Gaz, güç ve gelecek… Hepsi aynı denizin dibinde. Türkiye bu oyunda aklını mı kullanacak, yoksa başkalarının hamle tahtasında piyon mu olacak?

Doğu Akdeniz yeniden dünyanın radarında. İsrail’in Avrupa’ya açılmak istediği enerji hattı, ABD’nin Suriye statüsünü yeniden şekillendirme planları, Avrupa’nın Rus gazına alternatif arayışı…

Hepsi tek bir noktada kesişiyor: Türkiye’nin elindeki coğrafya.

Artık mesele sadece enerji değil, varlık ve etkinlik mücadelesi.

Doğu Akdeniz, sessiz bir savaş sahnesine dönüştü. Savaşın cephanesi silah değil; doğal gaz, diplomasi ve strateji.

Bu denklemde kim hata yaparsa, oyunun dışına itilir.

İsrail’in Avrupa’ya gaz satma hevesi, Mısır üzerinden LNG rotalarıyla güçlenirken, Türkiye’nin önemi daha da artıyor. Çünkü bu hattın en güvenli, en kısa, en mantıklı yolu hâlâ Türkiye’den geçiyor.

Ama oyun kurucuların hedefi belli: Ankara’yı denklemin dışına itmek.

Peki biz ne yapmalıyız?

Tam da şimdi, sabırla ama akılla hareket etmeliyiz.

Mavi Vatan sadece haritada bir renk değildir; geleceğin ekonomik bağımsızlığıdır.

Bir boru hattının güzergâhı, yarın çocuklarımızın refahını belirleyecek kadar önemlidir.

Türkiye bu dönemde üç büyük hatayı yapmamalı:

- Kısa vadeli kazanımlar uğruna diplomatik kartlarını harcamamalı.

-İç politik hesaplarla dış politik refleksleri karıştırmamalı.

-Jeopolitik zenginliğini, duygusal reflekslerle değil; teknik, ekonomik ve akılcı adımlarla korumalı.

ABD’nin Suriye hamleleri yeniden şekillenirken, bölgede yeni roller dağıtılacak.

Belki “Ortadoğu’nun hamisi” sıfatı birilerine verilecek.

Ama biz, hamilik değil, kendi kaderimizin hakimi olmalıyız.

Doğu Akdeniz bir enerji sahası değil sadece ayrıca sabır ve zeka testi.

Ve Türkiye bu testi ya geçecek…

Ya da elindekileri masada başkalarına bırakacak.

Gazın bulunduğu denizde, söz hakkını kim belirleyecek ? Biz mi, başkaları mı?”

Cevap, bugünden attığımız adımlarda gizli.