Türk futbolunda yeni bir sezonun kapısını aralarken, bu kez farklı bir heyecan taşıyorum içimde. Çünkü Avrupa kupalarındaki temsilcilerimize baktığımızda, uzun zamandır özlediğimiz bir tabloyla karşı karşıyayız.

Dört büyük takımımızın tamamı, 2026-27 sezonunda Avrupa kupalarının lig aşamasında mücadele edecek. Dahası, tam 19 sezon sonra Fenerbahçe ile Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde birlikte, Beşiktaş Avrupa Ligi’nde, Trabzonspor ise Konferans Ligi’nde Türkiye’yi temsil edecek.

Özellikle Fenerbahçe’nin 17 yıl sonra yeniden Şampiyonlar Ligi sahnesine çıkacak olması, bu tablonun en dikkat çekici detaylarından biri. Sarı Lacivertliler, Devler Ligi yolunda oynadığı altı karşılaşmada dört galibiyet ve iki beraberlik alarak namağlup ilerledi. Kadıköy’de 1-1 berabere kaldığı Lyon’u Fransa’da 2-1 mağlup eden Fenerbahçe, 3-2’lik toplam skorla adını lig aşamasına yazdırdı.

Bence bu başarıya sadece bir eleme turunu geçmek olarak bakmamak gerekiyor. Avrupa’nın en önemli organizasyonlarından birinde yeniden yer almak, Türk futbolunun özgüveni açısından da önemli.

Beşiktaş’ın Avrupa Ligi yolculuğu da benzer bir hikâye içeriyor. Siyah Beyazlılar altı maçta beş galibiyet alarak dikkat çekici bir performans ortaya koydu. Kauno Zalgiris karşısında deplasmanda alınan 1-0’lık yenilgi ise İstanbul’daki 3-0’lık galibiyetin ardından turu engelleyemedi.

Trabzonspor’un Avrupa Ligi’ne veda etmesi elbette hepimizi üzdü. Ancak Bordo Mavililerin Konferans Ligi’nde yoluna devam edecek olması, Türkiye’nin Avrupa’daki temsil gücünün yüksek kalmasını sağlıyor.

Daha sırada Galatasaray var. Onların da sahne almasıyla birlikte dört büyük takımımızı Avrupa’nın üç farklı kupasında izleyeceğiz. Bu durum, yalnızca taraftarlar açısından değil, Türk futbolunun uluslararası görünürlüğü bakımından da önemli bir fırsat.

Üstelik ülke puanı açısından da önümüzde değerli bir dönem var. Türkiye’nin 48,275 puanla Avrupa sıralamasında 9. sırada bulunduğu bu süreçte, lig aşamalarında alınacak her galibiyetin ve beraberliğin ayrı bir önemi olacak.

Henüz yolun başındayız. Avrupa kupalarında birkaç başarılı sonuç almak, bir anda büyük hedeflere ulaşacağımız anlamına gelmiyor tabi ki. Lig aşamalarında çok daha zorlu rakipler ve uzun bir maraton bizleri bekliyor.

Fakat bütün bunların ötesinde güzel bir gerçek var ki, o da uzun zamandır ilk kez, Avrupa kupalarını takip ederken dört büyük takımımızın da heyecanını aynı anda yaşayacağız.

Belki de bu yüzden 2026-27 sezonuna biraz daha farklı bakmak gerekiyor.

Çünkü bu kez yalnızca Avrupa’da bulunan Türk takımları değil, Avrupa’nın lig aşamalarında, yeniden daha görünür olan bir Türk futbolu var.

Hoşçakalın…