Enflasyon, savaş, borç ve yapay zekâ… Dünya ekonomisi yeni bir dönemin eşiğinde
İstanbul'da sadece bir ekonomi toplantısı yapılmıyor.
Dünyanın önemli merkez bankalarının başkanları ve üst düzey ekonomi yöneticileri, küresel ekonominin geleceğini konuşmak üzere aynı masada buluşuyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın ev sahipliğinde düzenlenen İstanbul Ekonomi Forumu 8 ve 9 Ekim tarihlerinde .
Masadaki başlıklar ise hiç de sıradan değil.
Enflasyon, para politikası, artan borç yükü, küresel ekonomideki parçalanma, ticaretteki belirsizlikler ve yapay zekânın ekonomiye etkileri...
Kısacası dünyanın para politikasını yöneten isimler, eski ekonomik düzenin yeni şartlara nasıl uyarlanacağını tartışma konusu.
Foruma Türkiye'den Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın yanı sıra ABD Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller ve İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey de katılıyor.
Toplamda 16 merkez bankası başkanı ve 8 merkez bankası başkan yardımcısının İstanbul'da bir araya gelmesi bekleniliyor.
Peki dünyanın ekonomi yönetimindeki bu isimleri neden İstanbul'da?
Bence asıl soru bu.
DÜNYANIN EKONOMİK DENGESİ DEĞİŞİYOR
Bir dönem merkez bankalarının en önemli gündemi enflasyondu.
Faiz artırılır, talep azaltılır ve fiyat artışlarının önüne geçilmeye çalışılırdı.
Bugün ise denklem çok daha karmaşık.
Bir ülkede başlayan savaş, dünyanın başka bir ülkesindeki enerji fiyatını etkiliyor.
Deniz taşımacılığındaki bir kriz, binlerce kilometre uzaktaki üreticinin maliyetini değiştiriyor.
Ticaret savaşları, ülkeleri yeni tedarik zincirleri kurmaya zorluyor.
Devletlerin borçları büyüyor.
Ve bütün bunların üzerine yapay zekâ gibi ekonominin çalışma biçimini değiştirebilecek bir teknoloji geliyor.
Dolayısıyla merkez bankalarının önündeki soru artık yalnızca “Faiz kaç olacak?” sorusu değil.
Daha büyük soru şu:
Dünya ekonomisi nereye gidiyor?
İstanbul'daki toplantının önemi de burada.
Forumun resmi gündeminde giderek parçalanan küresel ekonomide yol alma, belirsizlik altında para politikası, borç dinamikleri ile yapay zekâ ve dijital inovasyonun makroekonomik politika üzerindeki etkileri bulunuyor.
PETROLÜN, SAVAŞIN VE ENFLASYONUN GÖLGESİ
Dünya ekonomisini yalnızca merkez bankalarının faiz kararları belirlemiyor.
Enerji fiyatları da belirliyor.
Savaşlar da belirliyor.
Ticaret yolları da belirliyor.
Bu nedenle bugün merkez bankalarının en büyük sorunlarından biri, kendi ülkelerinin sınırları dışında ortaya çıkan gelişmelerin ekonomilerine etkisini hesaplamak.
Bir petrol krizinin enflasyonu nasıl değiştireceği...
Bir ticaret savaşının üretimi nasıl etkileyeceği...
Jeopolitik gerilimlerin yatırım kararlarını nasıl değiştireceği...
Bunların hiçbirinin merkez bankalarının kontrolünde olmadığını biliyoruz.
Ama sonuçları doğrudan merkez bankalarının önüne geliyor.
İşte para politikası açısından dünyanın yeni zorluğu burada başlıyor.
BORÇLAR BÜYÜRKEN FAİZLER NEREYE GİDECEK?
Bir başka büyük sorun da borç.
Devletlerin, şirketlerin ve hanehalklarının borç yükü arttıkça yüksek faiz ortamını uzun süre korumak daha zor hale geliyor.
Fakat faizleri hızlı biçimde düşürmek de enflasyon yeniden hızlanırsa başka bir problem yaratabiliyor.
Merkez bankaları iki tarafı aynı anda gözetmek zorunda.
Bir tarafta fiyat istikrarı...
Diğer tarafta ekonomik büyüme...
Ve üçüncü bir baskı olarak yükselen borç yükü.
İstanbul'daki forumda borç dinamiklerinin özellikle gündeme alınmasının nedeni de bu.
Çünkü önümüzdeki yıllarda dünya ekonomisinin en önemli sorularından biri, ülkelerin büyümeyi sürdürürken artan borçlarını nasıl yöneteceği olacak.
YAPAY ZEKÂ SESSİZCE EKONOMİYİ DEĞİŞTİRİYOR
Forumun belki de geleceğe dönük en dikkat çekici başlıklarından biri yapay zekâ.
Çünkü yapay zekâ artık yalnızca teknoloji şirketlerinin konusu olmaktan çıktı.
Bankacılıkta kullanılıyor.
Üretimde kullanılıyor.
Lojistikte kullanılıyor.
Finansal işlemlerde kullanılıyor.
Ve giderek çalışma hayatının kendisini değiştiriyor.
Burada henüz kesin cevabı olmayan çok önemli bir soru var:
Yapay zekâ üretkenliği artırarak ekonomiyi büyütecek mi?
Yoksa bazı sektörlerde istihdamı ve gelir dağılımını ciddi biçimde değiştirecek yeni bir dönem mi başlatacak?
Merkez bankaları açısından mesele bundan da büyük.
Çünkü teknoloji üretkenliği, fiyatları, yatırımları, iş gücü piyasasını ve ödeme sistemlerini değiştirdiğinde para politikasının işleyişi de bundan etkilenebilir.
Bu nedenle yapay zekânın İstanbul'daki ekonomi masasının gündemine girmesi tesadüf değil.
İSTANBUL'UN ÖNEMİ SADECE TOPLANTI DEĞİL
Dünyanın önemli ekonomi yöneticilerinin İstanbul'da buluşmasını yalnızca bir organizasyon olarak görmemek gerekiyor.
İstanbul, Avrupa ile Asya arasında ekonomik ve ticari bağlantıların kesiştiği bir merkez.
Türkiye de küresel ticaret, enerji, ulaştırma ve finans akımlarının içinde yer alan bir ülke.
Dolayısıyla dünyadaki ekonomik değişim Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor.
Dünyada faizlerin ne olacağı...
Doların gücü...
Enerji fiyatları...
Küresel ticaretin yönü...
Yapay zekânın üretim üzerindeki etkisi...
Bunların tamamı Türkiye'nin ekonomisini de etkileyebilecek başlıklar.
Bu nedenle İstanbul'da konuşulanlar, sadece merkez bankacıların ilgileneceği teknik meseleler değil.
Vatandaşın cebini de ilgilendiriyor.
Çünkü küresel ekonomideki her büyük değişimin bir süre sonra Türkiye'de bir karşılığı oluyor.
Bazen akaryakıt fiyatında...
Bazen kredi faizinde...
Bazen döviz kurunda...
Bazen de market rafındaki fiyatlarda.
BUGÜNÜN ASIL HABERİ NE?
Bugün belki gazetelerin ekonomi sayfalarında “Merkez bankacıları İstanbul'da buluştu” başlığını göreceğiz.
Ama bana göre asıl haber bunun arkasında.
Dünya ekonomisi yeni bir döneme giriyor.
Eski kuralların tamamı ortadan kalkmış değil.
Fakat yeni kurallar çoktan oluşmaya başladı.
Savaşlar ve jeopolitik gerilimler ticareti değiştiriyor.
Borç yükleri artıyor.
Yapay zekâ üretim biçimini değiştiriyor.
Merkez bankaları ise bütün bu değişimlerin ortasında fiyat istikrarını ve ekonomik büyümeyi aynı anda korumaya çalışıyor.
Bugün İstanbul'da aynı masaya oturan isimlerin önündeki mesele tam olarak bu.
Bu yüzden İstanbul Ekonomi Forumu'na yalnızca bir ekonomi toplantısı gözüyle bakmamak gerekiyor.
Çünkü burada konuşulanlar, yalnızca bugünün faiz oranlarını değil, yarının ekonomik düzenini de ilgilendiriyor.
Belki yıllar sonra bugünlere dönüp baktığımızda İstanbul'daki bu buluşmanın önemini daha iyi anlayacağız.
Çünkü bazen ekonomik dönüşümler büyük manşetlerle başlamaz.
Önce kapalı kapılar ardında konuşulur.
Sonra kararlar gelir.
Ardından dünya değişir.
Bugün İstanbul'da konuşulanların değeri de belki yıllar sonra daha iyi anlaşılacak.