Hayattaki birçok şeyin ve inceliklerin farkına varmak…
Çay mı istersiniz kahve mi?
Fark etmez!
Kahveniz sade mi olsun, sütlü mü…
Fark etmez!
Pastanız çikolatalı mı olsun, çilekli mi?
Fark etmez!
***
Nasıl fark etmez?
Öyle bir eder ki…
Adı üstünde; iki seçenek arasında bir fark var ki, soruluyor.
Ona göre seçim yapmanız bekleniyor.
Laf olsun diye sorulmuyor yani.
***
Dikkat ediyorum da, günümüzde ‘Fark etmez’ cevabını en çok kullananlar yeni nesil gençlik!
Bu cevabı, zamane gençliğinin, çok kullanmasına şaşırmıyorum aslında.
Çünkü onlar hayatın hızına kapılmış, teknolojinin yarışına kaptırmış halde, yaşamın göz boyayan maskelerinin altında tükendiklerinden ‘değer, incelik, fark’ kavramlarının önemini hatta bunların gerçekten ne olduğunu bilmediklerinden, anlayamadıklarından…
Onlar için birçok şeyin fark etmemesi bundan.
Ki bunu anlayamamaları sadece sıradan olaylarla sınırlı kalmıyor, aşklarında ve hayatlarındaki birçok konuda da ‘fark etmiyor!’
En basitinden;
İçecekleri kahvenin sade ya da sütlü olması…
Yiyecekleri yemeğin soslu ya da sossuz olması…
Hangisi olsa kabul…
Fark etmez, tadı aynı hepsinin.
Tüm yaşamlarını etkileyecek bir konu olan meslek seçimine bile ‘Aman üniversiteye gireyim de, hangi meslek olursa olsun…’ düşüncesiyle bakan kişilerin, bırakın en basit konulardaki farkı, hayatlarındaki özel ve güzel şeyleri, incelikleri fark etmelerini nasıl bekleyebiliriz ki?
***
Biraz özele girmek gerekirse;
Birçok kişi beraber olduğu insana gerçekten değer vermiyor ve ‘O olmazsa bir başkası olur’ mantığıyla bakabiliyor.
Maalesef böyle düşünenler çoğunlukta.
İlişkilerin ve de dolayısıyla toplumumuzdaki birçok şeyin yozlaşmasının cevabı burada saklı değil mi sizce de?
O güzelim ve zarif duyguları herkesle aynı şekilde yaşayacaklarını düşündüklerinden…
Hoş, duyguların özelini, derinliğini de bilmezler.
Ruhlardaki renk nüanslarını da göremezler.
Ve hayattaki birçok şeyi de…
E malum, fark etmiyor ya!
Yeni nesile ve çoğu kişiye göre her şey aynı nasıl olsa!
Yaşamak da ölmek de…
Fark etmez!