Türkiye Cumhuriyeti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.

Bu ilke, devletimizin ve milletimizin birliğini koruyan en temel hukuki ve tarihi dayanaktır.

Bu sarsılmaz bütünlüğün hukuki ve tarihi temelleri vardır:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 3. maddesi, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğunu açıkça hükme bağlar.

Anayasa'nın 4. maddesi uyarınca bu hüküm asla değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez.

Anayasa'nın 5. maddesi, ülkenin bölünmezliğini ve bağımsızlığını korumayı devletin en öncelikli görevi olarak tanımlar.

Erzurum Kongresinde bu bütünlüğün tarihsel temeli, Kurtuluş Savaşı döneminde "Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz" kararı ile atılmıştır.

Bu ilke daha sonra Misak-ı Millî kararlarıyla perçinlenmiş ve modern Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarını ve birliğini belirlemiştir.

Son aylarda Anadolu’muz ve Türkiyemiz üzerinde çeşitli oyunlar oynanmaya başlanmaktadır.

Türkiye'yi doğrudan bölgesel ya da küresel bir savaşa çekmek istediği yönünde uluslararası siyaset uzmanları ve devlet yetkilileri tarafından en çok işaret edilen aktörler, ABD, Yunanistan, İsrail ve bazı Batılı NATO müttefikleridir.

Türkiye'nin jeopolitik konumu, güçlü ordusu ve savunma sanayii nedeniyle bölgesel krizlerde bir "külfet paylaşım ortağı" veya "cephe ülkesi" olarak kullanılmak istendiği analizlerde sıkça vurgulanmaktadır.

ABD, küresel rakipleri olan Rusya ve İran'a karşı yürüttüğü çevreleme stratejisinde Türkiye'nin askeri gücünden yararlanmak istemektedir.

Ukrayna ve Karadeniz: ABD ve bazı Batılı güçlerin, Rusya'yı tamamen sıkıştırmak adına Karadeniz'de Türkiye üzerinden daha agresif politikalar izlenmesini arzuladığı uluslararası raporlarda yer almaktadır.

İsrail'in İran ve Lübnan ile yaşadığı sıcak çatışma ortamında, bölgedeki en büyük askeri güçlerden biri olan Türkiye'yi de bu denkleme dahil etmeye çalıştığı belirtilmektedir.

Batı Avrupa ülkeleri, bizzat savaşa girmek yerine Türkiye gibi sahada aktif olabilen, akıllı güç unsurlarını yönetebilen aktörlerin öne atılmasını tercih etmektedir.,

Türkiye Cumhuriyeti yönetimi, bu baskılara karşı "denge politikası" uygulayarak doğrudan bir çatışmanın parçası olmaktan kaçınmakta ve diplomatik kanalları açık tutarak bölgesel savaş tuzaklarına karşı mesafeli bir duruş sergilemektedir.

Evt.. Ülkemiz ABD, İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Rumları ve bazı batılı Nato ülkeleri tarafından savaş ortamına sokulmak istenmektedir.

Terörsüz Türkiye çalışmalarına rağmen PKK terör örgütü ve onun uzantısı olan Partiler, STK’lar, KCK’lar ve yandaşları dış güçlerden aldıkları desteklerle Türkiye'yi bölmek- parçalamak için olmadık entrikalar çeviriyorlar…

Hendekler kazılıyor, Camiler yakılıyor, Kuranı Kerimler yırtılıyor, polis ve jandarmalar şehit ediliyor…

Anadolu’da Ateşperest bir Kürt devleti kurmak isteyenlerin arkasında sözde dost (!) devletler de var…

Asırlarca Müslüman Türk yurduna göz koyan dost (!) devletler…

Binlerce şehidimizin kanıyla sulanan Çanakkale’de Müslüman Türk Milletinden Osmanlı tokadı yiyen şu andaki sözde dost devletler…

Neden Anadolu’ya göz koymak, niçin Müslümanlığı yok etmek ve yerine başka bir ırk, başka bir din getirmeye çalışmak?

Neden Anadolu?

Anadolu; Asya ve Avrupa arasında köprü vazifesi gören, üç tarafı denizlerle çevrilmiş bir yarımadadır.

M.Ö. Hititler, Frigler, Ermeniler buraya yerleşip, medeniyet kurmuşlardır.

Yunanlılar, Medler, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar da Anadolu’ya hâkim olmuşlardı.

Selçuklular, Emeviler, Abbasiler Anadolu’ya hâkim olmak istemişler, başarılı olamamışlardır.

Müslüman Türkler ise; Anadolu'yu fethetmek ve onu yurt haline getirmek için, uzun ve kanlı mücadeleler yapmış ve bunda muvaffak olmuşlardır.

Türklerin Anadolu'yu yurt yapmak istemelerinin sebepleri nelerdi?

Anadolu’nun Türklere ait bir yurt olduğunu ilk defa Haçlı yazarlar belirtmişlerdir.

Ermeni tarihçilerden Hayton;

“Türkler, Türkiye’nin sahibi olduktan ve sultanın yönetiminde burada yerleştikten sonra, Latinler bu memleketi Turgia adıyla anıyorlar” demiştir.

Bu satırlar Anadolu'nun Türk yurdu olarak kabul edildiğinin ve Türkleştiğinin kesin delilidir.

Emeviler, Abbasiler Anadolu'yu fethetmeye muvaffak olamamışlardı.

Her türlü meşakkat ve sıkıntılara rağmen Türklerin Anadolu'yu fethetmek istemelerinin sebeplerinden biri CİHAD gayesidir.

İlay-ı Kelimetullah ve Allah’ın adını yaymak için Müslüman Türkler, Anadolu'yu fethetmek istemişlerdir. Bir diğer sebep, yeni bir yurt edinmek ve yerleşmek ihtiyacıdır.

Türkistan’dan, Horasan’dan gelen Türk savaşçılarının ve dervişlerin bütün gayesi, Anadolu'yu İslamlaştırmak, yeni bir yurt kazanmaktı.

Başka bir sebep de; kendilerini beslemek ve hayvan sürülerine otlak bulmak isteğidir.

Anadolu çok zengin ve bereketli topraklara sahiptir.

Türkler Anadolu'yu fethetmeden önce güneylerinde ve doğularında Müslümanlar ve Batı’da ise Bizanslılar vardı.

Türklerin topraklarını genişletmek için Müslümanlara saldırıları uygun değildi.

En uygunu Batı’ya, Bizans’a hücum etmek ve Anadolu’ya hâkim olmaktı.

Bütün Türkmenlere, fetih adresi olarak yıllarca Anadolu gösterilmiş ve Bizans üzerine akın yapmaları istenmiştir.

Anadolu'nun fethi için yüz binlerce Türk askerinin kanı Anadolu topraklarını sulamıştı.

Emevi ve Abbasiler’in dört yüz yılda başaramadıkları fetih olayı, Türkler tarafından yüz-yüz elli yılda gerçekleştirilmiş ve Anadolu Müslüman Türk yurdu haline getirilmiştir.

Anadoluyu bölmeye, parçalamaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Anadolu Müslüman Türk yurdudur ve Müslüman Türk yurdu kalacaktır...

ABD, İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Rumları ve onları destekleyen bazı batılı NATO ülkeleri istemese bile…

Hoşça kalınız.