İSTANBUL DEVLET TİYATROSU'NDA NİSAN AYINDA 6 DEVM YAPIM ŞEHRİ SARIYOR....

AKM’de Görkemli Bir Hesaplaşma; "Faust"; AKM Tiyatro Salonu, 11 Nisan tarihinde saat 20:00’de (Cumartesi ayrıca 15:00’te) dev prodüksiyon "Faust" ile kapılarını açıyor. İnsan doğasının bilgi ve haz arzusunu modern bir sahne diliyle işleyen bu proje oyunu, ruhunu feda eden bir adamın trajedisini görsel ve düşünsel bir şölene dönüştürüyor.

Mecidiyeköy’de Dünya Klasiği ve Modern Bir Yüzleşme; Mecidiyeköy Büyük Sahne, 11-12 Nisan tarihleri arasında saat 20:00’de (Pazar 14:00’te) Çehov’un ölümsüz eseri "Vanya Dayı"yı ağırlıyor. Taşra hayatının melankolisini anlatan bu başyapıt yankılanıyor.

Etik Sorgulamalar ve Türkülerin Bilgeliği; Vicdan ve sadakat kavramlarını alışılagelmedik bir dünya üzerinden sorgulayan sarsıcı yapım "Ebedi Barış", 11 Nisan tarihlerinde saat 20:00’de (Cumartesi günü saat 15:00’te) Küçükçekmece DT Sahnesi’nde izleyiciyi derin bir etik hesaplaşmaya davet ediyor. Aynı günlerde Anadolu’nun yanık sesini İstanbul’a taşıyan Ankara DT yapımı "Aşık Veysel" ise, 11 Nisan tarihlerinde saat 20:00’de Fatih Belediyesi KSM’de büyük ozanın "uzun ince yolu"ndaki vatan sevgisini ve azmini sahneye taşıyor.

Küçük Sanatseverlere Bayram Öncesi Hediye; "Çirkin Yavru"; Haftanın minik izleyicileri için hazırlanan sürprizi ise Sivas Devlet Tiyatrosu’nun dokunaklı yapımı "Çirkin Yavru" olacak. 11 Nisan Cumartesi günü saat 13:00’te Küçükçekmece DT Sahnesi’nde perdesini açacak olan oyun, Hans Christian Andersen’in ölümsüz masalından yola çıkarak "farklı" olmanın güzelliğini ve özünü keşfetmenin önemini çocukların dünyasına uygun, sıcak bir dille aktarıyor.

ROMAN GİBİ'NİN FESTİVAL YOLCULUĞU DEVAM EDİYOR

Roman Gibi, festival yolculuğunu yeni duraklarla sürdürüyor. Film, 45. İstanbul Film Festivali kapsamında 11 Nisan Cumartesi günü saat 21:30’da Beyoğlu Sineması’nda, 12 Nisan Pazar günü saat 16:00’da ise Kadıköy Sinematek Sinema Evi’nde izleyiciyle buluşacak. Ayrıca 26 Nisan Pazar günü 37. Münih Türk Film Günleri kapsamında Almanya’da, 5 Mayıs’ta 21.Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nde, 10–14 Haziran tarihleri arasında ise 27. Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali kapsamında seyirciyle buluşmaya devam edecek. Ödüllü yönetmen Tayfun Belet imzasını taşıyan Roman Gibi, Cumhuriyet tarihinin öncü gazetecilerinden Sabiha Sertel ve Zekeriya Sertel’in mücadeleyle örülü yaşamını, alışılmış biyografik anlatının ötesine geçerek çok katmanlı bir hafıza yolculuğu olarak ele alıyor. Belgesel, Sabiha Sertel’in ikinci kuşak yeğeni Nur Deriş’in kişisel keşif süreciyle açılıyor. Deriş’in, aile içinde uzun yıllar bir tür “sır” olarak kalan bu hikâyeyle karşılaşması, yalnızca bireysel bir yüzleşmeye değil; Türkiye’nin yakın tarihine, bastırılmış belleğine ve görmezden gelinmiş bir döneme doğru genişleyen bir arayışa dönüşüyor. Film, bu kişisel iz sürüşü üzerinden ilerlerken, hatırlamanın ve anlatmanın kendisini de politik bir eylem olarak konumlandırıyor. Roman Gibi, bir aile anlatısından yola çıkarak bir ülkenin düşünce ve ifade özgürlüğü mücadelesine uzanan geniş bir panorama çiziyor. Sertellerin Selanik’te başlayan hayatları; gazetecilik faaliyetleri, maruz kaldıkları baskılar, haklarında açılan davalar, hapislik süreçleri ve sürgünde son bulan yaşamlarıyla yalnızca tarihsel bir kayıt olarak kalmıyor; bugünün tartışmalarıyla doğrudan temas kuran canlı bir anlatıya dönüşüyor. Film, geçmiş ile bugün arasında güçlü bir bağ kurarak izleyiciyi yeniden düşünmeye davet ediyor. Belgesel, aralarında Zekeriya Sertel’in yeğeni Gündüz Vassaf, Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali, Serteller kitabının yazarı Korhan Atay, Yunus Nadi’nin torunu Emine Uşaklıgil, Gazeteci Oya Baydar, Tarih Vakfı eski başkanı Mehmet Ö. Alkan, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti bir önceki başkanı Turgay Olcayto, İbrahim Metin, Orhan Bahtiyar, Serpil Eryılmaz, Serdar Kara, Barış Çatal gibi isimlerin bulunduğu anlatılarla derinleşirken, kişisel hafıza ile kolektif tarih arasında güçlü bir köprü kuruyor. Böylece Roman Gibi, yalnızca geçmişi anlatan değil, geçmişin nasıl hatırlandığını ve neden unutulduğunu da sorgulayan bir anlatı kuruyor. Film, festival yolculuğunda önemli başarılara imza attı. 62. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Belgesel Ödülü’nün sahibi olan Roman Gibi, 20. Boston Türk Filmleri Festivali’nde ise En İyi Belgesel Seyirci Ödülü’nü kazandı. Bunun yanı sıra 36. Ankara Uluslararası Film Festivali, Hindistan’da düzenlenen 27. Madurai Uluslararası Film Festivali, 30. Nürnberg Türk-Alman Film Festivali ve 4. İzmir Edebiyat-Sinema Buluşması kapsamında da seyirciyle buluştu. Roman Gibi, bir aile hikâyesinden yola çıkarak Türkiye’nin yakın tarihine bakan; hafızayı, unutmayı ve hatırlamayı sorgulayan güçlü bir belgesel olarak izleyicisini hem duygusal hem de düşünsel bir yolculuğa davet ediyor.

5.TAYF KISA FİLM FESTİVALİ'NDE FİNALİSTLER BELLİ OLDU...

5.TAYF Kısa Film Festivali’nde bu yıl farklı anlatı biçimlerini ve tematik çeşitliliği yansıtan yoğun başvuruların içerisinden finale kalan filmler belirlendi. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve İstanbul Topkapı Üniversitesi’nin destekleriyle düzenlenen festivalde, farklı kategorilerde yapılan başvurular, alanında yetkin isimlerden oluşan ön jüri tarafından titizlikle değerlendirildi. Çok sayıda film arasından seçilen finalist yapımlar, güçlü anlatıları ve özgün sinema dilleriyle öne çıktı. 9-12 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek olan festivalde, sinema tutkunları birbirinden farklı kategorilerde yarışacak en iyi kısa filmleri izleme fırsatı bulacak. Bu yıl 5. TAYF Kısa Film Festivali’nde Ulusal Film kategorisinde 12, Ulusal Öğrenci Filmi kategorisinde 10, Ulusal Belgesel kategorisinde 10, Uluslararası Film kategorisinde 6, Yapay Zekâ kategorisinde 5, Animasyon kategorisinde 4 ve “Films for Peace / Ukraine & Palestine” seçkisinde 3 film olmak üzere toplam 50 film finale kaldı. Festival programında ulusal film, ulusal belgesel, ulusal öğrenci filmi, animasyon ve yapay zekâ kategorilerinde yer alan finalist filmler ödül için yarışırken, uluslararası film kategorisi ile “Films for Peace / Ukraine & Palestine” seçkisi kapsamında yer alan yapımlar yarışma dışı özel gösterimler olarak izleyiciyle buluşacak. Festival Direktörü Doç. Dr. Nagihan Çakar, finalistlere ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu yıl başvuran filmlerin sinemanın dönüşen yapısını güçlü biçimde ortaya koyduğunu belirterek, “Bu yıl TAYF’a başvuran filmler, anlatı çeşitliliği ve yaratıcı yaklaşım açısından oldukça dikkat çekiciydi. Finale kalan yapımlar, yalnızca teknik yeterlilikleriyle değil, aynı zamanda kurdukları dünyalar, ele aldıkları temalar ve anlatım cesaretleriyle öne çıktı. Özellikle programa yeni eklediğimiz Yapay Zekâ kategorisi ile, sinemanın geleceğine dair yeni üretim biçimlerini daha yakından izleme fırsatı bulduk” dedi. Çakar ayrıca, TAYF’ın her yıl gelişen yapısıyla daha geniş bir etki alanına ulaştığını vurgulayarak, “Festivalimizi farklı coğrafyalardan üretimleri bir araya getiren, kültürel etkileşimi güçlendiren ve sinema alanında yeni düşünme biçimlerine alan açan bir buluşma noktası olarak konumlandırıyoruz” ifadelerini kullandı. Bu yıl 5. TAYF Kısa Film Festivali’nde farklı kategorilerde belirlenen finalist filmler şu şekilde:

Ulusal Film Kategorisi: Ölüm Bizi Ayırana Dek – Deniz Koloş, Prosedür – Rabia Özmen, Hayaller Özgürlük İster – Uluç Orhan Durmaçalış, Kudret – Mehmet Oğuz Yıldırım, Galaksinin Tezenesi – Semih Ellialtı, Mümeyyiz – Turgut Kanal, Babamın Arkadaşı – Kemal Akçay, Soğuk Beyaz – Hazan Beklen, Feridun – Utku Ali Güler, Gece Mesaisi – Salih Ortaçay, 326 – Miray Kuyumcu, 30 Dakikadan Sonra – Hasan Ali Kılıçgün

Ulusal Öğrenci Filmi Kategorisi: Aslında Herkes – Emre Cef Khamhi, Liminal – Ege Yılmaz, Meczup Ramazan – Ezel Manay, Tofu Kebab – Berk Kuşbeygi, Cam Adam – Ahmet Hakan Kurt, Angst – Furkan Aslantaş, Bazı Meşru Suçlar – Bekir Efe Demetgül, Beyaz Karlar Altında – Mert Kartal, Aile Yemeği – Tuğçe Sönmez, A Form of Consciousness – Miraç Çavdur

Ulusal Belgesel Kategorisi: Salman Wants to Go – Ozan Takış, Bocuk: Kadim Bir Ritüel – Buğra Mert Alkayalar, Pirlerin Düğünü – Yalçın Çiftçi, Kırılan Zaman – Hüseyin Taştepe, Zabit (The Officer) – Şükrü Gürsoy, Kahin – Şükrü Gürsoy, Eski Sevgili – Mert İzgi, Rah – Beyza N. Emişen, Adı Kadın – Mehtap Şamiloğlu, Nena Sena – Dino Omeroviç

Uluslararası Film Kategorisi: Saarvacado – Victor Orozco Ramirez, Rope – Ramin Kazemi, Dirty Change – Tibor Tasi, Ya Hanouni – Lyna Tadount, Sofian Chouaib, Place Under the Sun – Vlad Bolgarin, Solomon’s Hegira – Ehsan Soltani

Yapay Zekâ Kategorisi: Pygmalion – Emre Işındağ, Soyut – Cem Güzel, Şekerim Yükseldi-Bir Evliya Çelebi Macerası – Mert Can Altun, Zemheri – Ahmet Duvar, Kağıt – Şeyda Altun

Animasyon Kategorisi: The Lumber’s Here – Zanna Abasova, Home Sweet Home – Yiğit Armutoğlu, Pat – Kaan Elönü, Batuhan Yıldız, İçimde Eski Sinemalar – Ahmet Aslan, Bahadır Yazıcı

Films for Peace / Ukraine & Palestine: Pinky Promise – Karam Awadat, Farfour: A War Diary From Gaza – Ahmed Deeb, Moaz Hosni, Free Words: A Poet From Gaza – Abdullah Harun İlhan

DEDEMİN EVİ'NE KUTUP'TAN ULUSLARARASI ÖDÜL...

Gülten Taranç ve Ragıp Taranç’ın birlikte yönettiği, senaryosunu Buğçe Çalışkan’ın kaleme aldığı Dedemin Evi, uluslararası festival yolculuğunda önemli bir başarıya daha imza attı. Film, Rusya Federasyonu’na bağlı Çukotka Özerk Bölgesi’nde düzenlenen 10. Golden Raven Uluslararası Arktik Film Festivali kapsamında, kutuplarda gerçekleşen bu özgün festivalin uzun metraj kurmaca ve belgesel filmler yarışmasında, uluslararası jüri tarafından “kişisel bir hikâyeyi paylaşma cesareti” vurgusuyla Özel Diploma (Special Diploma) ödülüne layık görüldü. Ödül, festivalde düzenlenen törende yönetmen Gülten Taranç’a, oyuncu Zoya Berber tarafından takdim edildi. Berber, ödül sunumu sırasında yaptığı konuşmada, “Kendi adıma bu hikâye için teşekkür ederim, muhteşem bir hikâye” sözleriyle filme duyduğu etkilenimi dile getirdi. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle hayata geçirilen Dedemin Evi, göç, hafıza ve aidiyet temaları etrafında şekillenen anlatısıyla, bireysel bir hikâyeyi evrensel bir dile dönüştürerek izleyiciyle güçlü bir bağ kuruyor. Film, kuşaklar boyunca taşınan anıların izini sürerken, geçmiş ile bugün arasında kurduğu duygusal köprüyle öne çıkıyor. Uluslararası başarılarına yenilerini ekleyen Dedemin Evi, aynı zamanda İtalya’nın Torino kentinde düzenlenen Filmare La Storia Film Festivali’nin 23. edisyonunda finale kalmaya hak kazandı. Film, Mayıs ayında İtalya’da gerçekleştirilecek festivalde yarışacak. Festival yolculuğunu uluslararası alanda güçlü adımlarla sürdüren Dedemin Evi, Türkiye sinemasının kişisel anlatılar üzerinden kurduğu evrensel dili dünya sahnesine taşımaya devam ediyor.

SAYGILARIMLA...

SAĞLICAKLA KALIN AMA SEVGİSİZ KALMAYIN...