YAĞMUR TANYILDIZ'ın röportajı için tıklayınız...

Saç, hem kişisel bakımın hem de stilin en önemli parçalarından biridir. Kuaförler, yalnızca saç kesimi yapmakla kalmaz, aynı zamanda müşterilerinin kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olur ve bazen onların imajını baştan yaratırlar. Türkiye’de kuaförlük mesleği hızla gelişiyor ve daha fazla kişi, saç tasarımı ve bakımında profesyonel yardım almayı tercih ediyor. Bu bağlamda, sektörün deneyimli isimlerinden, ÇAĞATAY BAĞSÜRER ile bir araya geldik ve kuaförlük mesleği, saç bakımı, trendler ve sektördeki yenilikler üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

1-175

Çağatay Bağsürer’i sadece mesleki kimliğiyle değil, aynı zamanda işine kattığı vizyonla da tanımak isteriz. Kendinizi ve sizi mesleğinizde farklı kılan yaklaşımınızı nasıl ifade edersiniz?

Mesleki kimliğimi, yalnızca icra ettiğim görevlerle değil; ona kattığım vizyon, disiplin ve bakış açısıyla tanımlarım. Mesleğimde beni farklı kılan yaklaşım, estetik anlayışımı insanın doğal güzelliğini ön plana çıkaracak şekilde yorumlamamdır. Her çalışmamda önceliğim; kişinin karakterini, yaşam tarzını ve ruhunu yansıtan bir dokunuş katmaktır. Benim için güzellik yalnızca dış görünüşten ibaret değil; aynı zamanda özgüven, zarafet ve bütünlükle ilgilidir. Bu nedenle, yaptığım her işte teknik mükemmeliyetin yanı sıra samimiyet, sadelik ve özgünlüğü de ön planda tutarım. Beni farklı kılan şey; standartları takip etmekten ziyade, kendi çizgimi oluşturup onu her detayda hissettirmemdir.

Mesleğinizi seçme sürecinizde kimler veya neler size ilham verdi?

Mesleğimi seçme sürecimde en büyük ilham kaynağım babam oldu. Onun mesleğine duyduğu tutkuyu, işine gösterdiği disiplini ve her müşterisine kattığı değeri küçük yaşlardan itibaren gözlemleme fırsatım oldu. Babamın sadece saç tasarlamakla kalmayıp, insanlara kendilerini özel hissettirme biçimi beni derinden etkiledi. Ancak zamanla kendi vizyonumu inşa ederken, ilhamımı daha çok sanatın yaratıcılığından, modanın sürekli değişen dinamizminden ve estetiğin dönüştürücü gücünden almaya başladım. Saç tasarımında renk teorisi, yüz hatlarına uygun form analizi ve trendlerin global perspektifte yorumlanması benim için ilhamın profesyonel karşılıkları oldu. Bugün bu unsurları bir araya getirerek kuaförlüğü yalnızca teknik bir beceri değil, kişiye özel bir sanat ve ifade biçimi olarak görüyorum.

Adsız-65

Çağatay Bağsürer müşterisi salonda nasıl ağırlanır?

Bizim için her müşteri özeldir. Salona adım attıkları andan itibaren kendilerini değerli hissetmeleri için özen gösteriyoruz. Öncelikle onları dinliyor, ihtiyaçlarını anlıyor ve en uygun çözümü birlikte belirliyoruz. Konforlu bir ortam, güler yüzlü bir ekip ve kişiye özel hizmet anlayışıyla müşterilerimizin sadece saçlarını değil, ruhlarını da yenilemeyi amaçlıyoruz.

Kuaförlük sadece bir iş değil, aynı zamanda bir sanat dalı mıdır?

Kesinlikle öyle. Çünkü saç sadece bir saç teli değil; kişinin ruhunu, tarzını, hatta dönemini yansıtan bir ifade biçimi. Renklerle, kesimlerle ve dokularla adeta bir tabloya ruh katıyoruz. Her müşteri bizim için yeni bir tuval gibi ve ortaya çıkan sonuç da sanatın ta kendisi oluyor.

Başarılı bir kuaför olmanın teknik bilginin ötesinde hangi özelliklere bağlı olduğunu düşünüyorsunuz?

Başarılı bir kuaför olmanın yalnızca teknik bilgiyle sınırlı olmadığını düşünüyorum. Elbette güçlü bir teknik donanım mesleğin temelini oluşturur; ancak gerçek başarı, insanı anlama becerisi, empati ve estetik vizyonla bütünleştiğinde ortaya çıkar. Her misafirin farklı bir hikâyesi, tarzı ve ihtiyacı vardır. Bu nedenle, dinlemek, doğru analiz etmek ve kişiye özel çözümler sunmak en az teknik ustalık kadar önemlidir. Ayrıca sabır, disiplin, yaratıcılık ve sürekli öğrenmeye açık olmak da bu meslekte kalıcı başarının vazgeçilmez unsurlarıdır.

Sanat, moda ve kuaförlük sizce nasıl kesişiyor?

Sanat, moda ve kuaförlük aslında aynı yaratıcı zeminde buluşuyor. Sanat; ilhamı, estetik duyarlılığı ve özgünlüğü temsil eder. Moda; dönemin ruhunu, trendlerini ve toplumsal değişimleri yansıtır. Kuaförlük ise bu iki dünyayı insana dokunan bir formda hayata geçirir. Ben kuaförlüğü yalnızca teknik bir meslek değil, aynı zamanda bir sanat dalı ve modanın tamamlayıcı unsuru olarak görüyorum. Çünkü saç; hem bir ifade biçimi hem de kişiliğin dışa yansıyan en güçlü parçalarından biridir. Dolayısıyla kuaförlük, sanatsal yaratıcılığı moda dünyasının dinamizmiyle harmanlayarak kişiye özel bir estetik ortaya çıkarma sanatıdır.

Önümüzdeki sezonun saç trendlerini nasıl görüyorsunuz? Globalde öne çıkan neler var?

Önümüzdeki sezonun saç trendlerinde doğallık ve zahmetsiz şıklık ön planda olacak. Globalde özellikle ‘natural texture’ yani saçın kendi formunu koruyan, dalgaların ve buklelerin özgürce bırakıldığı stiller öne çıkıyor. Yumuşak katlar, doğal hacimler ve ışıltılı, güneşten açılmış gibi duran renk geçişleri trendi destekliyor. Bunun yanında ‘wet look’ etkisi, güçlü ayrımlar ve minimal topuzlar da podyumlarda sıkça karşımıza çıkıyor. Renk tarafında ise sıcak tonlar, balyajın daha doğal yorumları ve bakırın farklı tonları öne çıkıyor. Genel olarak bakıldığında, önümüzdeki sezon saçlarda hem zamansız şıklığı hem de kişisel tarzı öne çıkaran özgün, doğal ve sofistike bir yaklaşım göreceğiz.

Sürdürülebilirlik ve doğallık güzellik sektöründe giderek önem kazanıyor. Bu değişime siz nasıl yaklaşıyorsunuz?

Güzellik sektöründe sürdürülebilirlik ve doğallık artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Ben de bu değişime yalnızca trend olarak değil, sorumluluk bilinciyle yaklaşıyorum. Kullandığımız ürünlerden salon uygulamalarına kadar her aşamada doğaya ve insana saygılı bir yaklaşımı benimsiyoruz. Tek kullanımlık malzemeler, geri dönüştürülebilir içerikler, doğal formüller ve çevre dostu süreçler bu anlayışın bir parçası. Çünkü gerçek güzelliğin yalnızca kişiye değil, doğaya da iyi gelmesi gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle, sürdürülebilirliği işimizin merkezine koyarak hem bugünün hem de geleceğin güzellik anlayışına katkıda bulunmayı önemsiyorum.

Saç bakımıyla ilgili yanlış bilinen şeyler neler?

En sık karşılaştığımız yanlışlardan biri, saç bakımında yalnızca pahalı ürünlerin yeterli olacağı düşüncesi. Oysa düzenli bakım, doğru şampuan seçimi ve saçın ihtiyacına uygun işlemler çok daha önemlidir. Bir diğer hata ise saçın sürekli yıkanmasının temizliği artıracağına inanılması. Aksine, saçın doğal yağ dengesini bozmak uzun vadede yıpranmasına neden olur.

Lüksü sever misiniz?

Benim için lüks; sadece maddi değer değil, aynı zamanda kalite ve detaylara verilen önemdir. Evet, lüksü seviyorum çünkü lüks; konforu, estetiği ve kusursuzluğu ifade ediyor. Saç tasarımında da lüks, müşteriye en iyi ürünü, en doğru tekniği ve en özel ilgiyi sunabilmek demektir.

Ü S T-2

Çağatay Bağsürer markasını nasıl tarif edersiniz?

Çağatay Bağsürer imzasıyla kuaförlük, yalnızca saç tasarımı yapmak değil; estetik anlayışı, sanatı ve kusursuz bir hizmet kültürünü bir araya getirmektir. Bu imza; teknik mükemmeliyet, global trendleri yakalama becerisi ve kişiye özel dokunuşla bütünleşir. Çağatay Bağsürer için kuaförlük, modayı ve sanatı insanın kimliğiyle buluşturan güçlü bir ifade biçimidir. Her müşteri, yalnızca bir hizmet değil, aynı zamanda zarafet, özgünlük ve çağdaş vizyonla şekillenen özel bir deneyim yaşar. Bu nedenle Çağatay Bağsürer imzası, kuaförlüğü bir meslekten öte; bir sanat ve yaşam kültürü olarak tanımlar.

Çağatay Bağsürer markasını üç sözcükle nasıl özetlersiniz?

Çağatay Bağsürer markasını üç sözcükle özetlemem gerekirse; özgünlük, zarafet ve mükemmeliyet derim. Çünkü markamızın temelinde her bireye özel tasarlanan özgün dokunuşlar, estetiği ön plana çıkaran zarif bir anlayış ve her detayda titizlikle işlenen mükemmeliyetçilik vardır. Bu üç değer, markamızın kimliğini ve vizyonunu en net şekilde ifade ediyor.

Bir kuaför olarak Avrupa’daki izlenimleriniz nasıl oldu?

Avrupa’daki izlenimlerim, kuaförlüğün yalnızca bir hizmet değil; disiplin, sanat ve moda ile iç içe geçmiş güçlü bir endüstri olarak görüldüğünü gösterdi. Yüksek eğitim standartları, müşteri deneyimine verilen önem ve sürdürülebilir yaklaşımlar, mesleğe küresel bir perspektiften bakmanın değerini bir kez daha ortaya koydu.

Salonunuzda tercih ettiğiniz ürünleri neye göre seçiyorsunuz ve bu seçimlerinizde hangi markalar ön planda?

Salonumuzda ürün seçiminde en temel kriterimiz; doğallık, sürdürülebilirlik ve yüksek performanstır. Bu nedenle yalnızca Aveda markasını tercih ediyoruz. Bitkisel içerikli, çevre dostu formülleriyle Aveda, hem saç sağlığını koruyor hem de doğaya duyarlı bir yaklaşım sunuyor. Global standartlardaki kalite anlayışı ve sürdürülebilirlik vizyonu, markamızın değerleriyle birebir örtüşüyor. Bu yüzden salonumuzda Aveda imzasıyla hem müşterilerimize en iyi sonucu hem de doğaya saygılı bir güzellik anlayışını sunmayı önemsiyoruz.

Son olarak; Çağatay Bağsürer markasının geleceğe dair en büyük hedefi nedir?

Çağatay Bağsürer markasının geleceğe dair en büyük hedefi, kuaförlüğü uluslararası standartlarda temsil ederek global ölçekte bilinir bir marka haline gelmek. Bunu yaparken önceliğimiz; estetik anlayışımızı, teknik mükemmeliyetimizi ve kişiye özel yaklaşımımızı daha geniş kitlelerle buluşturmak. Sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve sanatsal bakış açısını merkezde tutarak, sadece bir kuaför markası değil; güzellik ve zarafetin evrensel bir temsilcisi olmayı hedefliyoruz.