Girne-Taşucu seferindeki Filo Jet faciasında 8 ölü, 18 kayıp… 267 kişiyi taşıyan geminin geçmişi şimdi mercek altında

Bir gemi düşünün…
267 insanı taşıyor.
Girne’den Taşucu’na doğru yola çıkıyor.
Ve daha yolculuğun başında su almaya başlıyor.
Dakikalar içinde panik büyüyor.
Gemi alabora oluyor.
İnsanlar denize savruluyor.
Bazıları ters dönmüş geminin gövdesine tutunarak saatlerce yardım bekliyor.
Sonra o gemi, 514 metre derinliğe gömülüyor.
Geride ise 8 cansız beden, 18 kayıp ve hayatının en büyük korkusunu yaşayan yüzlerce insan kalıyor.
30 Ağustos 2026’da Girne açıklarında yaşanan Filo Jet faciasının üzerinden iki gün geçti.
Ama asıl hikâye henüz bitmedi.
Çünkü şimdi denizin üzerinde yaşanan faciadan çok daha önemli bir soru var:
FİLO JET NEDEN BATTI?
Ve bu sorunun hemen arkasından daha ağır olanı geliyor:
BU GEMİNİN GEÇMİŞİNDEKİ UYARILARI KİM GÖRMEDİ?
BİLANÇO AĞIR: 8 ÖLÜ, 18 KAYIP
30 Ağustos günü Girne Limanı’ndan Mersin Taşucu’na gitmek üzere hareket eden Filo Jet’te 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişi bulunuyordu.
Geminin kalkışından kısa süre sonra su almaya başladığı bildirildi.
Kurtarma ekipleri kısa sürede bölgeye sevk edildi.
Türkiye ve KKTC’nin hava ve deniz unsurları arama-kurtarma çalışmalarına katıldı.
Son açıklanan bilançoya göre 241 kişi kurtarıldı, 8 kişi hayatını kaybetti ve 18 kişi için arama çalışmaları sürdü.
KKTC’de 31 Ağustos’tan 2 Eylül’e kadar üç günlük ulusal yas ilan edildi.
Kaptan dahil 8 kişi gözaltına alındı ve haklarında adli süreç başlatıldı.
KKTC Başbakanı Ünal Üstel de soruşturmanın her yönüyle yürütüleceğini, ihmal varsa sorumluların ortaya çıkarılacağını açıkladı.
Buraya kadar bildiğimiz tablo bu.

8 insanın nasıl öldüğünü bilmek başka, 267 insanın neden böyle bir tehlikeye sürüklendiğini anlamak başka.

GEMİDE NE OLDU?
Kazanın kesin nedeni henüz açıklanmış değil.
Ancak ilk bilgiler, geminin hareketinden kısa süre sonra su almaya başladığını gösteriyor.
Bazı kurtulan yolcular, geminin baş tarafında sorun fark ettiklerini ve görevlileri uyardıklarını ileri sürdü.
Bazı tanık anlatımlarında ise yolcuların yeterince bilgilendirilmediği, can yeleklerinin yetersiz kaldığı ve tahliye sürecinde ciddi kargaşa yaşandığı iddiaları yer aldı.
Bunlar şu aşamada tanık iddialarıdır.
Kesinleşmiş gerçekler değildir.
Ve tam da bu nedenle savcılık soruşturması açısından son derece önemlidir.
Çünkü eğer yolcuların anlattıkları doğruysa, soruşturmanın yalnızca “gemi neden su aldı?” sorusuna değil;
“Su alma fark edildiğinde ne yapıldı?”
sorusuna da cevap vermesi gerekecek.
Bir başka kritik nokta ise zaman.
Gemi ne zaman su almaya başladı?
İlk uyarı ne zaman yapıldı?
Kaptan ne zaman haberdar oldu?
Acil durum çağrısı saat kaçta gerçekleştirildi?
Tahliye emri ne zaman verildi?
İlk kurtarma botu bölgeye kaç dakika sonra ulaştı?
Bütün bu soruların cevabı, facianın gerçek hikâyesini ortaya çıkarabilir.

23 YIL ÖNCEKİ KAYIT NEDEN ŞİMDİ ÖNEMLİ?
Filo Jet faciasından sonra geminin geçmişine ilişkin dikkat çekici kayıtlar ortaya çıktı.
Bugünkü Filo Jet'in 2000 yılında Fransa'da Iris Jet adıyla inşa edildiği ve 2003 yılında Taşucu-Girne hattında çalıştığı bilgisi yayımlandı.
Daha çarpıcı olan ise 2003 yılına ilişkin kayıt.
Geminin o dönemde bir liman manevrası sırasında hasar aldığı ve birkaç gün sonra su alma olayı yaşadığı bildirildi. Geminin ilerleyen yıllarda haciz nedeniyle uzun süre Taşucu Limanı'nda bağlı kaldığına ilişkin bilgiler de yayımlandı.
Şimdi burada çok önemli bir gazetecilik çizgisi çekelim:
2003'te su almış olması, 2026'daki facianın nedeninin aynı olduğu anlamına gelmez.
Bunu söylemek için teknik inceleme gerekir.
Ama şu soruyu sormak son derece meşrudur:
Bir geminin 23 yıl önceki hasar ve su alma kayıtları, bugün sefere çıkmadan önce incelendi mi?
İşte soruşturmanın önemli başlıklarından biri budur.
Çünkü bir geminin adı değişebilir.
Şirketi değişebilir.
Yıllar içinde bakım ve yenileme yapılabilir.
Ama geminin geçmişi kaybolmaz.
Denizcilikte geçmiş, geminin hafızasıdır.
Ve Filo Jet'in hafızasının şimdi baştan sona okunması gerekiyor.

26 YILLIK GEMİNİN SİCİLİ MASAYA YATIRILMALI
Filo Jet'in geçmişi yalnızca 30 Ağustos sabahından ibaret değil.
Geminin 26 yıllık denizcilik geçmişi araştırılmalı.
Hangi şirketler tarafından işletildi?
Hangi ülkelerde çalıştı?
Hangi tarihlerde bakım gördü?
Kaç kez teknik kontrolden geçti?
Geçmişte kaç kaza veya hasar yaşadı?
Hangi parçaları değiştirildi?
Gövdesinde daha önce onarım yapıldı mı?
Son büyük bakım ne zaman gerçekleştirildi?
Ve bütün bu işlemler hangi belgelerle kayıt altına alındı?
Bunların tamamı ortaya çıkarılmadan “kötü hava” veya “talihsiz kaza” açıklaması facianın bütününü anlatmaya yetmez.
Çünkü bir gemi denize çıktığında yolcu, geminin geçmişini bilmek zorunda değildir.
O geçmişi bilmek ve gerekli kontrolleri yapmak, sistemi işletenlerin görevidir.

KAPTAN VE 7 MÜRETTEBAT TUTUKLANDI; PEKİ DOSYA BURADA MI BİTECEK?
Hayır.
Eğer soruşturma yalnızca gemide bulunan 8 kişinin sorumluluğuna indirgenirse, facianın arkasındaki olası sistem zinciri gözden kaçabilir.
Çünkü bir geminin sefere çıkabilmesi için yalnızca kaptanın kararı yetmez.
Arkasında şirket vardır.
Teknik bakım vardır.
Denetim vardır.
Sertifikalar vardır.
Liman prosedürleri vardır.
Gemi güvenliği vardır.
Ve bütün bunların birbiriyle bağlantılı olduğu bir sistem vardır.
Bu nedenle soruşturmanın sorması gereken sorular çok açık:
Geminin son teknik kontrolünü kim yaptı?
Son bakım raporunda ne yazıyordu?
Geminin gövdesi ne zaman kontrol edildi?
Su geçirmez bölmeler ve acil durum sistemleri ne zaman denetlendi?
Can kurtarma ekipmanlarının yeterliliği kim tarafından kontrol edildi?
30 Ağustos günü sefere çıkış kararı hangi verilere dayanıyordu?
Hava ve deniz koşulları kim tarafından değerlendirildi?
Ve en önemlisi:
BU GEMİYE “SEFERE UYGUNDUR” ONAYINI KİM VERDİ?

514 METRE DERİNLİKTEKİ ENKAZIN KARA KUTUSU
Filo Jet yaklaşık 514 metre derinliğe battı.
Bu, soruşturmanın teknik boyutunu zorlaştıran en önemli unsurlardan biri.
Ancak geminin denizin dibinde olması, gerçeğin de orada olduğu anlamına gelmiyor.
Çünkü asıl soruşturma belgeler üzerinden de yürütülebilir.
Seyir kayıtları…
AIS verileri…
Meteorolojik kayıtlar…
Telsiz konuşmaları…
Bakım belgeleri…
Denetim raporları…
Kaptan ve mürettebatın yeterlilik kayıtları…
Yolcu ve tanık ifadeleri…
Ve geminin geçmişi…
Bunların tamamı bir araya getirildiğinde, geminin son seferinin dakikaları yeniden oluşturulabilir.
Belki de facianın en önemli dakikaları, denizin 514 metre altında değil;
bir bilgisayar ekranında kayıtlıdır.

BİR GEMİ BATTI, AMA ASIL SORU ŞİMDİ BAŞLIYOR
Filo Jet faciası, Kıbrıs'ın son yıllardaki en ağır deniz felaketlerinden biri olarak hafızalara kazındı.
8 insan hayatını kaybetti.
18 insanın akıbeti için arama çalışmaları sürdü.
241 kişi kurtuldu.
Ancak bu rakamların arkasında yüzlerce ayrı hayat hikâyesi var.
Bir anne…
Bir baba…
Bir çocuk…
Bir eş…
Bir kardeş…
Bir evlat…
Bu nedenle bu facianın üzerine yalnızca birkaç günlük haber döngüsüyle gidilmemeli.
Çünkü yarın başka bir gemi Girne'den Taşucu'na hareket edecek.
Başka insanlar bilet alacak.
Çocuklar ailelerinin elinden tutup gemiye binecek.
Ve o insanlar gemiye bindiklerinde tek bir şeye güvenecek:
“Bu gemi güvenlidir.”
İşte devletin, şirketin ve denetim mekanizmasının vatandaşına vermek zorunda olduğu güven tam olarak budur.

SON SÖZ: ENKAZ DENİZİN DİBİNDE, CEVAPLAR MASANIN ÜZERİNDE
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
Filo Jet neden battı?
Ben ise soruyu biraz daha geriye götürüyorum:
Filo Jet'in batmasına giden yol nerede başladı?
İlk su alma anında mı?
Geminin baş tarafındaki hasarda mı?
Hava koşullarının değerlendirilmesinde mi?
Tahliye sürecinde mi?
Yoksa çok daha önce, geminin yıllar boyunca tutulduğu bakım ve denetim kayıtlarında mı?
Bunu henüz bilmiyoruz.
Ve bilmediğimiz şeyi olmuş gibi yazmak gazetecilik değildir.
Ama sorulması gereken soruları sormamak da gazetecilik değildir.
Bu nedenle Filo Jet dosyası yalnızca bir kaza dosyası olarak kalmamalı.
Bu;
bir denetim dosyasıdır.
Bir denizcilik güvenliği dosyasıdır.
Bir insan hayatı dosyasıdır.
Ve eğer soruşturma sonunda bir ihmal zinciri ortaya çıkarsa, zincirin yalnızca son halkasına değil, bütün halkalarına bakılmalıdır.
Çünkü 267 insanın bulunduğu bir gemi birkaç dakika içinde batabilir.
Ama bir facianın oluşmasına yol açan ihmaller varsa, onlar çoğu zaman birkaç dakikada oluşmaz.
Aylar sürer.
Yıllar sürer.
Bazen bir dosyanın içinde sessizce bekler.
Ta ki bir gün…
Bir gemi su alana kadar.
Filo Jet'in enkazı 514 metre aşağıda.
Ama bu facianın cevabı belki de denizin dibinde değil.
Bir bakım raporunda olabilir.
Bir denetim tutanağında olabilir.
Bir sertifikada olabilir.
Bir telsiz kaydında olabilir.
Bir tanık ifadesinde olabilir.
Ya da 23 yıl önce tutulmuş bir gemi sicilinde…
Şimdi yapılması gereken, gemiyi suçlamak değil; gerçeğin bütün zincirini ortaya çıkarmaktır.
Çünkü 8 insan öldü.
18 insan hâlâ aranıyor.
Ve olanları geride kalan herkesin bilmeye hakkı var.