , Şırnak’ta kurmay başkanlığı görevini yaptım. Görevim esnasında, ağırlıklı olarak terörle mücadele ve halkla İlişkiler olmak üzere, çok sayıda kitapçık, kitap, değerlendirme yazdım. Güvenlik Korucuları sisteminin yaygınlaştırılması ve bölge halkının kazanılması hayatımın en öncelikli konularından olmuştur. 2000 yılında kendi isteğimle emekli oldum. Gerçek anlamda ise daha ilginç ve hareketli bir yaşam içerisine girdim. Araştırmaya, gezip görmeye ve yazmaya devam ettim. Türk ve Türk’e yakın Müslüman diyarların havasını kokladım. Savaş öncesi Başkent Üniversitesi Ukrayna ve Civar Ülkeleri koordinatörlüğü görevini yürütüyordum. Şimdi de odak noktalarımdan birisi UKRAYNA. Sürekli okumaya, düşünmeye, araştırmaya ve yazmaya ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Daha iki yıl önce Adalet Yüksek Okulundan mezun oldum. Allah sağlık ve ömür verirse yine okumaya devam edeceğim.

Asker olmak hayaliniz miydi? Nasıl karar verdiniz?
Asker olmak hayalim değildi. Bir askeri okulun varlığından bile haberim yoktu. Ancak; ortaokul ikinci sınıftayken babamı kaybetmiştim. Çok değerli Tarih ve Coğrafya öğretmenim rahmetli Metin DOĞU sayesinde Kuleli’nin adını öğrenmiştim. O da babasız büyümüş, Kuleli’ye girmek istemiş, ancak o süreçte ağabeyini kaybetmiş, maddi imkânsızlıklar da eklenince sınava gidememiş. Bana; ‘Senden çok iyi asker olur, ben gidemedim ama sen gidebilirsin ‘ demişti. Ağabeyim Zeki BALÇIK, yeni mezun bir öğretmendi. Sekiz kişilik aileyi o sırtlamıştı. Büyük desteğini gördüm, halen de varlığı bana büyük güç veriyor. Okulun sınavlarını kazandıktan sonra, büyük hayaller kurmaya başlamıştım. Halen de, özellikle ülkem ve büyük milletim için hayaller kurmaya devam ediyorum.

Kurmay Albay rütbesiyle emekliye ayrılmış bir askersiniz. Ama aynı zamanda birbirinden duygu yüklü şiirlerde imzanız var. Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği ve marş formunda yazdığınız çok sayıda güfteniz bulunmakta… Birçok insanın aklında olan “Askerler ciddi ve duygusuz olur” fikri yanlış diyebilir miyiz?
Gerçek askerler; duygularıyla mantığı arasında denge kurabilen, empati yapmayı bilenlerdir. Askerlerin büyük çoğunluğu düşük gelirli aile çocuğudur. Genellikle kalabalık ortamlarda, üretken bir sistem içerisinde çocukluklarını yaşamışlardır. Kuleli Askeri Lisesi’ne ilk gittiğim gün büyük bir hasret çökmüştü yüreğime. İstanbul’a gelmek için ayrılırken annemle tarlada vedalaşmıştım. Ve ilk şiirimi, küçük not defterime o zaman yazmıştım. O sırada 13 yaşına yeni girmiştim. İlkokula beş yaşında girmenin verdiği bir avantajdı belki de…
Bugün günlerden Pazar
Annem tarlada kazar
Sanma İstanbul bozar
Canfer aynı Canfer’dir
Askerler, aslında çok duygusaldır. Ama acılarını, sevinçlerini pek paylaşmak istemezler. Şiirlerini, umutlarını, kaygılarını ve korkularını bir köşede saklayan çok sayıda asker olduğunu düşünüyor, çoğu kez de gözlemliyorum.

Peki, şiire olan ilginiz nasıl başladı? Yazmaya nasıl başladınız?
Gençlik yıllarımda daha çok nesir türü şeyler yazardım. Amatörce yazdığım bazı duygu içerikli şiirlerim vardı. Ülkemizde ve dünyadaki olağanüstü ve çoğu kez de tehlikeli gelişmeler; daha çok yazmama ve şiirsel olarak da dillendirmeme neden oldu. 2006 yılında, Rahmetli Rauf. R. DENKTAŞ için yazdığım ‘Dimdik Ölmek İsterim ‘ isimli şiirim; şair olabilme yolundaki en önemli dayanaklarımdandır. Vatan ve aşk şiirleri çoğunlukta olmak üzere; hemen hemen her konuda yazdığım, 2500 civarında şiirim bulunmaktadır.
Ayrıca kitaplarınız da var. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun Etüdü (1995), Sen Ölmedikçe Vatan Bölünmez(şiir ve deneme, 2014), Zamanı Durdurmak Geçer İçimden (şiir ve deneme, 2014), Köklerden Dallara Türk Milleti (2015). Yakın zamanda yeni bir kitap çalışmanız var mı?
Sivil yaşamdaki ilk kitabım; sözde Ergenekon davasında el konulan ‘Sen Ölmedikçe Vatan Bölünmez’ isimli kitabımdır. Bu kitabın gördüğü beğeni, beni vatan kokan yeni eserler yazmaya teşvik etmiştir. ‘Büyüyünce Babam Olacağım’ isimli kitabımdan sonra; şu anda baskıya hazırlanan ‘Oynarken Gülemeyen Çocuklar/ Rusya-UKRAYNA Savaşı’na İnsani Bakış’ isimli kitabımı yazdım. İnşallah çok yakında çıkacak. Bir masal kitabı ile ‘Perjin İle Bahtiyar ‘ isimli romanı yazmaya devam ediyorum. ‘Ölüm Umudun Bittiği Yerdedir’ isimli kitabımın içeriği belli; sanırım önümüzdeki bahara kadar da onu tamamlamayı planlıyorum.

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin isteği üzerine Ali Kınık, Terörsüz Türkiye gündemine ilişkin "Kardeşlik Türküsü"nü besteledi ve seslendirdi. Türkünün sözlerini ise siz yazdınız. Bu süreçten bahseder misiniz?
MHP GN. BŞK. Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ; gerçekten adıyla özdeş, milli bir duruş sergileyen, büyük bir liderdir. Bazı çevreler; bilgi noksanlığı veya başka bir nedenle zaman zaman onu anlamakta zorlansa da; ben ‘Ne zaman, ne maksatla, nerede, ne demek istediğini çok iyi anlayabildiğimi’ düşünüyorum. ‘Vatanın bütünlüğü ve milletin dirliği’ her zaman önceliği olmuştur. Uzun yıllar boyunca büyük acılar yaşadık. Terör belasını, bir daha yaşanmamak üzere tarihe gömmek gerekiyor. Sayın Bahçeli’nin ‘devleti ve milleti önceleyen bu yaklaşımı’ asil milletimiz için büyük bir umut kaynağı olmuştur. Bu umudu dizelere taşıyabildiğim için çok büyük bir onur duyuyorum. Yaşanmışlıklar, yürekten dileyişlerden kaynaklı şiirler; daha anlam yüklü ve kalıcı olabiliyor. Yüreğimden taşan binlerce şiirimden en sevdiklerim vatan kokanlardır. Bu şiir de vatan ve kardeşlik kokuyor. Doğaldır ki; o kokuyu, o duyguyu şarkıdan alabilmek de çok önemli. Sanatçımız onu çok güzel yapmış, adeta yüreğiyle dokumuş. Ali Kınık, milli şuuru diri tutan, asil duyguları kamçılayan çok sayıda muhteşem eserin sahibi bir sanatçıdır. Onun besteyi yapması ve seslendirmesi de benim için ayrı bir gurur vesilesidir.
Bu güzel sohbet için teşekkür ederiz. Son olarak neler söylemek istersiniz?
Biz; Büyük Atatürk’ün tanımladığı anlamda çok köklü, soylu, sağlam ve bengi bir milletiz. Birlik ve beraberliğimizi koruduğumuz ve her fırsatta umudumuzu sırtlayarak yola koyulduğumuz müddetçe hiç bir güç bizi yıkamaz. Yeni yüzyılların efendisi biz olacağız. Her söyleşimin sonunda söylediğim biz dörtlükle bitirmek istiyorum:
Umudunu yitirme, umut kuvvettir
Umudunla bu yükü taşıyacaksın
Açıdan, hüzünden, kederden değil
‘Başarından’ başı dik ağlayacaksın