ÖZGEÇMİŞ
1971 ‘de babamın görevi nedeniyle Sivas’ta doğdum. İlkokulu kendi memleketim olan Sinop’ta tamamladım. İlkokul sonrası devlet parasız yatılı sınavlarını kazanarak İstanbul Vefa Lisesi’ne başladım. Vefa’da orta ve lise eğitimimi tamamladım. Trakya Üniversitesini kazanıp Kırklareli’ne yerleşmem hayatımın dönüm noktası oldu belki de. Kırklareli’ni çok sevmem orada evlenip yerleşmeme sebep oldu. Kırklareli ’de yirmi yıllık yaşamım esnasında on beş yıl esnaflık yaptım.
Esnaflığın yanında edebiyattan hiç uzak kalmadım. Kendi halinde şiirler yazarken kendimi kocaman bir
yayın hayatı içinde bulmam yirmili yaşlara denk gelir. Yerel gazetelerde köşe yazıları, şiir köşeleri, radyo programları yapıyordum. Doksanlı yıllarda sıkışmış kadın hayatlarının ortasında, adeta zincirlerini kırmış olarak kendimi ifade etmeye çalışıyordum. O günlerde şiirlerim elden ele yayılıyor ve okuyucu buluyordu. Matbaası olan bir öğretmen arkadaşımın dokunuşuyla “Mekânsız Duygular” isimli kitabım basılmış oldu. Gazete kağıdına amatörce basılan kitabımın önsözünü gazeteci yazar rahmetli Zühtü Bayar tarafından yazılmıştı. Bin adet kitabın dağıtımından sonra kitabın kuşe baskısını yeniden yaptırıp dağıtıma verdik. Kitabımın yolculuğu böylece başlamış oldu.
Mekânsız Duygular benim ilk gençlik şiirlerimden oluşuyor. Zaman zaman başkaldıran bir genç kız, bazen duygu dolu dizeler, sıkışmış sosyal hayatları ele alan kitap asıl olarak toplumsal gerçekçi olarak değerlendirilebilir.
2007’de Kırklareli’nden ayrılırken heybemde bir kitap ve dolu dolu geçirdiğim sosyal hayatım vardı. İstanbul’da yeniden üniversite hayatına geçip Sosyoloji bölümünü okumaya karar verdim. Okulu bitirip özel sektörün değişik sektörlerinde çalışıp emekli oldum. Halen İstanbul’da ikamet ediyorum.
Son iki yılda yazarlık atölyeleri çalışmalarına katıldım. Ağırlıklı olarak öykü yazıyorum. Öykülerimden bazıları Erik Ağacı, Mavi Ada dergilerinde yayınlandı. Şiir ve öykü çalışmalarıma devam ediyorum.
İlk kitabın “Mekânsız Duygular” adlı şiir kitabının çıkışından bahsedebilir misiniz?
Bu süreç çok sancılı geçmedi aslında. Basılma anını beklemek zordu sadece. Sevgili dostum öğretmen Zeynep Tuncer adeta sihirli bir dokunuşla girmişti hayatıma. Kapımda dikilip bu kitap çıkmalı diye diretmişti. Ben ise cesaretimi toplayıp evet diyene kadar, bazı çalışmalara girişmiştim. İstanbul’da birkaç dostumdan yardım aldım. Editörlüğünü ve önsöz yazma işini yukarıda da belirttiğim gibi Zühtü Bayar üstlenmişti. Birlikte ekip çalışmasıyla kitabı çıkardık. Tüyap kitap fuarında ismim anons edildiğinde heyecandan nefesim çıkacak gibi olmuştu. O yıllarda şimdiki gibi kitap basmak kolay iş değil. Hele ki bir kadın olarak…
Öykü yazdığını biliyorum. Öykü yazmaya geçişin nasıl oldu?
Her şiir bir öyküdür bence. Şiir anlık olabilen şık bir yazım biçimi. Kalemi elime aldığımda uzun soluklu yazabildiğimi de anladım. Önceleri çalakalem uzun yazmayı denedim. Sonra bu yazıları öykü formatına sokabildiğimi gördüm. Hayatın içinden kesitleri öyküleştirmeye başladım. Her kesit zamanla öyküye dönüşüyordu. En çok rüyalarımdan yararlanıyorum. Bir de kıyı da köşede kalmış insan hayatları esin veriyor bana.
Hangi yazarların kitaplarını okuyorsunuz?
Çocuk yaşlardan beri okumaya çok hevesliydim. İlkokuldayken küçücük köy okulunda okumadığım kitap kalmıyor, babamın öğrencilere dağıtmak için getireceği kitapları dört gözle bekliyordum. İlk okuduğum kitap “Bir Liranın Öyküsü” beni kocaman bir hayal dünyasına götürmüştü. Lisedeyken Rus klasiklerinin hemen hemen hepsini okumuştum. Edebiyata olan ilgimde bu kitapların büyük etkisi olmuştur. Dostoyevski, Kafka, Tolstoy vazgeçilmezlerim. Sait Faik Abasıyanık öykülerini çok severek halen okuyorum.
Yazmak senin için ne ifade ediyor?
Yazmak benim için hafiflemek gibi bir şey. Büyülü bir iş. Yazdığım metin bittiğinde kuş gibi hafiflemiş hissediyorum. Bazen karanlıklardan çıkıp gelen kelimeleri kâğıtta misafir edip farklı dünyalara gönderiyormuşum gibi. Benden uçup gidiyor sanki, rahatlıyorum.
Kitap okuma konusunda gençlere neler tavsiye edersin?
“Gençler okusun” diye klişe bir laf etmek gereksiz olurdu diye düşünüyorum. Günümüz toplumunda insanları kıskaç alan o kadar çok uyaranlar var ki okumaya engel olan. Okumaya yöneltmek inanın çok zor. Küçücük çocukların ellerinde telefonlar, tabletler…Çoğu aileler bu durumdan hoşnut değil. Şunu da söyleyebilirim konuşma, diksiyon anlamında en azından orta ve lisede kitaplara biraz yakın dursunlar. Çağ teknoloji çağı ve teknolojiyi de yararlı yerlerde kullansınlar demek yeterli olur sanırım.
Yeni projeleriniz var mı?
Uzunca bir aradan sonra önce bir çocuk kitabı projem var, hazırlıklar tamam. En geç üç aya kadar okuyucunun elinde olacak sanırım. Ardında şiir kitabım gelebilir. Öykü çalışmalarımın henüz kitap olmaya hazır olmadıklarını düşünüyorum. Bakalım süreç ne gösterecek.