
Konusunu 1924 yılındaki Türk-Rum nüfus mübadelesini alan dokunaklı bir tiyatro oyunu “Hayali’nin Hayali” nin 7 Ekim günü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yapılan ilk gösterimindeydim. Salonun bu kadar kalabalık oluşu konunun benim kadar tüm izleyenlerinde ilgisinde olduğunu açıkça belli ediyordu. Üstelik yaz günlerinde çektiğimiz hasret bugün sona eriyordu. Heyecanlıydık.
Bir çocuğun gözünden aktarılan hikayede, Hayali’nin de içinde olduğu, yurtlarından ayrılarak yeni bir hayat kurmak zorunda bırakılan bir grup Türk ve Rum mübadilin ve kendi ustası Mehmet Yorgi’nin hikayesi anlatılıyor.
Kırk yılı aşkın Karagöz ve kukla oynatıcısı olan Hayali Tacettin Çınar, jübile gecesinde icat ettiği hayal kutusunu açarak hikayesini anlatmaya başlar. Geçmişi anlattıkça perdedeki gölgeler ete kemiğe bürünür ve sahneye gitmek istedikleri ülkelere varamadan ıssız ve lanetli bir adaya düşmüş o kişiler hikayeye müdahil olur. Korku ile umudu, acı ile kahkahayı aynı anda içinde taşıyan, birbirine pek benzer insanların hikâyesidir bu. Issız adadaki karşılaşma aşk, dostluk, acı ve kahkaha içinde var olma mücadelesi derin ve etkileyici unsurları merceğe alarak akıcı bir performansla sahneye aktarılmış..
Oyunun yönetmeni Yiğit Sertdemir ‘in oyun üzerine aktarımı prodüksiyonun özüne ışık tutuyor;
“Seyredeceğiniz oyun; tarihimizin büyük yaralarından birini alıyor merceğine. Mübadelenin izlerini. Ama orada da kalmıyor. Kendi çocukluğumuza, ailelerimize, sevenlerimize, sevdiklerimize, sanata, mesleğimize, masala; hasılı bizi bugün biz yapan her kim her ne varsa hepsine de el sallıyor sevgiyle. Sevgi. Ne muazzam bir hadise. Hikayenin kahramanları; Mehmet Yorgi’nin büyüsü, Tacettin’in sevgisiyle çıkıyor huzurumuza. Yerinden olmuş her yüreğe ekilecek bir çiçek uzatmaya çalıştık sahneden. Aramıza çekilmiş, hem de toprağa verdiklerimizin üstüne dökülen çiçeklerle çekilmiş sınırları dağıtmaya, gerçek ile hayali birbirine katmaya, kalbimizle beynimizi barıştırmaya çalıştık.”
Müziğini Burçak Çöllü’nün, dramaturgisini Sinem Özlek’in, koreografisini Senem Oluz’un, dekor tasarımını Metin Deniz’in, kostüm ve kukla tasarımını Candan Seda Balaban’ın, ışık tasarımını Osman Aktan’ın, efekt tasarımını Metin Küçükyılmaz, Özgür Yaşar İşler’in yaptığı, fotoğraflarını Tuğçe Keçeci’nin çektiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Barış Çağatay Çakıroğlu, Caner Bilginer, Cem Baza, Dolunay Pircioğlu, Emre Çağrı Akbaba, Emrah Derviş Soylu, Engin Akpınar, Kutay Kırşehirlioğlu, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Şenay Bağ, Şirin Asutay, Zeki Yıldırım rol alıyor.
Evet… İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Burçak Çöllü’nün yazdığı, Yiğit Sertdemir’in yönettiği “Hayalî’nin Hayali” oyunuyla bu sezonun açılışını yaptı. Aidiyet, yerinden edilme, insanlık dayanışması ve sanatın iyileştirici gücü gibi temalar işlenerek, geleneksel gölge oyunu ve modern tiyatro tekniklerinin harmanı bir dinamizm içinde oyunu sonuna kadar götürdü. Mutlu huzurlu salonu terk ederken yüzlerde görülen tebessüm keyfiyetin bir göstergesiydi. Sanatın iyileştirici gücü de bu değil midir?
Oyun, 14-17 Ekim 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yeniden sanatseverlerle buluşacak bilginize olsun.