Vatikan’ın geleneksel diplomasi trafiği içerisinde "ekümeniklik" kavramı, sıklıkla birleştirici bir söylem gibi sunulsa da, bu kavramın Doğu Hristiyanlığı ve özellikle Türkiye’nin egemenlik hakları çerçevesindeki izdüşümü oldukça sancılıdır. Papa’nın son dönemdeki "ekümenik" vurgulu ziyaretleri ve bu sıfatın altını ısrarla çizmesi, sadece dini bir temsilin ötesinde, siyasi ve hukuki bir meydan okumayı da bünyesinde barındırdığını düşünmekteyim.
Ruhani Bir Söylem mi, Siyasi bir Hamle mi?
"Ekümenik" kelime anlamı itibarıyla "evrensel" veya "tüm dünyayı kapsayan" bir birliği ifade etse de, Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk sisteminde ve Lozan Antlaşması'nın ruhunda bu kavramın yeri oldukça kısıtlıdır. İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’nin "Ekümenik" statüsüne büründürülmeye çalışılması, Papa’nın bu iddiayı destekleyen ziyaretleri, doğrudan Türkiye’nin iç hukukunu ve anayasal düzenini ilgilendiren bir meseledir. Vatikan’ın bu ajandayı her fırsatta sıcak tutması, aslında bir "dinler arası diyalog" köprüsü kurmaktan ziyade, Ortodoks dünyası üzerinde nüfuz kurma ve İstanbul merkezli bir "devlet içinde devlet" algısını meşrulaştırma çabası olabilir. Papa’nın bu sıfatı tanıyarak gerçekleştirdiği ziyaretler, Türkiye’nin egemenlik yetkilerini ve azınlıklar konusundaki net duruşunu görmezden gelen bir nezaketsizlik olarak okunmalıdır.
Lozan’ın Mirası ve Egemenlik Sınırı 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması, Fener Rum Patrikhanesi’ni sadece Türkiye’deki Rum Ortodoks azınlığın dini hizmetlerini gören bir kurum olarak tanımlamıştır. Bu kurumun evrensel bir siyasi güç merkezi haline getirilme çabası, Lozan’ın getirdiği dengeyi bozma niyetinden başka bir şey değildir. Papa’nın bu "ekümeniklik" şemsiyesi altında gerçekleştirdiği ziyaretler, tarihsel bir rövanşizmin modern bir diplomatik ambalaja bürünmüş halidir. Gerçek bir hoşgörü ve diyalog, tarafların birbirinin egemenlik haklarına ve hukukuna saygı duymasıyla mümkündür. Ancak görünen o ki, Vatikan’ın önceliği diyalog değil, tarihsel iddiaları diplomatik bir emrivakiyle dünya kamuoyuna kabul ettirmektir. Bu tür bir yaklaşımın Türkiye’de sıcak karşılanmasını beklemek, hem tarihi hem de hukuki gerçeklerle bağdaşmamaktadır.
Kaynakça Bu yazıdaki argümanlar, Türkiye’nin resmi tezi ve uluslararası hukuk metinlerine dayanılarak oluşturulmuştur: • Lozan Barış Antlaşması (1923): Azınlıkların korunması ve dini kurumların statüsüne ilişkin ilgili maddeler (Özellikle 37-45. maddeler). • T.C. Yargıtay 4. Ceza Dairesi Kararı (2007): Patrikhanenin "ekümenik" sıfatını kullanamayacağına dair kesinleşmiş yargı kararı. • Meray, S. L. (1973): Lozan Barış Konferansı: Tutanaklar, Belgeler. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları. • Pazarcı, H. (2019): Uluslararası Hukuk Dersleri. Turhan Kitabevi (Ekümeniklik ve egemenlik hakları üzerine değerlendirmeler). • Gözler, K. (2003): Hukuka Giriş. Ekin Yayınları (Dini kurumların kamu hukuku içindeki statüsü üzerine).