Bir Zamanlar Çukurova’nın Gülten’i olarak hafızalara kazınan Selin, bugün hem mesleğinde yeni projelerin eşiğinde hem de hayatının en özel yolculuğuna hazırlanıyor. Aşkı arayan genç bir kadından, aşkını bulan ve onunla dönüşen bir kadına evrilen Selin; geçmiş röportajlarına silgi çekmek istercesine “Artık bambaşka biriyim” diyor.
Merhaba Selin, Bir Zamanlar Çukurova dizisinde canlandırdığın Gülten karakteriyle hafızalara kazındın. Şimdilerde güzel bir hazırlık içinde olduğunu biliyoruz. Günlerin nasıl geçiyor?
Belirsizlikle geçiyor. Gelin olma süreci aslında bir projeye hazırlanmak gibi; sancılı tarafları var. Kimseyi kırmamam gerekiyor ile “Beni ne mutlu eder?” sorusu arasında arafta yürüyorum. Ben ve müstakbel eşim Onur, düğün seven insanlar değiliz. Bu yüzden hazırlık tarafını tamamen bana bıraktı. Ben de söz, nişan, kına gibi formaliteleri eleyip, doğrudan düğün yapmaya hazırlanıyorum. Sade, aile arasında güzel bir tören planlıyoruz.

Hayatının yeni bir sayfası açılıyor. Bundan sonrası için heyecanlı mısın?
Çok heyecanlıyım. Şimdiden o yeni sayfa için planlar yapmaya başladım. Artık iki kişilik bir hayat başlıyor. Aşık olduğun adamla evlenmek ilk başta heyecan verici gelse de, sonrasında neler olacağına dair bir merak ve endişe de oluyor. Mutlu başlayan hikâyeler bazen trajik bitebiliyor. Allah, evlilik yolunda olan herkesi korusun.
Geçmiş röportajlarına baktığımda aşkı arayan bir genç kadın görüyorum. Ama sen aşkına kavuşmuşsun. Onun özel olduğunu nasıl fark ettin?
Ben de geçmiş röportajlarıma bakınca bunu fark ettim. Sanki hep aşkı arayan bir imaj çizmişim. Aslında öyle de değildi :) Onur’un hayatıma girmesiyle birlikte bende çok büyük bir dönüşüm başladı. Onur benim karakterim zannettiğim bir çok zannımı değiştirdi, birçok konuda beni esnetti. Bana çok iyi geldi. İlişkide neyi isteyip neyi istemediğimi Onur’la keşfettim. Daha önce evlenmek gibi bir hayalim yoktu. O, çift kişilik yaşamın güzelliğine beni inandırdığı için onunlayım. Bazen keşke elimde silgi olsa da o eski röportajları silebilsem diyorum. Artık hiçbiri beni yansıtmıyor.
Onu ilk gördüğünde özel olduğunu ve hayatının bir parçası olacağını hissetmiş miydin?
Asla! Hep “İlk görüşte etkilenmem lazım, yoksa olmaz” diyen biriydim. Onur’u ilk gördüğümde ondan nefret ettim. Hatta “Hayatıma asla arkadaş olarak bile girmesin” dedim. İlk tanıştığımızda eş frekanslarda değildik galiba. Ama üç ay sonra hayatımın aşkına dönüştü.
O mu seni dönüştürdü, yoksa sen mi başka birine dönüştün?
Ona karşı önyargılı davrandığımı fark ettim. Bunun sebebi eski tecrübelerden kaynaklanıyor olabilir... O dönemde hayatımda kimse olsun istemiyordum. Sonrasında Onur beni dönüştürdü ve çok güzel bir şekilde hayatıma girdi. Başta peşimden koşturmak istedim ama o kadar tatlıydı ki yapamadım (gülüyor).
Seni son olarak Bir Zamanlar İstanbul dizisiyle izledik. Yeni bir proje hazırlığın var mı?

Görüştüğüm projeler var. Şu an okuduğum ve hazırlık aşamasında olduğum bir film bulunuyor. Tarihi kesinleşmedi ama gerçekleştiğinde kariyer yolculuğumda çok özel bir yerde duracak.
Bugüne kadar oynadığın işlerde zaman yolculuğu yapmayı sevdiğini gördüm. Tarihin seni eskiye götürmesi, dönem işlerinde yer almak sana nasıl hissettirdi?
İstesem yaşayamayacağım kadar özel bir deneyim. 1970’ler, 80’ler, 90’lar… Hepsini yaşadım. Bir tek Teşkilat dizisi günümüzde geçti. Antik çağlar hep ilgimi çekerdi ama içinde olmak bambaşka bir disiplin istiyor. Oyunculuk tutkusunu yaşamamın en büyük sebeplerinden biri dönem işlerinde yer almam. Erişemeyeceğim zamanlardaki karakterlere hayat verdim ve bu çok büyülü bir şey.
Oyunculuğun kalbini çaldığı anı hatırlıyor musun?

Evet, çok net. Bir Zamanlar Çukurova’daki tecavüz sahnesine hazırlanırken oldu. O an bunun sadece bir empati işi olmadığını, çok daha büyük bir sorumluluk olduğunu fark ettim. Televizyonda reyting rekorları kıran bir işin içindesin, çok ağır bir sahne çekiyorsun. İyi canlandırılamaması halinde büyük linç yiyebilirsin. Kariyerimdeki ilk işimdi ve böyle bir sahneyi üstlenmek zorundaydım. Bu sahneden sonra bu deneyimi yaşamış ama kimseyle paylaşmamış kişilerle görüştüm, çok fazla hikâye dinledim. İlk kez o noktada “İyi ki bu işi yapıyorum” dedim. İnsan tarafımı da geliştirdiğini fark ettim.
Şimdi bir kariyer çizgin var ama başlarken meslekte tutunmak zor muydu?
Aslında benim için kolay başladı. Oyunculuğa karar verdikten 6-7 ay sonra çok güçlü bir projede yer aldım. Zor olan taraf, tutunmak ve devam ettirmekti. Bu işi gerçekten çok iyi yapmak istediğime karar verdim. İlk işim büyük reytinglerle karşılandı ama sonrasında aynı ivmeyi sürdürmenin zor olabileceğini de mesleğin zor taraflarını da gördüm.
Okuduğun senaryolar arasında seni şaşırtan, oynamayı çok merak ettiğin bir karakter oldu mu?
Evet, Yangın Günleri dizisinde oldu. Gerçek bir hikâyeyi anlattığımız, Sovyet Rusya döneminde bir Azeri kızını canlandırdım. TRT Tabii’nin ilk lansman projelerinden biriydi.
Oynadığın hangi rolün üzerinde büyük bir etkisi oldu?

Bir Zamanlar Çukurova’daki Gülten. Çünkü ben o zamana kadar hayatında istediği her şey ailesi tarafından sağlanmış, hali vakti yerinde bir genç kadındım. Gülten ise erken yaşlarında hayatın zorluklarıyla yoğrulmuş, benimle neredeyse hiç benzeşmeyen, hayatın bütün yükünü ve acısını omuzlamış bir kadındı. Ondan çok şey öğrendim. Bana birçok cümle bıraktı. “Gençliğimin hayrını görmeyeyim” derdi mesela. Haklı olduğu yerde bile karşı tarafa kendinden fedakarlık yapmak isterdi ..
Kendinle gurur duyduğun ama kimseyle paylaşmadığın bir anın var mı?
Ben kendini sevmeyi ve şefkat göstermeyi yeni öğrenenlerdenim. Hep elimde kırbaçla daha iyisini yapmak için kendimi çok zorladım. Özel hayatımda da kariyer hayatımda da kendimi seçtiğim anlar var. Ödülü ne olursa olsun kendime ödetmediğim bedeller var. O anlarımla gurur duyuyorum.
Kadınların sektörde mobinge uğradığını sıkça duyuyoruz. Sen bir kadın olarak zorluk yaşadın mı?
Özellikle oyunculardan mobinge uğradığım, manipüle edilmeye çalışıldığım oldu. Kötü niyete karşı zırhım güçlüdür bu anlamda beni güçlendirdi diyebilirim. Ve öte yandan tam anlamıyla var olamamış bazı yönetmenler var. Onları herhangi bir işiyle hatırlamıyoruz. Sadece konumlarını kullanıp seninle tanışıyorlar, yemek teklif ediyorlar. Ama iş projeye gelince bambaşka bir şeye dönüşüyor. Ben böyle bir yola inanmadığım için tanışmaktan öteye geçemediler tabii benimle.
Seni cezbeden roller genelde hangi karakterler oluyor?
Fantastik yapımlarda oynamayı çok istiyorum. Ruh, beden, zihin bütünlüğünü anlatan psikolojik gerilim projeleri beni çok içine çekiyor.
Bu keyifli röportaj için teşekkür ederim. Peki, hayatta hâlâ cevabını aradığın ama kimsenin sana sormadığı bir soru var mı?
Hayat amacını hep sorgularım. Varoluşumuzun amacıyla ilgili çok sorularım var. Bu sorgu, insanı kendi hikâyesinden çıkarıp toplum için bakmaya zorluyor. Sadece ait hissettiğinde kendi derinliklerin kendini sana gösteriyor. Aslında sorudan ziyade birlik duygusunu hissetmeye çalıştığım bir dönemdeyim. Bu güçlü hissetmemi sağlıyor.