‘Varsa söylenecek sözün, açarsın perdeni, söylersin sözünü’ diyen sevgili Gülriz Sururi, 90 yıllık perdeyi, 2019’a girerken kapattı. Hem de Hamlet’in son repliği ‘Üst yanı sessizlik’ ile, riyadan uzak bir şekilde!
Aramızdan ayrılmadan önceki son yıllarda izleyici olarak birçok oyunda karşılaştığımız, bundan yıllar yıllar önce biyografilerini, su içer gibi kana kana okuduğum,
2003’te, onunla yapacağım ilk röportajımı kabul ettiğinde, sevinç ve heyecanla evine koştuğum,
14 yıl önce yapımcısı olduğum televizyon programına davetime geldiğinde, mutluluktan uçtuğum,
‘Sende kendimi, gençliğimi görüyorum!’ diyerek beni onurlandıran güzel tiyatro insanı…
Gülriz Sururi!

2019’a girdiğimiz ilk günde ve hiç beklenmedik bir anda bu tatsız haberi almak…
Çok üzüldüm.
Perde zamansız kapandı.
Bir süredir sindirim sistemi rahatsızlığı sebebiyle hastanede olan Sururi, 31 Aralık 2018’de vefat etti. 1 Ocak 2019’da, vasiyeti üzerine sessiz sedasız defnedildi.
Sessiz sedasız defnedilme isteğini de şöyle açıklamıştı yakın tarihte: ‘Engin’le biz cenazeye gittiğimizde saygısızlıklara çok üzülürdük. Neler görmedik ki cenaze törenlerinde; iş görüşmeleri, telefonda konuşmalar… Sosyalleşmeye gelenler bile var. Bunları görünce karar verdik, asla böyle bir törenin kahramanı olmayı istemedik.’
Aramızdan ayrılmasına çok üzüldüm. Vefatından 1 ay önce bir oyunu beraber izleyip, çıkışta birlikte yürüdük eve giden yolda, oyunun artılarını eksilerini konuşa konuşa.
Gülriz Hanım’la ilk röportajımı 2003’te, güzel deniz ve İstanbul manzarasına bakan evinde yapmıştım. Klasik sorular yerine araştırdığım için sorularıma çok şaşırmış ve mutlu olmuştu.
‘SENDE KENDİMİ, GENÇLİĞİMİ GÖRÜYORUM!’
Bundan 14 yıl önce de, A’dan Z’ye yapımcısı olduğum MAKSAT SANAT programımıza davet ettim, geldi. ‘Tiyatroya düşkünlüğün, bu kıpır kıpır halin, güzel kıyafetlerin, enerjin şahane. Sende kendimi, gençliğimi görüyorum’ dedi. Ben kalakaldım tabii.
Aynı gün çekimden sonra Hürriyet gazetesine röportaj yaptım. Sorumun birinde şok oldu, gözleri doldu. 1968 yılında Adalet Hanım’la (Cimcöz) TRT’de programa çıktığını söylemiştim ona, bu sefer o kalakaldı!
Röportaj bitince çıkışta bekleyen oyuncu arkadaşıma ‘Bu kadın var ya çok fena, beni ağlattı. Benim bile unuttuğum bir detayı hatırlattı. Dikkat edin, çok akıllı, çok başka biri’ dediğinde, bu kez benim gözlerim doldu, vefat haberini aldığımda dolan gözlerim gibi!
Bir şeyler söylemek istesem,
Onu anlatmak için kelimeler yetmez.
Sohbeti, duruşu…
Sahnesi, duyusu…
Efsaneydi, ömür boyu!
***
Ki Haldun Taner’in, Gülriz Sururi için:
Nota olsa do olurdu
Renk olsa, nar rengi
Kraliçe olsa, Nefertiti
İçki olsa, Fransız şampanyası
Tarihi kişi, Hürrem Sultan…
dediği cümleleri ne kadar doğru taçlandırmıyor mu onu?
***
Gülriz Sururi ile gerek ayrı zamanlarda yaptığım iki röportajda gerek birçok kez karşılaşmamızdaki sohbetlerimizde, tiyatroya ve hayata dair konuştuğumuz konular, olgular, anlattıkları o kadar değerliydi ki…
‘Kaldırım Serçesi, Sokak Kızı İrma, Edith Piaf, Mehmene Banu, Zilha’ deyince akla gelen, Türkiye’nin ilk primadonna annenin ve ilk operet kurucu babanın evladı olan, tiyatronun kilometre taşlarından Gülriz Sururi’yi, 31 Aralık 2018’de, aramızdan ayrılışının yıldönümünde, bu yazımla; sevgiyle ve özlemle anmak, selamlamak istedim bir kez daha!