A Milli Takımımız, UEFA Uluslar Ligi’nde ilk kez mücadele edeceği A Ligi sahnesinde adeta ‘Ateşten gömlek’ olarak nitelendirilen bir gruba düştü. A1 Grubu’nda Fransa, İtalya ve Belçika gibi Avrupa futbolunun ağır topları yer alıyor. Kağıt üzerinde bakıldığında bu üç rakip de, son yıllarda büyük turnuvalarda istikrarlı performans sergilemiş, dünya futbolunun elit takımları arasında gösterilen ekipler. Ancak futbol sadece isimlerden ibaret değil ve ‘Bizim Çocuklar’ın bu grupta sürpriz yapma ihtimali de yabana atılacak cinsten değil.
Öncelikle gruptan çıkma formatına bakmak gerekiyor. A Ligi’nde ilk iki sırayı alan takımlar çeyrek finale yükseliyor. Bu da Türkiye için matematiksel olarak işin biraz daha umut verici olduğu anlamına geliyor. Üç güçlü rakip arasında en az birini geride bırakmak, hedef olarak ulaşılmaz değil. Özellikle son yıllarda milli takımın büyük maçlarda gösterdiği direnç, bu tür gruplarda puan çıkarma ihtimalini artırıyor.
Fransa, kadro kalitesi ve bireysel yetenek açısından grubun açık favorisi konumunda. İkincilik için İtalya ve Belçika ile kıyasıya bir yarış verir. Ay Yıldızlıların içeride alacağı puanlar bu yarışın kaderini belirler ve gruptaki dengeleri tamamen değiştirebilir.
Burada teknik direktörümüzün İtalyan olması da ilginç bir hikayenin simgesi olabilir. Vincenzo Montella’nın özellikle kendi ülkesi karşısında özel bir motivasyon yüklenmesi hayli olası. Sonuçta genç ve dinamik kadro yapımız, yoğun fikstürde en önemli avantajlarımızdan biri olabilir.
Bu grupta Milli takımımızın ana hedefi, ilk iki sırayı zorlamak olmalı. Gerçekçi bir senaryoda Fransa’nın liderliği alması beklenirken, olasılıklara bakıldığında gruptan çıkma şansımız kağıt üzerinde yüzde 25–35 bandında öngörülebilir. Bu oran, rakiplerin kadro değerleri ve turnuva tecrübeleri düşünüldüğünde makul bir tahmin. Ancak futbolun doğasında sürprizler her zaman vardır. Ay Yıldızlıların büyük maç motivasyonu, genç oyuncuların enerjisi ve teknik heyetin doğru planlamasıyla bu oranların çok daha yukarı çıkması mümkün.
Kısacası bu grup, milli takım için hem büyük bir sınav hem de önemli bir fırsat. A Ligi’nde kalıcı olmak ve Avrupa’nın elit takımları arasına adını yazdırmak isteyen ‘Bizim Çocuklar’ için bu tür zorlu gruplar, korkulacak değil, kendini kanıtlama fırsatı olarak görülmeli. Eğer Ay Yıldızlılar iç sahadaki maçlarda hata yapmaz ve deplasmanlardan sürpriz puanlar alabilirse, gruptan çıkmak hiç de hayal olmayacaktır.
Hoşçakalın...