"MUAVVİZETEYN,” FELAK VE NÂS SURE’LERİ!.. ( 4 )
Ebû Hüreyre radiya’llâhu anh’den rivâyete göre, Resûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “ Her Peygamber’in kendisine has müstecab( kabul buyrulan) bir du’â’sı vardır. Onunla Allâh’a du’â edegelmiştir. Fakat ben bu du’âmı âhirette ümmetime şefâ’at etmek için saklıyorum,” ( Tecrid-isarîh/ Cild/12/ Sahife/331/ Hadis NO:2140)
Yine Ebû Hüreyre radiya’llâhu anh’den Nebî salla’llâhu aleyhi ve sellem’in:” Vallâhi ben Allah’a günde yetmiş def’a’dan çok muhakkak istiğfâr ve tevbe ederdim!” buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur. ( Tecrîd/12/335/2142)
Başka bir rivâyette isi günde yüzden fazla istiğfâr ve tevbe ettiği vairid’dir.
İbn-i Abbas radiya’llâhu anhümâ’ dan Resûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem’in hüzün ve keder halinde şu meâlde du’â buyurduğu rivâyet olunmuştur; “Lâ İlâhe ille’llâhu el-Azîm, el- Halîm, Lâ ilâhe ille’llâhu Rabbü’l-arşı’l-Azîm, Lâ İlâhe ille’llâhu Rabbüs-Semevâti ve Rabbü’l-arzı ve Rabbü’l-arşı’l-Kerîm= İbâdete layğık hiç bir ilâh yoktur; ancak azamet ve vakar sahibi Allah vardır. İbâdete Lâyık hiç bir ilâh yoktur; ancak Arş-ı Azîm sahibi Allah vardır. İbâdete ayık hiç bin ilâh yoktur; ancak göklerin ve yerin sahibi ve Arş-ı Kerim’in sahibi Allah vardır.” ( Tecrid/12/343/2151)
Enes İbn-i Malik radiya’llâhu anh’den Nebî salla’llâhu aleyhi ve sellem’in en çok okuduğu du’â şu idi dediği rivâyet olunmuştur: Allâhümme âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fi’l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe’n-nâr= Rabbimiz, bize dünya’da bir güzellik ver, âhirette de bir güzellik ver, ve bizi ateş azâbından koru!( Tecrid/12/348/2155)
Ebû Hüreyre radiya’llâhu anh’den Resûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve selem’in : ( Her kim günde yüz kerre” Süphâne’llâh ve bi’hamdihi= Allah’ı tesbih ve Allah’a hamd ederim,” derse o kimsenin ( Alah Hakkı olan günahları- deniz köpüğü kdar çok olsa bile- mahv-u mağfiret olunur,” buyurduğu rivâyet olunmuştur. ( Tecrid/12/352/2159)
Yine Ebû Hüreyre radiya’llâhu anh’den Nebî salla’llâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur. İki kelime ( iki cümle) vardır ki, onlar Rahman ( olan Allah)a sevgili, dile hafif, mîzan’da ağırdır.( Bu Mübârek kelimeler): “ Süphâna’llâh ve bi’hamdihî süphâna’llâhi’l-azîm” dir ki, Allah’ı tesbih ve Allah’a hamd ederim. Yine büyük olan Allah’ı tekrar tesbih ederim,” demektir.( Tecrid/12/429/2180)
Yukarıdaki hadis-i Şerif’lerde afv mutlak zikrolunmuştur, hudud(sınır) zikrolunmamıştır. Bunu diğer nususu’n( kat’î delillerin) delâletiyle öğreniyoruz Şöyle ki,” Eğr siz men’ olunduğunuz büyük günahlardan çekinirseniz, biz de sizin öbür günahlarınızı bağışlarız.( Nisa/4/31) kavli Şerifi mucibince büyük günahlardan içtinab edilmesi şartıyla istiğfâr etmeksizin bile afvolunacağı tebşir buyrulmuş oluyor. Çok kolay ve pek büyük tebşir( müjde) ihtiva eden bu du’â’lara da devam olunmalıdır. Ancak bütün hadis şârih’lerinin ehemmiyyetle kaydettikleri üzere, bu afv Allah hakkına aid olan günahlardan afvdır. Kul hakkı ise, yalnız helallaşmakla sakıt olacağından,(düşeceğinden) tercümede Allah hakkı tasrih edilmiştir.
Peygamber Efendimiz salla’llâhu aleyhi ve selem Efendimizin, kavlî sünnet’leri ümmetini bağladığı gibi, fi’î’^lî ve ikrârî sünnetleri de bağlar.Bu bakımdan Peygamber’imiz günde yetmiş, ya da yüz kerre tevbe-i İstiğfâr’da bulunduğuna gre, ümmetin herbir ferdine günde yetmiş veya yüz kerre tevbe-i İstiğfâr sünnettir. Peygamber’imizin çok kerre okuduğu du’â’ları okumak da sünnettir.