İnsan, hayatı boyunca pek çok kez yeni başlangıçlar yapar. Bazen bir karar alır, bazen kendisine yeni bir yol çizer, bazen de uzun zamandır ertelediği bir hayalin peşinden gitmeye karar verir. Fakat başlangıç yapmak kadar önemli olan bir başka şey vardır: Başladığı yolda yürümeye devam edebilmek.

Hedef sahibi olmak, yalnızca gelecekte ulaşılmak istenen bir noktayı belirlemek değildir. Hedef, insanın bugünkü davranışlarına yön veren, zamanını nasıl değerlendireceğini belirleyen ve karşılaştığı zorluklar karşısında ona yeniden ayağa kalkma gücü veren bir pusuladır. Çünkü nereye gideceğini bilmeyen bir insan, önüne çıkan her yol ayrımında kararsız kalabilir. Oysa hedefini bilen kişi, hangi yoldan ilerlemesi gerektiğini daha iyi anlar.

Günümüzde özellikle gençler için hedef belirlemek her zamankinden daha önemli. Çünkü gençler, bir yandan kendi geleceklerini şekillendirmeye çalışırken diğer yandan çevrelerinden gelen beklentilerle, başarı ölçütleriyle ve zaman zaman birbirleriyle yapılan karşılaştırmalarla mücadele ediyor. Kimi arkadaşının başarısını kendisine ölçü alıyor, kimi bir sınav sonucunu bütün geleceğinin belirleyicisi olarak görüyor. Oysa unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek var: Her insanın yolculuğu kendine özgüdür.

Bir öğrencinin hedefi yalnızca iyi bir liseyi kazanmak, yüksek bir puan almak ya da bir sınavda derece yapmak olmamalıdır. Bunlar elbette önemli basamaklardır. Ancak asıl hedef; öğrenmeyi seven, sorumluluk alabilen, karşılaştığı sorunlara çözüm üretebilen ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir birey olmaktır. Sınavlar bu yolculuğun bir parçasıdır, tamamı değil.

Peki, bir hedefe ulaşmak için ne yapmak gerekir?

Öncelikle hedefin gerçekçi ve kişiye ait olması gerekir. Başkalarının bizim için belirlediği hedefler, bir süre sonra üzerimizde ağır bir yük hâline gelebilir. İnsan, gerçekten istediği bir şey için emek verdiğinde zorluklara karşı daha dirençli olur. Bu nedenle her birey önce kendisine şu soruyu sormalıdır: Ben ne istiyorum ve bunun için bugün ne yapabilirim?

İkinci önemli nokta ise istikrardır. Çünkü başarı çoğu zaman büyük ve dikkat çekici adımların değil, her gün tekrar edilen küçük çabaların sonucudur. Bir gün saatlerce çalışıp sonraki günlerde bütün düzeni bırakmak yerine, her gün belirli bir sorumluluğu yerine getirmek çok daha değerlidir. Bir konuyu öğrenmek, anlamadığı bir soruyu yeniden çözmek, eksiklerini fark etmek ve yanlışlarından ders çıkarmak… Bunların her biri hedefe doğru atılmış küçük ama anlamlı adımlardır.

Özellikle sınav hazırlık sürecinde öğrencilerin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de sabırdır. Çünkü emek verilen her çalışma hemen sonuç vermeyebilir. Bazen deneme sınavında beklenen puan alınamaz, bazen çözülemeyen sorular motivasyonu düşürür, bazen de insan kendi çabasını sorgulamaya başlar. İşte tam da bu noktada hedefin önemi ortaya çıkar.

Bir deneme sınavında alınan düşük sonuç, öğrencinin kapasitesini değil, o anki eksiklerini gösterir. Yanlış yapılan her soru, üzerinde çalışılması gereken bir konunun işaretidir. Önemli olan yanlış yapmamak değil, yanlışlardan öğrenebilmektir. Çünkü gelişim, insanın eksiklerini kabul etmesiyle başlar.

Burada ailelere ve eğitimcilere de önemli görevler düşmektedir. Çocukların yalnızca sonuçlarına odaklanmak yerine gösterdikleri çabayı görmek, onları başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi gelişimlerini fark etmelerini sağlamak gerekir. Her öğrencinin öğrenme hızı, ilgi alanı ve güçlü olduğu yönler farklıdır. Bir çocuğun başarısını yalnızca aldığı puanla değerlendirmek, onun ortaya koyduğu emeği ve potansiyeli görmezden gelmek anlamına gelebilir.

Unutulmamalıdır ki bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey, kendisine inanılmasıdır. Bazen doğru zamanda söylenen bir cümle, bazen gösterilen küçük bir destek, bazen de yalnızca yanında olunduğunu hissetmesi onun bütün bakış açısını değiştirebilir.

Hedefe ulaşma yolunda motivasyon da önemlidir ancak motivasyonun her zaman aynı seviyede kalmasını beklemek gerçekçi değildir. Bazı günler insan çok istekli olur, bazı günler ise hiçbir şey yapmak istemez. Önemli olan yalnızca istekli olduğumuz günlerde çalışmak değil, isteğimizin azaldığı zamanlarda da sorumluluklarımızı sürdürebilmektir. Çünkü disiplin, motivasyonun olmadığı günlerde de insanı yolunda tutan en önemli güçlerden biridir.

Bir başka önemli mesele de sabırlı olmaktır. Bugün atılan bir adımın sonucunu yarın görmek mümkün olmayabilir. Bir tohumun toprağın altında büyümesi gibi, insanın emeği de bazen görünmeden ilerler. Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey değişmiyor gibi görünse de her tekrar, her çalışma ve her yeni öğrenilen bilgi insanı hedefine biraz daha yaklaştırır.

Belki de hedeflerimizle ilgili en büyük yanılgımız, başarıya giden yolun her zaman düz ve kolay olacağını düşünmemizdir. Oysa hiçbir yolculuk kusursuz ilerlemez. Planlar değişebilir, beklenmedik engeller çıkabilir, bazen yeniden başlamak gerekebilir. Ancak bunların hiçbiri hedefimizden vazgeçmemiz gerektiği anlamına gelmez. Bazen yönümüzü değiştirmek gerekir ama yürümekten vazgeçmek zorunda değiliz.

Sonuç olarak hedef, yalnızca ulaşılacak bir yer değil; insanı değiştiren, geliştiren ve olgunlaştıran bir yolculuktur.

Bugün kendimize koyduğumuz hedefler, yarın nasıl bir insan olacağımızı da şekillendirir. Bu nedenle hayal kurmaktan korkmamalı, kendimize inanmaktan vazgeçmemeli ve emek vermeyi ertelememeliyiz. Çünkü büyük başarıların arkasında çoğu zaman kimsenin görmediği küçük mücadeleler vardır.

Belki bugün istediğimiz yerde değiliz. Belki yolun henüz başındayız. Belki de önümüzde aşmamız gereken pek çok engel var. Fakat önemli olan nerede olduğumuzdan çok, hangi yöne doğru ilerlediğimizdir.

Kendimize bir hedef belirleyelim. O hedef için çalışalım, sabredelim ve gerektiğinde yeniden başlayalım. Çünkü insanın kendisine verebileceği en değerli söz, hayallerini gerçekleştirmek için elinden geleni yapacağına dair verdiği sözdür.

Unutmayalım: Hedefi olan insanın bir yönü, emeği olan insanın ise bir umudu vardır. Ve bazen geleceği değiştiren şey, bugün vazgeçmemeyi seçmektir.